Mehmet Şal
Bu gidişat nereye...
Küresel yapı bugün yalnızca krizlerin, kaosların ve savaşların değil, aynı anda yeni haritanın inşa edildiği bir dönemi yaşıyor. Bu haritada savaş, strateji, enerji hatları, teknoloji ve siyasi ittifaklar aynı anda yeni bir düzenin temel taşlarını oluşturuyor. Açık ifade etmek gerekirse, dünya yeniden sert bir güç rekabeti çağına giriyor.
Birkaç haftadır yaşanan savaşa baktığımızda cephe çatışması değil, devasa bir küresel hesaplaşmanın emarelerini görüyoruz. Savaşlar enerji yollarını kontrol etmek, ticaret koridorlarını belirlemek ve geleceğin jeopolitiğini şekillendirmek için yürütülüyor.
Bugün görülen gerilim hatları, aslında aynı büyük sorunun parçalarıdır.
Şimdi asıl merak edilen şudur: Küresel gücün yeni merkezi neresi olacak?
Bugün küresel harita üç eksen çevresinde tekrar şekilleniyor. İlki, enerji koridorları. Öyle ki; petrol, doğal gaz hatları, boru hatları, limanlar ve deniz yolları artık en az askeri üsler kadar stratejiktir. Yaşanan savaş gösterdi ki; enerjiyi kontrol altına alan, bölgesel ve küresel siyaseti de belirleyecektir. Herkesin malumu enerji hatları önümüzdeki sürecin en kritik mücadele alanı olmaya aday görünüyor.
İkincisi, uzun yıllar tek kutuplu bir dünya düzeni vardı. Fakat, artık tablo değişiyor. Küresel dengeler yavaş yavaş çok kutuplu bir yapıya dönüşüyor. Bu dönüşüm ekonomik savaşlar, yaptırımlar, diplomatik krizler ve vekâlet savaşlarıyla dizayn ediliyor.
Üçüncü eksen ise stratejik teknoloji fırtınasıdır. Yapay zekâ, uzay teknolojileri, siber savaş ve dijital veri gücü, internet altyapıları orduların en önemli argümanı haline geldi. Zira geleceğin savaşları daha çok bu stratejik algoritmalarla yapılacak. Dünya devam eden bu savaşta buna net bir şekilde şahit oldu.
Bugünkü konjektürde küresel yapı devasa bir satranç tahtasına dönmüş görünüyor. Bu büyük oyunda devletler yanında; teknoloji devleri, enerji şirketleri, silah üreticileri, küresel finans şirketleri yer almaktadır.
Muhtemelen önümüzdeki süreçte; keskin rekabet, zaman zaman odağı değişen bölgesel gerilim ve çatışma, giderek üslubu sert, dengesiz ve karmaşık diplomasi dönemini göreceğiz. Bununla birlikte yeni bir güç dengesi de oluşacak. Bugün ABD, İsrail, İran savaşı bölgesel çapta yaşanıyor görünse de, dünyayı derinden etkileyen ve etkisi artarak sürecek; muhtemel yeni uluslararası sistemin oluşumuna zemin hazırlayacaktır.
Ve bu süreçte olası küresel gücün yeniden tanımlanmasına; güçlüler yanında diplomatik akılla ve stratejik hamlelerle hareket eden devletler geleceğin belirleyicisi olacak.
İlerleyen dönemde devletler gibi toplumların da dayanıklılığı test edecek. İran'da olduğu gibi. Kim strateji kurarsa, kim yarını okuyabilirse, kim grift diplomasi yürütürse yeni küresel sistemde söz sahibi de o olacak.