Kazanan yok, kaybeden çok!

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı, yalnızca bölgeyi değil, küresel güç unsurlarını da alt üst ediyor. Bu savaşla birlikte diplomatik, ekonomik ve stratejik dengeler sarsılıyor; taşlar yerinden oynuyor. 

Savaşın gidişatına bakıldığında kısa vadede savaşan tarafların hiçbirinin zafer elde edemeyeceği ortada. Uzun vadede ise hem bölgesel hem küresel düzenin yeniden inşa edileceği stratejik dalgalar ve fırtınaların olacağı aşikar.

İran bu süreçte ağır yara alsa da muhtemelen savaşın devamında asimetrik savaş kapasitesi ve vekâlet güçleriyle karşılık verip; hem iç istikrarı hem de bölgesel yayılımını test edebilir. Bu bağlamda Irak, Suriye, Lübnan, Yemen'deki olası çatışmalar, vekâlet savaşlarını tetikleyecek ve yeni güç boşlukları ortaya çıkarabilecektir. Milisler ve yerel gruplar, bu boşlukta güç kazanabilir. Yani bölgesel yıkım ve kaos ortamı oluşabilir.

İlerleyen süreçte ABD ve İsrail diplomatik yanlızlık içine girebilir. ABD'nin küresel izolasyonu yaşanabilir ve gerileme sürecine girebilir. Orta Doğu ülkeleri daha bağımsız hareket etme esnekliği elde edebilir.

Bu savaşta net biçimde kazananı olmayacak. Kaybeden; bölgesel istikrar, enerji güvenliği ve küresel ekonomi olacaktır. Uzun vadede bu krizleri fırsata çevirebilen aktörler kazananlar olacaktır.

Ortadoğu’nun kanla yazılmış tarihi, bu süreçte bir kez daha dünya sahnesine damgasını vuracak gibi görünüyor. Bu savaşta sadece silahlar değil, diplomasi, enerji politikaları ve ekonomik hamleler de kaderi belirleyecek. Küresel düzen yeni bir güç dengesi, yeni ittifaklar ve kalıcı bir belirsizlik dönemiyle karşı karşıyadır.

Unutulmamalı ki; bu savaş, yalnızca bugünü değil, yarınları da biçimlendirecek bir dönüm noktasıdır. Bu süreçte bombaların sesi kadar; stratejik fırtınaların sessiz yankısı da, tarih sayfalarına kazınacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan Trabzon Haber ve diğer kategorilerdeki haberlerdeki yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Şal Arşivi

Bu gidişat nereye...

27 Mart 2026 Cuma 12:57

Direnişin sesi, bugünün dersi

18 Mart 2026 Çarşamba 09:22

Ortadoğu'nun benzerlikler yüzyılı

16 Mart 2026 Pazartesi 11:23

Ateş hattı

05 Mart 2026 Perşembe 11:54

Sosyal yorgunluk ve sükut eden vicdan

24 Şubat 2026 Salı 15:51

Türkiye'nin stratejisi

16 Şubat 2026 Pazartesi 10:55

Anormalliği normalleştirme

09 Şubat 2026 Pazartesi 14:44

Geçmişle barışmak

02 Şubat 2026 Pazartesi 09:42