Muhammed Eraslan
Sektörün Soruları, Sorunları ve Muhatapları!
“...Bir ekonominin belirli bir kişi başına gelir seviyesine ulaştıktan sonra ileri gidemeyip aynı seviyede sıkışıp kalması hâline orta gelir tuzağı denir...”
Wikipedia ve benzeri bilgi kaynaklarında bulabileceğiniz yukarıdaki tanımı yapmamın sebebi, içinde bulunduğumuz turizm hareketliliğinin bu tanımda verilen olumsuz durumla benzerlik göstermesi. Hatta negatif anlamda bu tanımdan ayrışmaya bile başlamış olabiliriz. İzah etmeye çalışayım.
Geçen yılın turizm almanağında 2025’e dair en pozitif gelişme olarak ifade ettiğimiz Özbekistan pazarındaki gelişmeler, korkarım ki bu orta gelir tuzağının en belirgin örneklerinden biri olabilir. Bu endişeye bir isim koyacak olsam, yalnız anlamındaki “tek” kelimesini kullanırdım. Şöyle ki;
‘Tek’ derdimiz...
Tek hava yolu şirketi, tek uçak ve tek müteşebbis ile başlayan pazar hareketliliği, önümüzdeki süreçte de aynı şekilde yoluna devam edecek gibi görünüyor. Tarifeli uçuşların başlaması noktasında bakanlık ve milletvekili düzeyinde yapılan girişimleri bir tarafa bırakırsak, bu konuda ortaya konmuş başka bir çalışma maalesef yok. Bırakın yeni bir hava yolu şirketini veya yeni bir uçağı, yeni bir müteşebbisin bile boy göstermediği bir sezona daha gireceğiz.
Yıllardır dillere pelesenk ettiğimiz yeni pazar arayışlarında kıymetli bir bölge olan Orta Asya’ya dair beklentilerimizin giriş kapısı olarak gördüğümüz Özbekistan pazarında, hâlihazırda faaliyet gösteren hava yolu şirketi veya müteşebbisin yaşayacağı ekonomik bir sorun, Allah korusun, pazarın kapanması anlamına gelebilir. Hürmüz Boğazı’nın kapanması nedeniyle artan uçak yakıtı fiyatları bile tek başına bu korkuyu beslemek için yeterli. Çok şükür henüz böyle bir durum söz konusu değil. Bu vesileyle katkı sunan ve süreci yöneten müteşebbise teşekkür ederiz.
Ne yapılmalı? Ya da ne yapılmıyor?
Bölge turizminde konuya dair aksiyon alabilecek güçlü aktörler var. Ancak bu konuda henüz keskin bir tavır görülmedi. Burada kamu kurumları veya ticaret odalarının, bu aktörleri bir araya getirme noktasında mihmandarlık yapması gerektiği açık. Tam da bu noktada süreç, sanki kendileri açısından doyurucu bir hâl almış gibi görünmekte. Aynı kişilerle sağdan bir fotoğraf, soldan bir fotoğraf vesaire...
İçeride birlikte hareket etme kültürünü oluşturmakta eksik kalındığı gibi, dışarıda da güçlü ve dikkat çekici bir görüntü vermekten uzak “fotoğraflarla” rekabet gücünden uzaklaşılmaktadır. Yüzlerce acente ve otel işletmesinin olduğu şehirde, özel sektörün sürece bu denli uzak kalması ilgililerce sorgulanmalıdır.
Ya bu konuda verilen “fotoğraf” yeterli görünmektedir ya da ikna edici bir mihmandarlık ortaya konamadığı için sektör ilgisiz kalmaktadır.
Başta ifade ettiğimiz “orta gelir tuzağı”nın en önemli nedeni olan rekabet ortamından uzaklaşmak ve mevcut olanı yeterli görmek, turizm sektörü için de aynı şekilde yapılması gerekenleri görmek noktasındaki en büyük sorundur.
Orta Asya pazarının kapısı ilan ettiğimiz Özbekistan ve akabinde gelişen Kazakistan pazarındaki aktörlerin artmaması bir sorun değil midir? Aksine, yalnızca istatistiki verilerle bir gelişmeden söz edilmesi ne derece doğrudur?
Artan maliyetler ve yaşanan krizlerin etkilerinin son derece belirgin hissedildiği otel işletmeleri ve acenteler, deyim yerindeyse derman bulacakları herhangi bir çalışmaya katılmaya istekli, hatta mecbur şekilde beklemektedir.
Yeter ki bu heves ve mecburiyeti sinerjiye dönüştürecek ortam oluşturulsun.
Bugün eksik olan en önemli şey maalesef budur. Bundan daha da önemlisi ise ilgililerin bunu dert edip etmediğidir.
İyi haftalar

