Muhammed Eraslan
Tek yatırımı Whatsapp olan turizmciler
Yeni yıl ile birlikte sektör temsilcileri önümüzdeki sezon hazırlıklarına başladılar diyebiliriz. Bölgemiz açısından etkin olabileceğini düşündüğümüz Cidde fuarına katılım bu yılın ilk hazırlıklarından olabilir. Hemen akabinde 5,6 ve 7 Şubat tarihlerinde düzenlenecek olan EMİTT fuarı son yıllarda eski etkinliğinden uzak dursa da hepimizin iştirak edip bir şeyler arayacağı fuarlardan birisi olacak.
Fuarların etkileri tartışmaya açık,ama…
Fuarların etkileri özellikle daha önceki yıllar göz önüne alındığında elbette tartışılabilir. Bir iş üretmekten ziyade turizm paydaşlarının buluşma ve hasret giderme mecralarına dönüştüğü eleştirileri bu anlamda en çok duyulanlardan. Aslında işin aslı pekte öyle değil. Doğru ve organize olmuş katılımlar en sönük fuar deneyiminden bile verim almasını becerebilir. Daha önceki yazılarımızda Londra’da WTM fuarında neler yaptıklarından bahsettiğimiz Alanya delegasyonu bunun en güzel örneğiydi.
Katılım sağlamak hem tecrübe hem ekonomik güç istiyor
Geçtiğimiz hafta Cidde fuarını uzaktan arkadaşlarımızın paylaşımları üzerinden takip etmeye çalıştık. Katılımcılar göz önüne alındığında özel sektör yine üzerine düşeni yapıp kentimizin ve bölgemizin bayraktarlığını üstlenmiştir diyebiliriz. Bu işten hayatını kazanan bir profesyonel olarak kendilerine teşekkürü borç bilirim. Çünkü bu katılımlar kıymetli olduğu kadar ciddi fedakârlıklar isteyen de uğraşlar. Hem zamanınızı hem de maddi imkânlarınızı seferber etmeniz gerekiyor. Özellikle stand alıp katılım sağlamak ciddi bir mesai ve bütçe istiyor. Peki bu yükü omuzlayıp fedakarlık yapanlarla ortaya çıkan işten faydalananlar aynı kişiler mi?
Kentin iki büyük problemi ve iki tane yapılması gerekeni var
Yukarıda ifade ettiğim gibi şehrin sorumlu profesyonelleri bedeller ödeyerek bölgemize katkı sunma çabasından geri kalmıyor fakat bu bedelleri ödeyenler olarak aynı oranda geri dönüş alamıyorlar. Bunun en büyük nedeni elbette ki her konuda olduğu gibi yine denetimsizlik. Sırf anadili Arapça ve kırık bir Türkçeye sahip diye kayıtlı veya kayıtsız istihdam edilen insanlar hiçbir çaba sarf etmeden servet sahibi olabilecek kadar kişisel fayda sağlayabiliyorlar. Dünyada başka bir yerde anadilinden bu kadar fayda sağlanıyor mudur emin değilim. Kente ve bölgeye hiçbir aidiyetleri olmayan ve tek sermaye yatırımı whatsapp yükleyebildiği akıllı telefonu olan bu insanlar ana dilleri sayesinde hem acentelerin işini elinden alıyor hem de misafir-şehir ilişkisinde adeta karanlık bir alana hükmediyorlar.
Bir diğer sorun ve bahsettiğimiz bu whatsapp turizmcilerinin de en büyük destekçisi konumunda olanlar ise keyfi ve denetimden uzak bir alana sahip olduklarını düşündüğüm şoförler. Daha önceki yazılarımızda yaşananlara değinmiş ve keyfi uygulamalarından bahsetmiştik. Şunu açıkça ifade edeyim turist sayısını artırıcı faaliyetler ya da yatırımlar elbette yapılacak ve yapılmalıdır. Ama öncelikle bu iki konuda yapacağımız düzenlemeler ile meselenin ne kadar nitelikli hale geleceğini herkesin bilmesi gerekiyor. Çünkü bu iki grup kentimize gelen misafirlerle ilk muhatap olan hatta daha niyet aşamasında dahi bize dair ilk intibayı oluşturacak insanlardan oluşuyor. Bu konuyu ele alıp buradaki kontrolsüz alanı ortadan kaldırmak devletimize kayıt dışı geliri önleme fırsatı da sunuyor.
TÜRSAB hem en mağdur hem de en sorumlu kurum
Bu konuda TÜRSAB yönetiminin hassasiyetinin olduğunu biliyorum. Ama bunun bir tık öteye geçip yaptırımlar ile desteklenmesi lazım. Aksi halde başta kendi emekleri olmak üzere şehrimizin tüm çabasını suistimal eden bir güruhla karşı karşıya kalacağız. Örneğin Cidde fuarındaki arkadaşlarımızın yarattığı etki onlar ülkeye dönmeden başkalarının whatsapp uygulamasına talep olarak düşebilir. Ceplerinden ödedikleri fuar giderlerinin getirdiği turistleri bir araba ve bir dile kaptırıp emeklerini heba etmemeleri gerekiyor diye düşünüyorum.
İyi haftalar.