Muhammed Eraslan
Kürşat Çin’e 40 kişi gitti, peki biz?
‘…T’ang imparatorunun saray muhafız kıt’ası subaylarından olan Kürşad, Göktürk Devletini ihyâ etmek için 39 arkadaşı ile, bazı geceler şehirde dolaşmaya çıkan imparatoru yakalayıp kaçırmak üzere gizlice anlaştı. İhtilâl muvaffak olursa, Kürşad hakan olmayacaktı. Böylece kimse onun siyasî emellerle harekete geçtiğini söyleyemeyecekti…’ iş bu hikâye hepimizin malumu ve gururu…
Kamu yararına yapıldığı söylenen her işin muhatapları öncelikle kamuoyu ve sorumlulukları nedeniyle o işi yapanların kendileridir. Hafta başından beri gündemi meşgul eden Çin seyahatini bu minvalde değerlendirmenin daha doğru olduğunu düşünüyorum.
Yapılan eleştirilerin kişiselleştirildiği hissiyatı maalesef işin özünü konuşuyor olmaktan daha baskındı. Bunu hem kamuoyuna açık tepkilerden hem de yapıldığı anlaşılan bir takım telefon trafiklerinden anlamak mümkün. Şunu unutmamak gerekir; kamuya açık her şeye dair sorular sormak milli servet bilincine sahip bizlerin görevi, cevap vermekte işi yapanların asli sorumluluğudur. Buna dair yaklaşımımızı bu çerçevede ele almak, daha sonra yapılacak aynı doğrultudaki işlerin netliğini artıracağı gibi kamuoyunda da sektörel bir bilinç oluşmasına ayrıca katkı sağlayacaktır.
Bölgemiz, özellikle de Trabzon her alandaki dinamik yapısı ve tavır alma becerisi ile belki de diğer Anadolu kentlerinden ayrışan ender yerlerden birisidir. Bu özelliği turizm sektöründe de kendisini hissettirmiş ve içine sinmeyen bir hususta birçok dernek ve sektör temsilcisi itirazını dile getirmiştir. Bu kültürün çok kıymetli bir hazine olduğunu herkes bilmeli ve bunu susturmak için çeşitli arayışlara ve ‘aramalara’ girmek yerine meselenin özünü anlamak ve izah etmek yolunu seçmelidir. Yaptığı işe güvenen ve onun doğru olduğuna inan kişilerden beklenen yegâne tavırda bu olur zaten.
Elbette ki eleştirilerin ya da bu sorgulamaların üslubu çok kıymetli. Nihayetinde sermayesi nezaket ve iletişim becerisi olan sektörün temsilcileri veya icracılarıyız. Bu hassasiyet ilgili işin sahiplerince de gösterilmeli ve sırf cevap vermiş olmak için değil yukarıda da belirttiğimiz üzere neyi-niçin yaptığına dair kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğu ile açıklama yapmalıdır. Çünkü kamu bütçesi söz konusu olduğunda izahın yapılacağı yer sadece sorunun muhatapları değil kamuoyunun tamamı olmak zorunda. Özellikle bu günler yani savaşın sonuçları ile yüzleşilen kriz günlerin de yapılan faaliyetlerin etkin ve doğru olmasını beklemek hepimizin en doğal hakkı.
Yaptım oldu denilecek günler değil. Bakmayın bazılarının söylediği krizlere alışığız demeçlerine. Alışkın olduğumuzu söyledikleri günler emin olun kolay geçmiyor. Personeline maaş ödeyemediği için çay isteyemeyen yöneticilerin sorumluğu ile bir personeli dahi olmayan kişilerin hissettiği mahcubiyet ve endişe hali emin olun aynı şeyler değil. Böyle olduğu için her şeye daha hassas bakmak özellikle biz profesyonellerin asli sorumlulukları arasında. En azından ben bu kıymetli mecrayı bu sorgulamaları yapmak ve anlama çabalarına destek vermek için işgal ediyorum. Bundan sonra da devam edeceğim.
Ezcümle şunu söyleyelim, Çin gibi dünyanın en kalabalık ikinci ülkesine yapılan tanıtım faaliyetini hiç değilse hikâyedeki gibi Kürşat ve 39 çerisi kadar katılımcı ile yapabilseydik demek kimseyi gücendirmemeli. Örneğin özel sektörden neden sadece 1(evet yazıyla da bir) kişi vardı diye sormak ne beklememiz gerektiği konusunda bize bir şey anlatır diye düşünüyorum. Mesela bu sayının artması için çaba sarf edildiyse neden katılım olmadığı, yok yapılmadıysa neden yapılmadığı sorularının cevapları kamuoyu ile paylaşılmalı ki seyahatin amacı daha net anlaşılmış olsun.
İyi haftalar.

