Muhammed Eraslan
Tanıtım eşittir ‘Fındık,Köme Kartvizit’ mi?
Lübnanlı yazar Amin Maalouf bir arkadaşının Ortadoğu ile ilgili bir tespitini paylaşır ve maalesef doğru olduğunu da ekler. Şöyle dediğini aktarır ; “Dünyanın bu bölgesinde bir fırsat kaçırmak için hiçbir fırsatı kaçırmayız!”. Yazıyı okuyunca ne demek istediğini daha iyi anlayacaksınız.
İbret alınırsa tarih tekerrür etmez
Yine bir sezon öncesi hazırlık/umut dönemi ve yine bir kargaşa ve belirsizlik paradoksu. Ölümün kol gezdiği bir coğrafyada insanlara mutluluk satmaya çalışıyoruz. Bu bile başlı başına bir anormali ama görmezden gelmekten başka çaremiz yok. Yıllardır aynı şeyi yaşayıp duruyoruz. Muhtemelen bizi bekleyen yakın tarih boyunca da aynı paradoksu yaşayacağız. Bu coğrafyanın bize biçtiği elbise bu maalesef. Şükür ülkenin kurucu elitleri sayesinde bu coğrafyadan en azından zihniyet olarak ayrışan insanlar olarak özgür tercih yapma yetisine ve hakkına sahibiz. Dolayısıyla biçilen bu elbise yerine kendimize yeni bir seçenek yaratıp onu kendimiz için dikme şansına sahibiz.
Zor ama aynı zamanda zorunlu
Bizim artık bir tercihten öte zorunluluk olarak karşımıza çıkan bu durumu görmezden gelmemiz kabul edilemez. Yıllardır her toplantıya kuru pasta ile eşlik eden ve adeta deyiş gibi söylenen ‘yeni pazar’ söylemi artık bölge turizminin geleceğini ilgilendiren tek gerçekliktir. Bu gerçeği Boztepe’den aşağı boca etmek imkânı olsa hemen yapılması gereken elzem bir durum olarak düşünün lütfen. Bunun bir mecaz olduğunu düşünürsek eş değer bir zihinsel ve stratejik dönüşüm için meseleye vakıf insanlara alan açmakla Boztepe’den aksiyon almak emin olun aynı değerde. Bunun yapılabilmesi için iki husus çok kıymetli. Birincisi ürünü değerli hale getirmekken ikincisi bu değeri değerlendirme becerisi.
Ürünü büyük bütçeler ile yatırım yaparak değerli hale getirmek elbette mümkün. Ama ben size bundan daha etkili bir yolu söyleyebilirim ki üstelik ücretsiz. Mikro milliyetçi reflekslerden sıyrılıp bölgesel bir tanıtım seferberliği başlatmak gerekiyor. Tek bir kente seyahat artık hiçbir gezginin ilgisini çekmiyor. On beş saniyelik videoların bile uzun bulunduğu sosyal medya dünyasında, tüketicilerin tek kentte bir hafta zaman geçirmelerini beklemek en hafif tabirle saflık olur. Oysa Ordu’dan Artvin’e hatta Batum’a kadar olan bölge geniş ve değerli bir ürün yelpazesi ile büyük fırsatlar sunuyor.
Mesleki elitizm iyidir hoştur ve gereklidir
İkinci kıymetli husus bu değeri ve bu fırsatı kullanma becerisine sahip insanlara alan açılması elbette. Bakın turizm eskilerin deyimiyle beynelmilel yani uluslararası bir sektör. Hal böyleyken bu sektöründe nevi şahsına münhasır bazı gerekleri var. Bu gerekler az önce ifade ettiğimiz değerleri kullanma beceresinin ta kendisi. Seyahat bir kültür olduğu gibi bunun ticaret olarak muhatabı olmakta bir başka kültür. Bu kültüre ancak iştirakçileri sahip olabilir. Bahsini ettiğimiz tanıtım seferberliğinin dünyadaki temsilcileri bu kültüre sahip çoklu seyahat deneyimine yani en azından pasaporta sahip insanlardan oluşuyor. Bölgemiz uluslararası markaların temsilcilerinin bulunduğu bir bölge. Dolayısıyla hiç değilse bu temsilciler bu seferberliğin mihmandarlığını yapabilirler diye düşünüyorum. Başta kalkınma ajansları olmak üzere bu beceriye sahip kamu kurumları yine bu fırsatı kullanabilecek insanlarla dolu.
Tanıtım artık ziyaretçi statüsü ile fuarlara katılımdan ya da stant alıp götürdüğü fındık ve kömeleri yiyerek kartvizit dağıtmaktan öte bir şey. Ya bu gerçeği görüp buna göre davranacağız yada girişte alıntıladığımız tespitte olduğu gibi bir fırsatı daha heba edeceğiz.
İyi haftalar.