Mehmet Şal
Ortadoğu'nun benzerlikler yüzyılı
İnsanlık tarihinde zenginlikle yoksulluğun, barışla savaşların, kültürel zenginlikle medeniyetin velhasıl tezatlıkların her türünün bir arada yaşadığı coğrafya Ortadoğu.
Bugün bölgedeki olup biten herşeye dikkatle bakıldığında insanın aklına şu soru geliyor: Gerçekten yeni bir dönem mi, yoksa 20. yüzyılın başlarında başlayan bir hikâyenin devamını mı yaşıyoruz?
Yüzyılın başında bölge, çöken bir koca imparatorluğun enkazı üzerinde yeniden inşa edildi. Osmanlı Devleti'nin çözülmesi yalnızca bir devletin yıkılması anlamına gelmiyordu; aynı zamanda bölgenin siyasi, dini, stratejik dengelerinin radikal değişmesi anlamına geliyordu.
Büyük güçler savaş devam ederken masaya oturmuş, Ortadoğu coğrafyasında uluslarının kaderini kendi menfaatlerine göre şekillendirmişti. Bu süreçte masadan çıkan kararlar tarihi Sykes–Picot Antlaşması idi. Bu anlaşmayla belirlenen sınırlar Ortadoğu'nun tarihi, kültürel ve mezhepsel gerçekliklerle örtüşmüyordu. O günden bugüne bölgedeki birçok kriz, karışıklık, çatışma, bitmek bilmeyen sorunlar aslında oluşturulmaya çalışılan suni düzenin yarattığı kırılmaların sonucu oldu.
Ortadoğu, dün olduğu gibi bugün de küresel güç rekabetinin merkezinde bulunuyor. Enerji kaynakları, ticaret yolları ve jeopolitik konum, bölgeyi küresel bir satranç tahtasına dönüştürüyor. O gün İngiltere ve Fransa’nın yürüttüğü nüfuz mücadelesi, bugün farklı aktörlerle devam ediyor.
İnanç ve mezhepsel ayrışmalar bu satranç oyununda stratejik araçlara dönüştürüldü. Tarihsel süreçte gerilimlerin çatışmaların, krizlerin çoğu, siyasi rekabetlerin dini kimlikler üzerinden yürütülmesinden kaynaklanıyor.
Ortadoğu’nun en büyük sorunu, devlet yapılarının kırılgan olmasıdır. Osmanlı’nın son zamanlarında var olan otorite boşluğu ve iç meseleler büyük güçlerin müdahalesine zemin hazırlarken, benzer kırılganlıklar ve sorunlar bölge devletlerini dış müdehaleler karşısında savunmasız bırakıyor.
Taklaşık bir asır önce patlak veren 1. Dünya Savaş'ı Ortadoğu’nun yazgısın değiştirmişti. Etki ve sonuçları bugün bölgede bölgesel savaşa yol açarken; savaşın bağlantıları savaşın küresel bir krize dönüşmesine neden oldu.
Ortadoğu’nun son yüzyılı irdelendiğinde tarihsel hafıza diyor ki; haritalar çoğu zaman savaşların değil, kırılganlıkları fazla olan zayıflayan devletlerin ardından çizilir.
Öylese bugün asıl sorulacak soru şudur:
Ortadoğu'da yeni bir düzen mi kuralacak; yoksa yaklaşık bir asır önce başlayan belirsizlikler, krizler, çatışmalar bir o kadar daha mı sürecek?
Bu noktada Ortadoğu'nun geleceğinin yeniden inşasında; Türkiye'nin bölgedeki etkin siyasal varlığı, politik duruşu, diplomatik yaklaşımları, iç cephenin tahkim edilmesi ve savunma refleksinin güçlendirilmesi konularında ne yapıp ne yapamayacağı belirleyici olacaktır.