90’lı yıllarda değil internet ağı, mesleğe yeni başlayanlar olarak birçoğumuzun önünde bugünkü gibi bilgisayarı, yazıcısı bile yoktu.
Kalın gövdeli, tiz sesli eski model daktilolarla gerçek habercilik yapma gönüllülüğü ile çalışıyorduk.
Gündem için günlük gezdiğimiz yerlerin başında valilik, belediye, adliye, emniyet ve hastaneler geliyordu.
Bir kısmının Basın Bürosu adı altında birimleri vardı.
Emniyetten ve Nümune’den başlıyorduk.
Selametlik Süleyman abi hem Emniyette iyi bir memur, hem de halkla ilişkileri kaliteli, değerli bir büyüğümüzdü.
Büroya o bakıyordu.
Listeleri kapının hemen girişine günlük olarak asıyor, kolluğa düşen olayları tutanakları ile oradan okuyup not almak bize kalıyordu.
"Dikkatsizlik ve tedbirsizlik nedeniyle kazaya sebebiyet vermek" zapta geçenlerde en başta yer alıyordu.
Muntazam tutanaklardı.
Yüzde doksanı ise haber niteliği taşımıyordu.
Yaralı varsa çoğu ayakta tedavi ile atlatılıyor, diğerleri ise tampon-sinyal kırılması ile atlatılıyordu.
Teknik bakışla; haber değeri olması için dikkatsizlik ve tedbirsizlik sebebiyle ölümlü trafik kazasına sebebiyet vermiş olunması gerekiyordu.
İnsani bunu dilemiyorduk ama mesleki yönden aradığımız buydu.
Günlerden bir gün maalesef bunu da o listede gördük ve not aldık.
Sonra da direkt Akçaabat-Mersin’e koştuk.
Gece meydana gelen kazanın izleri halen oradaydı.
Sahil kenarındaydı.
Çok sayıda can kaybının yaşandığı kazada taşların üzerinde fotoğraflanarak yayınlanan otobüsün direksiyonuna dalgalar vuruyordu.
Dikkatsizlik ve tedbirsizlik nedeniyle kazaya sebebiyet verme eylemi bu kez tam bir can pazarına dönüşmüştü.
Kaza küçükse kimse sorun etmiyor.
Ama bu tip büyük kazalardan sonra bırakın tazminata mahkum edilmeyi, mahrumiyeti, kötü reklamı; kapanan büyük otobüs firmalarını gördük.
Kazada kayıp varsa; dikkatsizlik ve tedbirsizlik nedeniyle gerçekleşmiş olması vahameti değiştirmiyor.
Bizlere yaşatılan ulusal düzeyde travmatik ve tarihi bir kazaydı.
Etkisinden çıkamıyoruz.
Meselenin otobüsle, kazayla, şoförle ilgisi yok.
Hiç kimsenin milleti kahırlara boğup sonra da hiçbir şey yokmuş gibi davranmaya hakkı yok.