Hacı Osman Kanber

Hacı Osman Kanber

Milli Takım’dan Sürmene’ye Algı ve Gerçekler

İnsan haklı çıktığına, öngörülerinin bir bir doğrulandığına üzülür mü? Üzülüyoruz işte. İçimden "Ben demiştim" demek de gelmiyor, sadece derin bir hüsran kalıyor geriye. Milli Takımımız Dünya Kupası’nda daha ikinci maçtan hedeflerine "bay bay" deyip bavulları toplarken, hedef tahtası haline geliyor.

Ama bilin ki, asıl sorunumuz ne sahadaki takımdır ne de tabeladaki skor.

Daha turnuva başlamadan önce bu başarısızlığı öngörürken dayandığımız tek bir temel vardı: Kendimizi kandırmaya olan kronik sevgimiz! Uçuyoruz, kaçıyoruz, tarihi başarı, büyük hoca, altın jenerasyon çığlıkları atarak sanal bir mutluluk rüzgarı yarattık. Kendimizi kandırmayalım, sonu hüsran olur dedik. Sonuç; Düşündüğümüzden de korktuğumuzdan da kötü oldu. Eğer sistemi algılar üzerine kurup gerçeklerden uzaklaşırsanız, sorunları çözmüş olmazsınız; sadece sorunların etrafından dolanıp kendinizi avutursunuz. Ülkece bunu çok seviyoruz.

Türk futbolunda aynı yaklaşımı sergileyen koskoca bir camia daha var.

Fenerbahçe’nin ne zaman işleri ters gitse, sığındığı iki konforlu liman var: Biri 2010/11 sezonu, diğeri ise Sürmene’deki kurşunlanma hadisesi.

Hatırlarsınız; 4 Nisan 2015’te, bir Rize maçı sonrası Trabzon Havaalanı’na doğru gelen Fenerbahçe otobüsüne Sürmene’de silahla ateş edilmişti. Üzerinden tam 11 yıl geçti, fail ya da failler hala bulunamadı. Sporun içinde olan, bu oyunu zerre miktar seven hiçbir insanın böyle bir sapıklığı, böyle bir caniliği yapacağına ihtimal vermek istemiyorum.

Ancak ortada bir gerçek var: Birisi o tetiğe bastı. Ve bu karanlık olayın iki büyük mağduru ortaya çıktı. Birincisi doğrudan saldırıya uğrayan Fenerbahçe camiası, ikincisi ise her fırsatta, suçlanmaya çalışılan Trabzon halkı! Adalet Bakanlığı’nın konuyu yeniden incelemeye aldığını biliyoruz; umarız bu hainler en kısa sürede bulunur ve hak ettikleri cezayı alır.

İşte en başta Milli Takım için bahsettiğimiz gerçeklerden kaçma, burada da tüm hızıyla devrede

Bakın, o dönemin başkanı Aziz Yıldırım yeniden başkanlık koltuğuna oturdu ve takımın başına İsmail Kartal’ı getirdi. İsmail Kartal ayağının tozuyla çıktığı ilk basın toplantısında Daha önce iki şampiyonluğum çalındı diyerek yine aynı argümana sarıldı. Şüphesiz ki olay o günlerde takımı psikolojik olarak etkilemiştir. Ancak bu olayın arkasına sığınıp gerçek sorunları irdelemekten kaçtıkları için, o günden sonra geçen 11 yılda da şampiyon olamadılar. Çünkü Sürmene olayı da, 2010/11 sezonu da Fenerbahçe’nin tüm idari ve teknik yanlışlarını örten sihirli bir örtü haline getirildi. Örtü kalkmadıkça hatalar devam ediyor, hatalar devam ettikçe şampiyonluklar kaçıyor.

Gelin şimdi hafızamızı tazeleyelim ve TFF arşivlerine göz atalım.

Fenerbahçe camiası, şike sürecinden iki sezon sonra, yani 2013/14 sezonunda Ersun Yanal ile güle oynaya şampiyon oldu. Demek ki neymiş? Zarar gördüğünü iddia ettiğin o süreçten sonra varsa yaralarını sarıp şampiyon olmuşsun.

Peki sonra ne oldu? Aziz Yıldırım, 2014/15 sezonuna takımı şampiyon yapan Ersun Yanal ile başladı. Ancak daha hazırlık döneminde düzenlediği basın toplantısında Yanal’ı ağır sözlerle suçladı, başarının ona ait olmadığını iddia etti. Ersun Yanal da baskılara dayanamayıp 9 Ağustos 2014’te istifa etti. Yıldırım, 18 Ağustos’ta takımın başına Yanal’ın yardımcısı İsmail Kartal’ı getirdi.

Sürmene’deki o hain saldırı ligin 26. haftasında, Fenerbahçe’nin Rize’yi 5-1 yendiği maçın dönüşünde yaşandı. Birçok aklı başında görünen fenerlinin sık sık iddia ettiği gibi, Fenerbahçe açık ara şampiyonluğa koşarken falan vurulmadı! TFF arşivlerine bakın: 26. hafta bittiğinde Fenerbahçe 56 puanla, 58 puanlı lider Galatasaray’ın arkasında ikinci sıradaydı.

Olaydan sonra ligler bir hafta ertelendi. Dönüşte, 27. haftada Fenerbahçe, Şenol Güneş’in çalıştırdığı Bursaspor’u 1-0 mağlup etti. Aynı hafta Fenerbahçe’den adeta kovulan Ersun Yanal’ın çalıştırdığı Trabzonspor, lider Galatasaray’ı 2-1 yenerek Fenerbahçe’yi liderlik koltuğuna oturtuverdi! Yani Fenerbahçe olayın şokunu atlatmış, hatta Trabzonspor’un da yardımıyla liderliği geri almıştı.

Peki şampiyonluk nasıl kaçtı? Fenerbahçe, ligin son virajında, önce 14. sıradaki Eskişehirspor’la, ardından olaydan tam bir buçuk ay sonra, 31. Haftada o sezon küme düşen Kayseri Erciyesspor’la 1-1 berabere kalarak şampiyonluğu kendi elleriyle Galatasaray’a ikram etti.

Daha net bir matematiksel bakış mı istiyorsunuz?

Fenerbahçe, kurşunlanma olayına kadar çıktığı 26 maçta 56 puan toplamıştı; yani maç başına 2,15 puan ortalaması yakalamıştı. Olaydan sonraki kalan 8 haftada ise 18 puan topladı; yani maç başına 2,25 puan ortalaması tutturdu! Rakamlar ortada; Sürmene olayından sonra Fenerbahçe’nin saha içi performansında, puan ortalamasında bir düşüş yaşanmamıştı.

Futbolun içine şiddeti, terörü sokan o hainler bir an önce bulunmalı ve en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.

Gerçek sorunlarını asla göremeyen ve bahanelerle yaşamayı seçenlerin şampiyonluk hayalleri, algılarla turnuvaya giden Milli Takım’ın kupa hayallerinden farklı olamaz.

Gerçeklerden kaçarak sadece kendinizi kandırırsınız, ama tarihi ve skoru asla kandıramazsınız!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan Trabzon Haber ve diğer kategorilerdeki haberlerdeki yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum
Hacı Osman Kanber Arşivi

Hepimiz Cypher Olmayı Seçiyoruz!

05 Haziran 2026 Cuma 23:08

Çifte Bayram, Çifte Umut

29 Mayıs 2026 Cuma 11:49

Umudun Rengi Bordo-Mavi

22 Mayıs 2026 Cuma 11:02

Trabzonspor memur değil, Fatih bekliyor

07 Mayıs 2026 Perşembe 10:13

Kim Bu 2.890 Kibar Trabzonsporlu?

16 Nisan 2026 Perşembe 11:45