Hacı Osman Kanber
Trabzonspor memur değil, Fatih bekliyor
Şunu peşinen kabul edelim: Her maçı kazanamayız. Bu yolda istenmeyen sonuçlar da olacak; ancak biz bu başarısızlıklardan doğru sonuçlar çıkarabilir, hatalardan bir ders inşa edebilirsek işte o zaman yarınımız daha iyi olacaktır.
Fatih Hocam, göreve geldiğinden beri Şenol Güneş’ten devraldığı enkazın arkasına yaslanmayı tercih ediyor. Sürekli bir olumsuz durum vurgusu, sürekli ileriye dönük düşük perdeden hedefler ve kadro değerleri üzerinden yapılan "bu kadro ile ancak bu kadar olur" değerlendirmeleri...
Eğer Fenerbahçe ve Galatasaray’ın kadro değerlerine bakarak "Gerçekçi olalım, şampiyon olamayız" diyorsanız, üçüncülüğü bir başarı olarak sunamazsınız. Ligdeki diğer takımların piyasa değerlerine göre olmamız gereken doğal yer zaten üçüncülüktür. O halde sormak gerekir: Başarı bunun neresinde?
Trabzonspor’un tarihinde hiçbir zaman İstanbul takımlarıyla yarışacak devasa bütçeleri, müthiş transferleri olmadı. Biz o boşluğu parayla değil; inançla, terle ve Trabzon inadı ile doldurduk. Alanya, Başakşehir, Konya ve Göztepe maçının ilk yarısındaki o ruhsuz görüntüyü hangi kadro değeriyle açıklayabiliriz? Bu takımların bütçesi bizden fazla mı? Sahada eksik olanın oyuncu kalitesi, teknik veya taktik değil; bir özgüven sorunu ve bir hedef karmaşası olduğunu üzülerek izliyoruz. Mücadeledeki bu motivasyon eksikliği, doğrudan bu hedef karmaşasının bir sonucudur.
Konya maçı sonrası Fatih Hoca, Şampiyonlar Ligi için "Oralar çok zor, o kadroları kuracak gücümüz yok" diyor. Oysa tarih, imkansızlığa rağmen "başaracağız" diye yola çıkanları yazar. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’un surlarına bakıp "Bütçemiz yetmez" deseydi, bugün başka bir dünya olurdu. Bu toprakların en büyük lideri Atatürk, İstanbul’un işgal edildiği gün "Geldikleri gibi giderler" derken, karşısındaki devasa orduların gücünü bilmiyor muydu? Liderlik; mevcut olanla yetinmek değil, imkansızı hedefleyerek kitleleri arkasından sürüklemektir.
Psikolojide Beklenti Teorisi diye bir gerçek vardır: Bir lider çıtayı nereye koyarsa, ekip enerjisini oraya göre ayarlar. Siz dördüncülüğü hedef gösterirseniz, ekip bilinçaltında %100’ünü değil, %70’ini verir; çünkü o kadarı dördüncülüğe ulaşmaya yeter sanır. Lider camiayı ateşlemek için imkansızı istemelidir. Büyük camialar gerçekçi hedeflerle değil, meydan okuyan hedeflerle yola çıkar. Siz "Üçüncülük başarıdır, gücümüz bu kadar" derseniz, futbolcuyu sahada şampiyonluğa nasıl inandıracaksınız?
Trabzonspor için şampiyonluk sadece müzedeki bir kupa değildir; şampiyonluk bir karakterdir. Üçüncülüğe razı olduğumuz an, üçüncülükten mutlu olduğumuz an o karakteri kaybederiz, sıradanlaşırız.
Fatih Hocam bu camianın evladıdır; ona güvenimiz ve desteğimiz tamdır. Ekonomik sıralamada kaçıncı olursak olalım, Trabzonspor’u zirveye taşıyacak potansiyel onda mevcuttur. Ancak görünen o ki; biz ona, onun kendine güvendiğinden daha çok güveniyoruz. Güvenmeye de devam edeceğiz.
Hocam, bu camia sizden bir "memur" teslimiyeti değil, bir "Fatih" vizyonu bekliyor.

