Bayram geliyor…
Trabzon yine o bildiğimiz Trabzon olacak.
Otogarın önü kalabalıklaşacak, köy yollarında araç kuyrukları oluşacak, sabahın erken saatlerinde fırınların ışıkları yanacak. Şehir merkezindeki telaş ile yaylalardaki sessizlik aynı bayramın içinde buluşacak.
Aslında Kurban Bayramı, Trabzon’da sadece dini bir gün değil; memlekete dönüşün, hatırlamanın ve yeniden aynı sofrada oturmanın adı.
Yıl boyunca büyük şehirlerde yaşam mücadelesi veren insanlar, soluğu yine burada alacak. Kimi Vakfıkebir’de baba ocağında, kimi Of’ta, kimi Araklı’da, kimi Maçka’da çocukluğunun geçtiği evin kapısını açacak. Belki de aylar sonra ilk kez derin bir nefes alacak.
Çünkü Trabzon’un bayramı biraz da insanın kendine dönmesidir.
Ama bir gerçek daha var…
Eski bayramların tadı artık sadece cümlelerin içinde yaşıyor.
Bir zamanlar mahalle mahalle dolaşan çocuk sesleri vardı. Şimdi apartmanların kapıları bile zor açılıyor. Eskiden bayram sabahı herkes birbirine uğrardı, şimdi mesajlarla geçiştirilen bayramlar çoğaldı.
Yine de Trabzon’un başka bir tarafı hâlâ direniyor bu değişime.
Köylerde kesilen kurbanın etinin komşuya dağıtılması, mezarlık ziyaretlerinde edilen dualar, bayram namazı sonrası cami önündeki kalabalık… Bunlar hâlâ bu şehrin hafızasını ayakta tutuyor.
Bir de bayramın görünmeyen tarafı var.
Bayram öncesi yoğunlaşan trafik…
Uzayan yolculuklar…
Artan fiyatlar…
Ve herkesin içinde büyüyen geçim telaşı…
İnsanlar artık sadece bayrama değil, bayram masrafına hazırlanıyor.
Ama tüm zorluklara rağmen Trabzon’da bayramın hâlâ başka bir anlamı var. Çünkü bu şehir, kalabalığın içinde bile birbirini tanımayı sürdüren şehirlerden biri.
Belki de bu yüzden insanlar her şeye rağmen bayramda memlekete dönmek istiyor.
Çünkü Trabzon’da bayram, sadece takvimdeki birkaç gün değil…
Bir aidiyet duygusu.
Bir özlem.
Bir hafıza.
Ve biraz da çocukluk demek.