Hacı Osman Kanber
Açın Trabzonspor’un kapılarını
Bu hafta bütün tartışmalar Milli Takım üzerine. Ligde sular duruldu, sahalar sessizliğe büründü. Futbola ara gelince Trabzon’da hayatın ritmi de hemen değişir. Maç yoksa, sokaktaki adamın stres atacak ya da yeni bir stres sahibi olacak bir meşgalesi de kalmaz.
Bu sessiz boşlukta biraz geri giderek, Fatih Hoca’nın Ramazan ayında basın mensuplarına verilen iftarda söylediği bir sözü gündeme getirmek istiyorum.
Fatih Tekke hocamızın dürüstlüğünden, doğru bildiğini cesaretle ifade ettiğinden zerre kuşkumuz yok. Ancak hocamızın o iftar sofrasında kurduğu bir cümle var ki, sokaktaki gerçekle taban tabana zıt: "Trabzonspor tüm Trabzonsporlulara, hatta herkese kapısını açan bir kulüptür."
Üzgünüm hocam, ama yanılıyorsun. O kapılar uzun zamandır taraftara sadece "kâğıt üzerinde" açık.
İdman Sahası mı, Kozmik Oda mı?
Eskiden Trabzonspor idmanları bir bayram, bir şenlik gibiydi. Taraftar, antrenman sahasının kenarındaki tel örgülere yaslanır; futbolcusunun hırsını, hocasının fırçasını canlı canlı izlerdi. O tozun, toprağın içinde kurulan bağ, hafta sonu stadyumdaki coşkuyu besleyen asıl damardı.
Şimdi ise idmanlar adeta bir "kozmik oda" sır perdesi arkasında. Yılda kaç idman taraftara açıldı? Kaç çocuk o sahada hayalindeki futbolcuyu kanlı canlı izleme şansı buldu? Taraftarı idman sahasından uzaklaştırmak, aslında kulübün ruhundan uzaklaştırmaktır. Elbette her elini kolunu sallayan tesislere giremez ama dünya devleri Real Madrid, Manchester City bile antrenmanlarını belli periyotlarla halka açarken; biz hangi "kozmik sırrı" saklıyoruz da kendi insanımızdan idman kaçırıyoruz?
Onana ile Fotoğraf Çektirmek Lüks mü?
Bakın etrafımıza... Beşiktaş, yeni transferi Güney Koreli golcü Hyeon-gyu Oh iki gol attı diye hemen mağazada imza töreni düzenliyor. Fenerbahçe; Guendouzi, Nene ve Sidiki Cherif’i mağazalarına indirip taraftarla kucaklaştırıyor.
Bizim taraftarımız ise dünya yıldızı Onana ile bir kare fotoğraf çektirmek, Onuachu’ya bir forma imzalatmak için tesis önünde nöbetçi amiri gibi beklemek zorunda mı? Tesislerin kapısında, elinde formasıyla antrenman bitişini bekleyen; o lüks araçların camları açılmadan geçip gitmesini izleyen 10 yaşındaki bir çocuğun hayal kırıklığı, sahadaki taktik dizilişten çok daha önemlidir. Bu soğuk profesyonellik, bu şehrin sıcak kanına aykırı hocam!
Bayramlaşmalar ve Kaybolan Samimiyet
Hadi idmanı "taktik gizliliği" diyerek geçiştirelim; peki ya bayramlaşmalar? Eskiden tesislerin bahçesi bayramlarda kucaklaşma yeriydi. Üyeler başkanla el sıkışır, taraftar hocayla kucaklaşırdı. O samimiyet bitti; yerini sosyal medyadan paylaşılan, "herkese kopyala-yapıştır" tadındaki ruhsuz kutlama mesajları aldı.
Sonuç Olarak...
Eğer taraftar hayran olduğu oyuncusuna dokunamıyor, idmanını izleyemiyor, formasını imzalatamıyorsa; o kapılar "açık" denilemez
Hafta boyunca taraftarı kulüpten, futbolculardan uzak tutmaya çalışıp hafta sonu gelince de “niye maça gelmiyorsunuz?” diye sormak olmaz.
Trabzonspor bir şirket değil, bu halkın ta kendisidir. Profesyonelleşsin ama mekanikleşmesin. Biz bir anonim şirket yönetmiyoruz, bir sevdayı diri tutmaya çalışıyoruz.
Duygunun olmadığı yerde profesyonellik, sadece soğuk bir beton yığınıdır.