Hacı Osman Kanber
Ah Gençlerbirliği Maçı… Ah Afrika Kupası…
Bugün puan tablosuna bakıp derin bir iç çekmeyen Trabzonsporlu var mıdır? Fenerbahçe ve Galatasaray’ın yaşadığı kayıpların ardından insanın aklına ister istemez kaçan fırsatlar geliyor. Özellikle de sezon içinde eldeyken bırakılan puanlar…
Futbol bazen haftalar sonra hesap sorar.
Afrika Kupası sürecinin kadro istikrarını bozduğu dönemde kaybedilen puanlar, bugün çok daha ağır hissediliyor.
O anlarda insanın aklına tek bir cümle geliyor: Ah Gençlerbirliği maçı, Lanet olsun sana Afrika Kupası!
Dünün Günah Keçisi, Bugünün kurtarıcısı!
Geçtiğimiz hafta Akyazı’da Fenerbahçe karşısında alınan mağlubiyetin ardından, bir adaletsizliğe dikkat çekmiştik. Hatırlarsınız; 90 dakikalık bir savaşı kaleci hesabına sığdırıp, tüm faturayı Onana’ya kesenlere karşı, "Mağlubiyet tek kişilik değildir!" demiştik.
Futbolun adaleti; Gaziantep deplasmanında alınan 2-1’lik galibiyetin ardından bugün bambaşka bir manzara var. Geçen hafta yerin dibine sokanlar, bu hafta Onana’yı omuzlarda taşıyor.
Biz ne zaman bir oyuncuyu bir haftada infaz edip ertesi hafta ilahlaştırmaktan vazgeçeceğiz?
Antep maçının teknik detayları bize şunu gösterdi: Fenerbahçe maçındaki "konfor alanı" riskleri hala sürse de, bu kez sahadaki emek bambaşkaydı. Fenerbahçe maçında 104 km’de kalan takım, bu kez 111.5 km barajını aşarak sezonun en diri görüntülerinden birini verdi.
Üstelik geçen hafta savunmanın yalnız bıraktığı Onana, bu kez o boşlukları kendi refleksleriyle doldurdu. Yediği hatalı gollerden sonra pes etmek yerine yaptığı kritik kurtarışlar, sadece maçı değil, belki de kendi kariyerini kurtardı.
Sabır, futbolda en büyük transferdir.
Eğer geçen hafta yükselen "kellesini isteriz" seslerine kulak verilip Onana kulübeye hapsedilseydi, bugün bu 3 puanı konuşmuyor olabilirdik.
Asıl mesele, mağlubiyette suçlu ilan etme kolaycılığından kurtulmaktır.
Şunu net bir şekilde görmeliyiz; Onana’nın kurtarışları bizi Antep’te ipten aldı ama bu bireysel başarı, taktiksel eksiklerin üzerini örtmemeli.
Oyunun kontrolünü rakibe bıraktığımız anlarda kalecinin devleşmesi bir piyangodur. Trabzonspor gibi bir dev, sahadaki kaderini sadece bir oyuncunun o anki formuna bağlamamalıdır.
Can Havliyle Gelen Karagümrük
Bu haftaki rakip Karagümrük ligde kalmak için son şanslarını kullanıyor. Düşme hattında" olması kağıt üzerinde avantaj gibi görünse de, can havliyle oynayan bir rakip her zaman daha tehlikelidir. Maça yüksek motivasyonla çıkacaklardır. Ya tam bir dirençle ölümüne savunma yapacaklar ya da kontrolsüz bir hücumla şanslarını zorlayacaklar. Trabzon’dan alacakları 1 puan bile onlar için altın değerinde, Antep’ten galibiyetle dönmüş bir Trabzonspor için ise en büyük düşman "rehavet" olur.
Üstelik maçın hakemi de ayrı bir risk faktörü. Şansının yardımıyla yükselmiş, faul değerlendirmelerinde hatalar yapabilen ve standardı olmayan bir yönetimi var.
Kümede kalma mücadelesi veren takımlar, ikili mücadelelerde daha agresif olurlar. Bu da bizim teknik oyuncularımız için sakatlık riski ve oyunun sık sık durması demek. Maçı ne kadar temposuz hale getirirlerse, şansları da o kadar artar.
Eğer puan puandır düşüncesiyle geriye yaslanıp, kaptıkları toplarla hızlı çıkmaya çalışırlarsa burada yine Onana'ya büyük iş düşecektir. Muhtemelen kalesinde az ama çok kritik karşı karşıya pozisyonlar görecek ve performansı sonucu direkt etkileyecektir.
Karagümrük için Akyazı deplasmanı, sadece bir lig maçı değil, bir tutunma çabasıdır. Can havliyle oynayan bir rakibe karşı sadece yetenek yetmez; onların koyacağı sertliğe aynı sertlikle, onların dirençlerine inatla karşılık vermek gerekir.
Çünkü futbolda en tehlikeli rakip formda olan değil, kaybedecek hiçbir şeyi kalmayandır.