Zühtü Akyıldız

Zühtü Akyıldız

Özbekistan

“Bir gündönümü vakti yeniden doğsam

Süzülsem güneş gibi

Tanrı Dağlarının ardından

Tutsam kalbimi kanatlarından

Ve bozkır kartalları gibi

Semerkant’ın kalbine uçsam”

Yıllar önce aşkla yazıya döktüğüm bu duyguları hayata geçirme zamanı nihayet geldi. Hem de yaz gündönümü vakti yaklaşırken.

Artık hayalimin kanatlarında, Özbekistan’ın semalarındayım.

Yalnız değilim elbet; Trabzon tur turizminin duayeni Halil Güven’in güvenilir rehberliği eşliğinde ve çok renkli arkadaşlarımla birlikte “Gündönümü Tur’la” uçuşa hazırız.

    &&&&

ÖZBEKİSTAN…

Türkistan coğrafyasının gizemli şehirleri; Semerkant, Buhara ve Hive’yi içerisinde barındıran “Bozkırın İpeği”, “Narin Özbekistan”.

Semerkant merkezli olarak doğan ve dünyada “Timurlu Rönesansı” olarak bilinen Türk aydınlanmasının gözde isimleri; Harezmi, Biruni, Fergani, İbni Sina, Ali kuşçu, Uluğ Bey ve daha nicelerini yetiştiren “Bozkırın Entelektüeli”, “Aydın Özbekistan”.

İpek yolu ticaretinin altın çağlarına ev sahipliği yapmış “Bozkırın Ticari Merkezi”, “Renkli Özbekistan”.

Cengiz Han ordularının yıkıcı istilasına rağmen UNESCO Dünya Mirası Listesinde şehirler ve sanat eserleri hediye eden “Bozkırın otantiği”, “Miras Özbekistan.

İpek yolu üzerinde bulunmasından dolayı birçok yağma ve talanı arda arda yaşadıktan sonra, yakın tarihte de Sovyet istilasının uyguladığı kültürel baskıya rağmen Türk kültürünü koruyup yaşatan “Bozkırın Direnci”, “Kültür Özbekistan”.

Özbekistan bir dut ağacıdır aslında. 8. Yüzyıldan günümüze dek, dut ağacı kabuklarından geleneksel yöntemden hiç sapmadan kâğıt üretilerek bu iş burada bir zanaata dönüştürülmüştür. Ayrıca dut ağacı çalgı ve yapı malzemesi olarak da kullanılmaktadır. Ama dut ağacının en şaşırtıcı işlevi tarım alanlarında ortaya çıkıyor; dut ağacının tarımı tehdit eden madenli yer altı sularını emme gücünden yola çıkılarak tarım alanları buralarda dut ağaçlarıyla koruma altına alınmıştır. Ve tabii ki ipek. Dut ağacı ve ipek dünyanın narin ikilisi, bu ikili ülkenin simgesidir. Ağaca; bereket, huzur ve manevi anlamlar yükleyip yaşatan “Bozkırın Dutu”, “Dut Ağacı Özbekistan”.

Altay dil ailesinin Karluk grubunda yer alan Özbek Türkçesini yıkıcı her türlü baskıya rağmen günümüze kadar bütün canlılığıyla taşıyan “Bozkırın Dil Bayrağı”, “Türk Özbekistan”.

Kısaca O; “Bozkırın Köklü Tarihi”, Ata yurdun kalbinde “Özlü Özbekistan”.

Sakin, güvenilir ve güler yüzlü insanlarıyla Özbekistan, “Türk Bozkırının Kutup Yıldızı”.

    &&&&

Özbekistan gezisi Semerkant’la başlar şüphesiz. Zira O, Özbeklerin tarihi kıblesi gibidir.

Daha ilk bakışta anlıyorsunuz ki Semerkant, tam anlamıyla bir kültür başkenti.

Nitekim UNESCO da kentin hakkını teslim ederek, kenti “Dünya Mirası Listesi’ne” dahil etmiş.

İlber Ortaylı haklıymış, görmeden ölmek büyük bir eksiklik olurmuş.

Semerkant adeta bir açık hava müzesi. Adımını attığın her alan tarih, soluduğun her nefeste kültür.

Semerkant’ın her yanında Timur’u gördüm. Sanata-sanatçıya, bilime-bilim insanına, halka-değerlere ve aksakallılara verdiği değeri hissettim.

Timur ve ardıllarına; artık Osmanlı resmi tarih yazıcılığının açtığı pencerenin dışında, başka pencerelerden de bakıyorum. Baktıkça, Ankara Savaşına hapsolmuş Anadolu Türklüğü bakışını değiştirmekte çok geç kaldığımızı anlıyorum.

Timur buralarda bir efsane.

Timur efsanesi, Özbekistan ufuklarından her gün yeniden doğuyor adeta. Ancak bu efsanenin temelleri sadece namağlup komutanlığına değil sanatın ve bilimin ölümsüz izleri üzerine bina edilmiş.

Ayrıca bu efsane; bizde olduğu gibi karşı taraf düşmanlığı (Osmanlı) üzerine kurulmamış.

Bu yazım bir Timur incelemesi değildir elbette. Ancak, O’nun mühründe ve yüzüğünde yer alan o meşhur ifadeyi buraya almadan geçemeyeceğim:

“Doğrulukta kurtuluş vardır”

Ve elbette egemenliğe dair o değerli sözünü de anmadan geçmemeliyim:

“Ben ki Melik-i Turan, Emir-i Türkistan’ım; ben ki Türk oğlu Türk’üm!”

Semerkant ve Timur’la birlikte; “Yerleşik Türk Kültürü” bilgimizin yetersiz olduğunu hemen hissediyorsunuz. Registan Meydanı bunu yüzünüze haykırıyor zaten. Dünyadaki bütün meydanlara meydan okuyan Registan Meydanı.

Registan Meydanı mı? İşte size özet: “Birbirini selamlayan üç büyük medrese (Uluğ Bey Medresesi, Şir Dor Medresesi, Tilla Kari Medresesi); gündüzü parmak ısırtır, gecesi büyüler.”

Diğer tarafta çinileriyle ünlü Emir Timur Türbesi.

Timur’un türbesinde aile bireyleri dışında başka birisi daha var.

Kim mi? Timur’un sandukasının önünde, manevi Hocası Mir Said Bereke’nin sandukası var. Şimdi buyurun değerlendirmeyi siz yapın!

Uluğ Bey Semerkant’ta yaptırdığı rasathaneyle göğün kapısını aralamış adeta. Ve ay bilimciler, aydaki kraterlerden birinin adını “Uluğ Bey Krateri” olarak vererek yine bir hak teslimi yapmışlar.

Ve karşımızda yine Timur; 14.yüzyılda Emir Timur’un eşi Bibi Hatun adına yaptırılan muhteşem cami, “Bibi Hatun Camii”.

Gökyüzüne meydan okuyan kubbesi geniş avlusu, avlusunda taştan yapılmış devasa rahlesi ve hala anlatılan efsanesiyle çok dikkat çekici bir cami, Bibi Hatun Camii.

Şah-I Zinde Külliyesi ki; Hazreti Muhammed’in kuzeni Kuşam Bin Abbas’ın mezarının da içinde bulunduğu anıt mezarlar topluluğu. Dirileri derinden sarsan bu “Nekropol” (Ölüler kenti) dünyanın en önemli sanat eserleri arasında yer almaktadır şüphesiz.

Semerkant, renga renk bir dünya. Çarşıları, pazarları ve tertemiz sokakları; kıskanmadım dersem yalan olur.

Türküm dedikçe gülümseyen yüzler, yapılan ikramlar ve nazik davranışlar asla unutulmaz.

Unutulmazlar arasında yerel rehberlerimiz Galip Zarifoğlu ve Cesur Aliyev’den söz etmezsem haksızlık yapmış olurum. Onların bilgi donanımı ve konuk severlikleri üst düzeydeydi.

Ah Semerkant Ah! Sana doyamadım.

Artık gönlümün en özel yerindesin ve bana göre sen, “Türk kültür Kavşağısın”.

    &&&&

Gezimiz; Buhara, Hiva ve Taşkent bölümleriyle devam edecek.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan Trabzon Haber ve diğer kategorilerdeki haberlerdeki yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum
Zühtü Akyıldız Arşivi

Tuğ Kaldırmak

18 Mayıs 2026 Pazartesi 11:16

Oyidi Buyidi Şuyidi

12 Mayıs 2026 Salı 18:04

Biz madenci çocukları

01 Mayıs 2026 Cuma 11:08

Bugün 23 Nisan

23 Nisan 2026 Perşembe 11:57

Acı Patlıcan

08 Nisan 2026 Çarşamba 10:14

OHAAA

31 Mart 2026 Salı 17:12