Moloz mevki, Trabzon’un önemli tarihi alanlarından biri ve kent yaşamının en canlı yüzlüdür.
Tarihi Pazarkapı Camii, M.Ö. 1. Yüzyıla tarihlenen 135 metre uzunluğundaki antik dere limanı, Kadınlar Pazarı, balık pazarı, belediye otobüs durakları, ilçe dolmuş durakları, Hanife Hatun Camii ve daha birçok toplumsal etkileşim alanıyla Trabzon’un nabzı, güneşin ilk ışıklarıyla birlikte burada atmaya başlar.
Duraklar, kadınlar pazarı, fırınlar, cami önleri…
Kısaca Moloz; Trabzon insanının sabrını, espri anlayışını, hareketliliğini, tez canlılığını, ülkeye ve dünyaya bakışını, kısaca gerçek kimliğini görebileceğimiz özel bir alandır.
Ben de Moloz müdavimlerinden biriyim.
&&&&
Kadınlar pazarına yaptığım ziyaretlerimin birinde; zaman zaman alış veriş yaptığım Fatma teyzenin, ülkemizin belki de en önemli toplumsal sorunu olan aile (Evlenme ve boşanma) konusunda bilgeliğinin iğneli kısmına tanık oldum.
“Gız Emriye uşağını evlendirebildin mi?”
“Ne gezer dayandi kırk yaşına, hala yanlara vuriyi”
“Gız yoksa hala çıkma mı çıkayi?”
“Çıkma nedur?”
“Bilmez misin Emriye? Filört deyler, çıkma deyler, güya aşk arayler”
“Uy!!”
“Ya; uy, sen daha çok beklersin uşağım evlensin diye, O daha çıktığı yerden inecek.”
“Ne dersin Fatma Abla”
“Emriye duymaymisın gençler evlenmek istemeyi, özgürlük deyler, yalnız yaşam deyler, kimsenin yükünü çekemem deyler, deyler de deyler.”
O arada Emine Teyze’de devreye girdi.
“Ahan bak habu pazara, bidani genç var mi? Burası kadınlar pazarı değil, yaşlı kadınlar pazarı sanki. Geriden genç gelmeyiki! “
Fatma abla Emine Teyzeye dönerek:
“Avruba’yi gülerdik ya, güldüğümüz başımıza geldi Emine, olduk olar gibi. Evlilik yok, uşak yok, çekirdek aile dediler, çitlendik yok olduk. Geçenlerde gomşimin gızi boşandi, hem de bi celsede. Sordum oğaki gızım daha yeni evlenmiştınız, haburda bi gaç ay oldi, ne oldi da boyle oldi?”
Dedi ki:
“Anlaşamadık arkadaşça ayrıldık”
“E ne oldi da anlaşamadınız, neydi derdınız” diye sordum.
“Fatma teyze olmadi denedik ama olmadi, O oyle dedi, ben boyle dedim, ayrıldık.”
Dedim oğaki “Sizin derdınız; oyidi, buyidi, şuyidi hemi?”
“Gız bağa ne dese iyi biliymisınız?”
“Doğru diysın Fatma teyze sorunumuz; oyidi buyudi şuyidi…
E ne yapalım hayde boşanalım.
“Yani sizin anlıycanız bu ülkede evlilik deveye hendek atlatmaktan zor ama boşanmak çocuk oyuncağı.”
&&&&
“Gülme komşuna gelir başına”
Evet güldüğümüz, garipsediğimiz bizde asla olmaz dediğimiz batı halleri, fena halde içimizde.
Alın size bir beka sorunu daha!
Nüfusumuz artık yaşlı, evlilikler ağır aksak, boşanmalar gümbür gümbür.
Gençler evlenmek istemiyor. Yalnız yaşam tercihleri ve bireycilik aile kavramını kritik noktalara getirdi. Bunlar yetmiyormuş gibi, sudan sebeplere boşanmalar patladı. Tabii ki bu değerlendirmeyi yaparken sığınmacıların çoğalma yönelişlerini de göz önünde bulundurmak gerekir.
Oyidi buyidi, şuyidi yaklaşımı sadece nüfusun yaşlanması sorununu değil, beraberinde Türkiye’nin demografik yapısının değişmesi ihtimalini de gündeme getirebilir.
Artık, daha da geç kalmadan çok doğru politikalar üretilip hayata geçirilmeli,
Zira “Bize bir şeyler oluyor”