Eli açık insanlar için "rüzgârı besleyen, kuşları doyuran" gibi sıfatlar kullanılırmış Cahiliye Dönemi'nde. Cevan-merd yani cömert olmak kalubeladan beri büyük erdem sayılmıştır. Günümüzde erdem (fazilet) kavramının itibarı olmasa da cömertliğin geniş kullanım alanı var.
İnsanlar -örneğin- akıl verme konusunda pek cömertler: Hayatta kimseye güvenme. Azla yetinmeyi bil. Yargımız bağımsızdır. Sahip olduğun konuşma özgürlüğüne şükret. Hoşafı soğuk servis et. Süt banyosu yapacaksan tam yağlı inek sütü kullan...
Bunu yemeyin, şu yiyeceklerden uzak durun temalı sınırsız paylaşım var. Verilen akılları dinledikten sonra şunu anladım ki aklı olan insan hiçbir şey yemez.
Parasını ve malını esirgemeden verene cömert demişler. Oysa hoşgörüde cömertlik gösteren insanlar da var.
Bir dağbaşı kasabasında çalışıyorduk, henüz çok gençtik. Karlı ve soğuk bir kış sabahında -kitaplarımız koltuğumuzun altında, üşüyen ellerimiz montlarımızın ceplerinde- okula doğru yürüyorduk. Mesaisine sadık kaymakam beyle karşılaştık. Bizim yaşlarda bir adam. Kısa namlulu silahı yine omzunda. "Ellerinizi cebinizden çıkarın!" diye çıkıştı. "Size bir şey demiyoruz diye mi böyle yapıyorsunuz?.."
O güne dek bize bir şey demeyişlerinin bir hoşgörü cömertliği olduğunu idrak edememiştik...
Sevecenlik, ilgi ve sevgi cömertliği gösteren insanlar da var etrafımızda.
Sait'ten bir minik alıntı yapalım:
-Dostumu öldürdüm abi, diyor, sakla beni.
-Neden öldürdün Hidayet?
-Seviyordum be abi!
-Nasıl seviyordun Hidayet?
-Deli gibi be abi!..
Deli gibi yalan söyleyenler de var, dolap çevirenler de var. Dürüstlüğün, ahlakın, insancıllığın cömertlerini de gördük şu hayatta. Bencilliğin, kötülüğün, hainliğin cömertlerini de...