Vergi kararı sonrası taksiciler çıkış arıyor! Mesleği bırakmayı düşünen bile var
Son günlerde en fazla dert yanan meslek gruplarından biri taksici esnafı. Özellikle ilçelerde çalışan şoförlerle konuştuğunuzda aynı cümleyi duyuyorsunuz: "Bu yükün altından nasıl kalkacağız?"
Elbette kayıt dışı ekonomiyle mücadele edilmeli. Vergi sisteminin adil işlemesi de devletin en doğal hakkı. Buna kimsenin itirazı yok. Ancak getirilen her düzenlemenin, sahadaki gerçeklerle de örtüşmesi gerekiyor. İşte taksicilerin itirazı tam da bu noktada başlıyor.
1 Eylül 2026 tarihine kadar tüm ticari taksilerin "Taksi Mali Cihazı" sistemine geçmesi zorunlu hale getirildi. Taksimetreyle entegre çalışacak bu cihaz sayesinde tüm işlemler anlık olarak kayıt altına alınacak, fiş düzenlenecek ve ödemeler elektronik ortamda izlenecek. Kağıt üzerinde bakıldığında sistem modern görünüyor. Fakat direksiyon başındaki esnaf aynı rahatlığı hissetmiyor.
Çünkü mesele sadece yeni bir cihaz satın almak değil. Bunun maliyeti var, bakım gideri var, muhasebe yükü var. Bir de üzerine kamera sistemi, büyük defter uygulaması ve artan bürokratik işlemler eklenince işin içinden çıkmak daha da zorlaşıyor.
Asıl sıkıntıyı ise ücretli çalışan şoförler dile getiriyor. Kendi adına çalışan birçok taksici zaten SSK primini cebinden ödüyor. Şimdi buna KDV, gelir vergisi, geçici vergi ve diğer mali yükümlülükler de eklenecek. Gün sonunda elde edilen kazancın önemli bir bölümü vergi ve giderlere ayrıldığında, geriye kalanla geçinmenin kolay olmadığını söylüyorlar.
Üstelik ilçelerdeki tablo, büyükşehirlerden çok farklı. İstanbul'da ya da Ankara'da gün boyu çalışan bir taksiyle, küçük bir ilçede müşteri bekleyen taksiyi aynı ekonomik şartlarda değerlendirmek mümkün mü? Yolcu sayısı farklı, gelir farklı, çalışma koşulları farklı. Buna rağmen yükümlülüklerin aynı olması, doğal olarak tepkiye neden oluyor.
Bir başka belirsizlik de plaka sahipleriyle şoförler arasındaki mali sorumluluk. Bugüne kadar düşük vergiler nedeniyle birçok ödemeyi plaka sahibi üstleniyordu. Yeni sistemde ise bu yükün nasıl paylaşılacağı konusunda ciddi soru işaretleri bulunuyor. Bu belirsizlik hem işverenleri hem de direksiyon başındaki şoförleri tedirgin ediyor.
Duyduğumuz kadarıyla bazı taksiciler şimdiden mesleği bırakmayı düşünüyor. Kimisi plakasını satmanın hesabını yapıyor, kimisi ise farklı sektörlerde çalışmanın yollarını arıyor. Yıllardır direksiyon sallayan insanların mesleklerini bırakmayı konuşur hale gelmesi, üzerinde durulması gereken önemli bir tablo.
Devletin vergi toplaması elbette gereklidir. Kayıt dışılığın önlenmesi de doğru bir adımdır. Ancak vergi adaleti sadece tahsilatla sağlanmaz. Ödeme gücünü, bölgesel farklılıkları ve mesleğin gerçeklerini de hesaba katmak gerekir. Aksi halde iyi niyetle hazırlanan düzenlemeler, sahada beklenmeyen sonuçlar doğurabilir.
Henüz uygulamaya geçiş için zaman var. Bu süreç iyi değerlendirilmeli. Taksici odalarının, maliye yetkililerinin ve ilgili bakanlıkların ortak bir masada buluşup sahadan gelen talepleri yeniden değerlendirmesi gerekiyor. Çünkü amaç esnafı cezalandırmak değil, sistemi sürdürülebilir hale getirmek olmalı.
Direksiyon başındaki insanın tek beklentisi var: Çalışsın, kazansın ve emeğinin karşılığını alabilsin. Bunun için de kurallar kadar, o kuralların uygulanabilir olması gerekiyor.


