Cehennemi yaşamak...

Cehennem, yalnızca ölümden sonra insanın karşılaşacağı bir mekân mıdır? İnsan onu yaşadığı hayatın tam ortasında da tecrübe edebilir mi?

Cehennem yalnızca ölümden sonra insanın karşılaşacağı bir mekân değildir. İnsan geniş kalabalıklar içinde, kendi evinde, iş yerinde, sokakta, dost bildiklerinin arasında da cehennemi tecrübe edebilir.

İnsan, sevgiyi-saygıyı hak ettiği hâlde takdir edilmiyorsa, ilgisizlikle cezalandırılıyorsa; dik duruşu, doğruluğu ve dürüstlüğü sebebiyle yalnızlaştırılıyor-ötekileştiriliyorsa; arkasından çeşitli işler çevrilirken bunları farketiği halde yüzüne sahte gülücükler atılıyorsa; kardeşim-dostum, canım, cicimsin deyip arkasından işler döndürülüyorsa; o kişi, bu hayatta nar-ı cehennemin ilk sıcaklığını hissetmeye başlamış demektir. 

Bir toplumda güven duygusu yerle yeksan olmuşsa; kişiler birbirine selam verirken dahi arka planda hesap yapılıyorsa; dostluklar çıkara, akrabalıklar menfaate, komşuluk ilişkileri gösteriş sahnesine dönüşüyorsa; insanlar birbirinin yüzüne gülüp arka taraftan birbirini tüketiyorsa, aslında orada fark edilmeyen bir cehennem çukuru çoktan kurulmuş demektir.

Bazen insanlar en büyük acıyı düşman diye gördüğünden değil, en yakını bildiğinden görür. Defatle eleştirilen, sürekli değersizleştirilen, emeği bir çırpıda yok sayılan, sen ne anlarsın denilen, başarıları küçümsenen veya görmezden gelinen, "gerçekte varlığına tahammül edilip yokluğu tercih edilen" bir insan, belki ateşi görünmez lakin, ruhuna derin kuyularda çile çektirilen bir azabın içinde yaşamaktadır.

Bugün, hayat da kendine mahsus cehennemler üretiyor. Mütemadiyen yetişme telaşı, bitmek bilmeyen rekabet, tüketim zorbalığı, sosyal mecrada beğenilme hırsı; genelde perde arkasında yürüyen makam ve statü hırsı...Bilhassa makam-para-statüyü devam ettirme hırsı ve bağımlılığı, egosu gereği vaz geçememek söz konusu olduğunda yakınlıkmış, arkadaşlıkmış, dostlukmuş, akrabalıkmış hak getire. İşte o vakit değersizleştirme, yıpratma oyunları gerçekte kişiyi kendisine yabancılaştırma yalnızlaştırmaktır. "Çokluk içinde yapayalnız kalmak", insanlar tarafından bilinip kabul görünürken yanındakiler  tarafından gerçekten tanınmamak, belki de çağımızın en sessiz cehennemlerinden biridir.

Daha ağır olanı ise, insanın yaşadığı çevrede kötülüğün sıradanlaşmasıdır. Adaletsizlik karşısında susmak, haksızlığı kanıksamak, vicdanın sesini duyamayacak kadar çıkar hesaplarına gömülmek, menfaat söz konusu olunca iyiliğin unutulması ve daleveranın insanlar arasında hayat bulması insanın içine düştüğü en derin şahsiyetsizlik cehennemidir. Çünkü; burada insanın vicdanına yönelen yıpratıcı kavga, "kendi ruhuna sürgün edilmesi demektir."

Belki de insanın dünyadaki en büyük cehennemi; sevilmediğini hissettiği hâlde seviliyormuş gibi yapılmasını bilmesi, değersizleştirildiğini bilip katlanmaya itilmesi, konuşsa fırtınaların kopacağını bilip itidalli olmaya itilmesi, sükunet ve sabır dairesinde kalırken ahmak zannedilmesi belki de "umut etmekten vazgeçemediği hâlde her gün hayal kırıklığına uğramasıdır."

Bununla birlikte insanın en büyük kurtuluşu da yine insanın kendisindedir. Samimi bir söz, adaletli bir tutum, vefalı bir dostluk, içten bir tebessüm, hakkı gözeten bir vicdan ve merhametle uzanan bir el; birçok insanın içinde taşıdığı görünmez cehennemleri söndürebilecek kadar güçlüdür.

Çünkü insan, bazen bir ömür boyunca ateşsiz yanar; bazen de tek bir güzel davranışla yeniden yaşamaya başlar. En büyük mesele, başkalarının cehennemine odun taşımamak ve kendi vicdanımızı cennete açılan bir kapı hâline getirebilmektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan Trabzon Haber ve diğer kategorilerdeki haberlerdeki yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Şal Arşivi

Eğilmeyenlerin zaferi

01 Haziran 2026 Pazartesi 10:41

Sessiz Kriz: Toplumun Ruh Hali

11 Mayıs 2026 Pazartesi 11:22

Hiçbir şey bilenler

21 Nisan 2026 Salı 11:49

Kazanan yok, kaybeden çok!

14 Nisan 2026 Salı 09:15

Bu gidişat nereye...

27 Mart 2026 Cuma 12:57

Direnişin sesi, bugünün dersi

18 Mart 2026 Çarşamba 09:22