Zühtü Akyıldız
Bugün 23 Nisan
BUGÜN 23 NİSAN
Dilimize takılan o dizeler:
“Bugün 23 Nisan
Neşe doluyor insan”
Biz; baharı, 23 Nisan’da çocukluğun bütün masumiyetiyle kucaklayan, oradan gençliğine 19 Mayıs coşkusunu yükleyen ve nihayet 30 Ağustos’la zaferi kucaklayan bir bayram kültüründen geliyoruz.
Şimdilerde adına “Dijital Dünya”, “Küresel Dünya” gibi birtakım isimler verilen yeni süreç; çocuklarımızı, ergenlerimizi ve gençlerimizi derinden etkiledi. Derinden ve olumsuz.
Bu süreçte, kontrol edilemeyen değişimler-bozulmalar yaşandı.
Ve ne yazık ki yaşadığımız toplumsal dalgalanma bizi yaslı bir 23 Nisan’a taşıdı.
Omuzlarımızda çocuklarımızın tabutları yüreğimizde yasları!
O soru şimdi herkesin beynini deliyor, “NE OLDU DA BÖYLE OLDU?”
Aslında her şey gözlerimizin önünde oldu, değişim-bozulma bağıra bağıra geldi adeta.
Ve hepimiz oradaydık zaten;
Ekranların başında, akıllı telefonların içinde, daha çok kazanma arayışlarındaydık. Yani hepimiz oradaydık.
Bakıcıların peşinde, yani çocuklarımızla daha az ilgilenme arayışındaydık aslında.
Çocuklarımızı yarış atlarına dönüştürülürken, kimimiz seyirci kaldı, kimimiz yemledi, kimimiz de parasını kazandı.
Hepimiz oradaydık, seyir tepesinde.
Bu yeni süreçte evimize gazete girmez olmuştu artık, kitaplarsa sadece raf süsüydü. Evlerimizi otele dönüştürdüğümüzü fark etmedik bile.
Aile içi sohbetler, birlikte yenilen yemekler çoktan terkedilmişti. Herkes bir köşedeydi ama en önemlisi çocuklarımız kendi köşelerinde tuzaklarla baş başaydılar!
Sözde çocuğumuz her şeyin en iyisine layıktı ve sözde biz her şeyimizi onlara feda etmiştik.
Çocuklarımızı okullarına verip, öğretmenlerine teslim ederken onların çok zeki oldukları uyarısını yaparken de hepimiz oradaydık.
Sadece bu kadar değil tabii; çocuklarımızın çok duyarlı olduğunu, özgürlüklerine düşkün olduklarını ve birey olma kültürüne sahip olduklarını belirmekten de geri kalmıyorduk şüphesiz.
Böylece, öğretmenlerine ve kurumlarına gözümüz üzerinde uyarısını da yapmış oluyorduk. Çocuğumuz dünyanın en hassas bireyiydi ve herkes ona göre davranmalıydı. Zira bir parmağımız “CİMER” butonunun üzerindeydi zaten.
E şikâyet mekanizması her an güncel olduğuna göre, çocuğumuzla ilgili sorumluluklarımızın en önemli kısmını da yerine getirmiş oluyorduk.
&&&&
Süreç evlerimize, ailelerimize ve çocuklarımıza en hafifinden böyle yansıdı.
Ya diğer tarafta…
Diğer taraftan yaşananlar belki de daha büyük dalgalanmalara yol açacaktı.
Nasıl mı? Hatırlayalım isterseniz.
Köy okulları bir bir kapandı. Böylece köyler iyice boşanırken kentler nefes alamaz hale geldiler. Bu arada yatılı okulların bir kısmı, öğretmen okullarının ise tamamı kapatıldı.
Öte yandan sınav sistemleri ve müfredatlar sıkça değiştirilerek çok ciddi dalgalanmalar yaratılıyordu. Sınav sorularının çalınması ise sistemin en büyük kara deliği olarak tarihe geçiyordu.
Bu arada hayata geçirilen; öğrenci, öğretmen kıyafet serbestliği “Bir devrim” gibi görülüyordu. Öyle ya kıyafet serbestisi özgürlük, okul üniforması ise gerilik ve kişisel gelişim engeliydi.
Bir tarafta ihtiyaçlara cevap vermekte zorlanan devlet okulları, diğer tarafta neredeyse daire fiyatlarına ulaşan özel okullar…
Bir tarafta her türlü zorluğa direnen öğretmenler, diğer tarafta eğitime dair her şeyi çok iyi bildiğini düşünen ve çocuklarını dünyanın merkezi olarak gören veliler…
Okul önlerini mesken tutan çeteler, akran zorbalıkları, dijital tuzakların tutsağı durumuna düşen öğrenciler, gelecek kaygısı, geçim kaygısı…
Ve daha neler neler…
Peki bütün bu yaşananlar öğrencilerimize, öğretmenlerimize nasıl yansıdı?
Hiç düşündük mü?
&&&&
23 Nisan arifesinde bayrağa sarılı öğrenci-öğretmen tabutlarını omuzlamak bizi acı gerçeğimizle yüzleştirdi.
Böylesi ancak Amerika’da olur dediğimiz türden olaylar artık Anadolu’da bile sahne almaya başlamıştı.
Bu olayların ardından “Biz ne ara bu hale geldik” söylemini kullananlar olup bitenin hala farkında değiller aslında.
Geldiğimiz nokta ne yazık ki 23 Nisan törenlerini iptal etmeyi bile gündeme getirmiştir.
Geldiğimiz noktayı “Saç kontrolünden silah kontrolüne geçiş” olarak özetleyebiliriz.
&&&&
Güvenlik tedbirlerinin arttırılması elbette önemlidir ama asla sorunu ortadan kaldırmaz.
Çözüm önerim mi?
Elbette yıllarını eğitime bir vermiş bir öğretmen olarak önerilerim olabilir.
Ancak doğrusu bir ortak aklın ortaya çıkması ve üzerinde ittifak edilmesidir. Bunun için ulusal eğitim çalıştaylarına ihtiyaç vardır.
Eğitimin bütün paydaşları ve konunun uzmanları siyasetten arındırılmış çalıştaylarda bir araya gelmeli ve çözüm önerilerini sunmalıdırlar.
Sonrası mı?
Sonrasında merkezi yönetim bu önerileri dikkate alırsa, yeni ve doğru bir süreç başlayabilir.
Buruk da olsa, çocuklarımız kendilerine adanmış bayramı Atatürk’ü anarak hissetmeliler.
Bayramınız kutlu olsun çocuklar.

