23 Nisan geldi.
Ben de ve eminim benim jenerasyonum da ‘23 Nisan’ deyince uyanan duygular aynıdır. Coşku!
Etkinliklere seçilebilme heyecanı.
Okul bando takımına girebilir miyim?
Giremezsem hangi etkinliğe seçilebilirim?
Aylar öncesinden sevinçle karışık yaşanan heyecan…
Bizim dertlerimiz bunlardı. O zamanlar bize büyük gelen bu duygular, şimdi düşününce ne kadar küçük ve masummuş dedirtiyor insana.
Günü geldiğinde tören alanına giden yolda yankılanan davul, zil sesleri…
Gururla taşınan flamalar…
Bizim çocukluğumuzun ‘23 Nisan’ı böyleydi. Üzerinden yıllar geçmesine rağmen bunları düşünmek bugün bizlerin yüzünde tebessüme sebep olurken, çocuklarımızda ne sevinç ne heyecan ne de tebessüm görememek üzücü.
Hele ki bu 23 Nisan nasıl kutlanır bilemiyorum. Çocuğun çocuğu katlettiği zamanda çocuk bayramı nasıl kutlanır?
Çocuktan katil olur mu?
Çocuklar melektir düşüncesine ne oldu?
Çocuklar sevilir, çocuklar korunur, kollanır, çocuklar özen ister; çünkü bir kez büyütülür.
Silkinip kendimize gelelim.
Çocuklarımıza sahip çıkalım. Onları sarıp sarmalayalım, dinleyelim ve en önemlisi iyi örnekler olalım.
Çocuklarımızın, bizim yarınlarımız olduğu gerçeğini unutmayalım!