60’lı ve 70’li yıllar;
Biz;
Damar-Maden köyünün (Artvin-Murgul) madenci çocukları.
Bakır madeni gurbetçilerinin gurbet çocukları.
Göklere komşu toprakların gökkuşağı çocukları.
Hep helâlinden beslenen alın teri çocukları.
Emeğin değerini bilen emekçi çocukları
Ve biz, bize çocukluğu dolu dolu yaşama imkânı sunan Damar’ın özgür çocukları.
Emekçi babalarımız, fedakâr annelerimiz ve maden ocakları bizim unutulmazlarımızdır.
Hele hele çocukluk arkadaşlarımız…
&&&&
1 Mayıs beni hep oralara götürür.
Damar’a maden ocaklarına…
2026 yılından bakarak; 1970’li yılların Damar’ını, Damar’daki işçiliği anlamak gerçekten çok zor.
O tarihlerde oralarda önce “Etibank” sonra “Karadeniz Bakır İşletmeleri” işletmeciliği var.
Bakır madeni sahaları; Trabzon’dan, Rize’den, Ardahan’dan ve Artvin’inin bütün ilçelerinden gurbetçilerle doluydu.
Yani madenciler renkli kültürleriyle Damar’ın damarıydılar aslında.
Damar’da oluşan kültürel doku, Doğu Karadeniz’in ve Doğu Anadolu’nun kültürel çeşitliliğinden besleniyordu ve bakır madeninden daha zengindi. Biz madenci çocukları o zenginliğin hasadıydık doğrusu.
Damar belki de ülkemizdeki işçilik tarihinin en parlak sayfasını oluşturuyordu. Zira işçilerin sosyal hakları parmak ısırtacak seviyelerdeydi.
Şaşıracaksınız ama o tarihte işçilerin önemli bir kısmı kaloriferli lojmanlarda otururdu.
Yıllık ikramiyeler, bayram ikramiyeleri, ücretli izinler, işçi sineması, çok uygun satış yapan ekonamalar, işçilere ulaşım imkanları, kıyafet ve erzak yardımları, Artvin’de okuyacak işçi çocukları için yurtlar…
Daha neler neler, tam bir işçi cenneti, filim gibi yani.
&&&&
1 Mayıs beni sadece Damar’a götürmüyor şüphesiz.
Geçmişteki kanlı 1 Mayıs günleri, her duyarlı vatandaş gibi 1 Mayıslarda benim de önüme gelir ve hüzün belleğimi depreştirir.
Şüphesiz ki ülkemizin 1 Mayıs travması çok derindir. Ben Taksim’i de bilirim, Damar’ı da. Derdim; o sayfaları açmak ve yaraları kaşımak değildir.
Ama emek, geldiği yeri ve katettiği mesafeyi unutmamalı ki gideceği yeri bilebilsin.
Bunca acıya, bunca yaşananlara rağmen “Alın teri kutsallığı” hala sözde kalıyorsa ve hala madenciler aç, susuz yollardaysa ne Taksim’den ne de Damar’dan yeterince ders alınmadı demektir.
21. yüzyılımıza işçi hakları ihlalleri, iş kazaları, çocuk işçi sorunları, kaçak maden ocakları, sigortasız işçilik, kıdem tazminatı sorunları, grizu patlamaları ve benzeri gibi konular damga vurmamalı artık.
&&&&
1 Mayıs’ın “Damar’da ki güzelliklerle” kutlanabileceği günleri düşleyerek, alın teri önünde saygıyla eğiliyorum.