Zühtü Akyıldız

Zühtü Akyıldız

Özbekistan-II

Semerkant’tan ayrılırken; Amin Maalouf’un belleğimde izleri hala silinmemiş olan Semerkant adlı kitabının sayfaları arasında gezinmeye gayret ettim. Ayrılık zamanı gelmişti ya, işte tam o an Maalouf’un zamana dair o etkili tanımlamasını bir kez daha anımsadım:

“Zamanın iki yüzü var, bir yüzü güneşe diğer yüzü tutkulara bakar”    

Semerkant’la vedalaşırken burada zamanın durduğunu hissetim. Ve duran zamanın iki yüzünü de gördüm “Bir yüzü Timur’a diğer yüzü Türk Dünyasına bakıyordu”.

    &&&&

Şimdiki istikametimiz Türk İslam dünyasının çok özel kenti olan Buhara. Kentin manevi havasıyla karşılaşma beklentimiz, yol yorgunluğunu hafifletiyordu doğrusu.

Semerkant’tan tam ayrılmadan Buhara’nın manevi iklimine girmiştik bile. Zira Buharalı olan İmam Buhari’nin kabri Semerkant’ın çıkışında ve bizim yol üstü ziyaret planımızdaydı. İmam Buhari Türbesi yeni tamamlanmış ve ziyarete açılmış. Muhteşem bir mimariyle devasa bir yerleşke olarak hayata geçirilmiş. Belli ki inanç turizminde yeni bir rota oluşturulmak isteniyor. Sahih-i Buhari adlı hadis külliyatının yazarı İmam Buhari, bilindiği üzere büyük İslam alimi ve hadis hafızıdır.

Yol sıkıntılı olsa da akıp gidiyor; Semerkant-Buhara arasında yer alan bir kentten geçiyoruz. Kentin adı, Ali Şir Nevai.

Ali Şir Nevai; 15. Yüzyılda Timurlular çağında yaşamış büyük şair, dilbilimci ve düşünürdür. Muhakemetü’l Lügeteyn adlı eseri Türk dilinin baş yapıtlarından biridir. Kente Ali Şir Nevai adının verilmesi Özbeklerin ulusal değerlerine sahip çıkma boyutunu gösteriyor. Keşke Türkiye’de de birkaç kentin ismi bu anlamda verilebilmiş olsaydı. Örnek mi? Konya yerine Mevlâna…

Nihayet Buhara’dayız, bine yakın tarihi eseri barındıran derin maneviyatla Buhara.

Türk-İslam Medeniyetinin “İslam’ın Kubbeleri” unvanını alan şehirlerinden biri olan (Diğerleri, Ahlat ve Belh.) Buhara’nın eserlerini ne saymaya ne de anlatmaya gücüm yeter, zira sayısız ve emsalsizler. Böyle olmakla birlikte ikisi var ki isimlerini buraya almazsam yazım tamamen eksik kalır. Kalon Minaresi ve İsmail Samani Türbesi sanattan anlayan anlamayan herkesin büyülenerek donup kalacağı şaheserler. Zaten İsmail Samani Türbesi 1933 yılında Buhara’nın tarihi merkezinin bir parçası olarak UNESCO Dünya Mirası Listesine alınmıştır.

Tarihi 2000 yıl öncesine dayanan Buhara’nın tarih kokan sokakları; tertemiz ve çok renkli, güvenilir, huzur verici ve çok davetkâr. Bütün bunların yanında kentte attığınız her adımda kentin manevi iklimini soluduğunuzu hissediyorsunuz. Zira; Abdülhalik Gucdüvani, Bahauddin Nakşibend ve onların takipçileri olan Nakşibendi yolunun büyükleri kentin manevi kimliğini nakış nakış örmüşler adeta.

    &&&&

Buhara’yla vedalaştık, yine yollardayız. Üstelik “Kızıl Kum Çölünü” geçeceğiz. Hedefimiz hiva.

Hiva’ya doğru yer yer bozkır, yer yer çöl yer yer de Amuderya eşliğinde akıp gidiyoruz. Yerel rehberimiz Galip Zarifoğlu “Çöl sürprizlerle doludur” derken neyi kastettiğini anlayamamıştık, taki çölün orta yerinde bir tesiste mola verene kadar.

Mola yerinde; oraya bizden daha önce varmış olan yerel rehberimiz Cesur ve beraberindekiler bizi Türk ve Özbek bayraklarıyla büyük bir coşkuyla karşıladılar. Halil Güven’in ifadesiyle, çölün ortasında küçük “Turan Toyu” kuruldu, Milli taamlar(yemek) yenildi, iyi dilekler tutuldu.

Zorlu bir yolculuktan sonra Nihayet Hiva’dayız. Kentin uzaktan beliren silüeti bile bütün yorgunluğumuzu çöle yolculadı.

Konaklayacağımız otelde çok ama çok güzel karşılandık, bütün işaretler, bir zaman tüneline girmek üzere olduğumuzu gösteriyordu.

Kentin UNESCO Dünya Mirası Listesinde yer alan surlarla çevrili “İçan Kale”si (İç Kale) tarihi atmosferiyle ve tarifsiz büyüsüyle bizi zamanda yolculuğa davet ediyordu.

Şimdi, 16. Yüzyılda Harezm Hanlığının başkentini adımlıyorduk adeta. Zira her şey 4 asır öncesi gibi yerli yerinde ve nerdeyse hiç değişmemiş.

Aslında burası 2500 yıllık bir yerleşim yeri ve tarih; Hiva’yı o asırlardan 21. Yüzyıla ışınlanmış gibi.

İç Kale’de yüzlerce geleneksel ev çok sayıda tarihi anıt var. Ancak simge anıtları; tamamlanmamış olsa da efsanesi ve görseliyle tam bir anıt eser olan “Kalta Minor Minaresi” ve “Cuma Mescididir”.

Tarihi doku başımızı döndürürken, halkın içtenliği ve Türkçesi gönlümüzü fethetti.

Ya o temizlik ve renk cümbüşü…

Burada renklere bakışım değişti, yeniden keşfettim onları adeta. Sarı, kırmızı, yeşil, turkuaz ve diğerleri…

Hiva için, her türlü övgü ve tanıtım gayretlerinin yetersiz kalacağını itiraf etmeliyim.

Semerkant, Buhara, Taşkent…

Evet ama Hiva bambaşka. Hiva’sız Özbekistan gezisi yarım bile sayılmaz!

Urgenç’teki Celaleddin Harzemşah’ın anıtsal nitelik taşıyan heykelini selamlayarak Hiva-Urgenç’ten Taşkent’e uçuyoruz.

    &&&&

Taşkent, kent içi ormanlar barındıran modern bir başkent. Dört gidişli ve dört gelişli araç yollarının yanında yaya yolları ve hemen yanlarında parklar bahçeler.

Kentin dokusunda Sovyet izleri çok belirgin.

Taşkent; modernlik, yeşillik, düzen ve sadelik kokuyor.

Elbette burada da tarih var; Özbekistan İslam Medeniyeti Merkezi burada.  Hz. Osman’a ait ceylan derisi üzerine yazılmış “Mushaf” burada Hast İmam Külliye ’sinde sergileniyor.

Özbekistan, Taşkent’te de bizi şaşırtmaya devam ediyor. Taşkent 1966’da bir deprem yaşıyor ve yaklaşık 300 bin kişi evsiz kalıyor. Ve sadece 8 kişinin öldüğü bu deprem “Deprem Anıtı” adıyla anıtlandırılır ve ölümsüz hale getirilir.

Özbek mutfağı; et, hamur ve pilav üzerinden şekillenmiş. Taşkent’te de bu kültürün en önemli ayağı olan “Özbek Pilavı” ile ünlenen “Beş Kazan” adlı bir “Milli Taam Aşevi” bulunuyor.

Ve dönüş vakti.

Teşekkürler Gündönümü Tur, teşekkürler Halil Güven.

Hoşça kal özümü derinden etkileyen Özbekistan.

Hoşça kal “Bozkırın İpeği”

Belki başka bir gündönümünde bir kez daha…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan Trabzon Haber ve diğer kategorilerdeki haberlerdeki yorumlar onaylanmamaktadır.
Zühtü Akyıldız Arşivi

Özbekistan

25 Haziran 2026 Perşembe 12:26

Tuğ Kaldırmak

18 Mayıs 2026 Pazartesi 11:16

Oyidi Buyidi Şuyidi

12 Mayıs 2026 Salı 18:04

Biz madenci çocukları

01 Mayıs 2026 Cuma 11:08

Bugün 23 Nisan

23 Nisan 2026 Perşembe 11:57

Acı Patlıcan

08 Nisan 2026 Çarşamba 10:14

OHAAA

31 Mart 2026 Salı 17:12