İnsanları tanımak çok zor. "Ben insan sarrafıyım." diye böbürlenenlerin çuvalladıklarına çok tanık olduk. "İnsanoğlu çiğ süt emmiş. Güvenme dostuna, saman doldurur postuna. Adam sandık eşeği, altına serdik döşeği..." gibi özlü sözler söyleyip divane dolaşanlar arasında eski insan sarrafı çoktur.
Toplum içinde yaşarken maskelerin altında nelerin yattığını bilmek çok işe yarayabilirdi. Ama bilemiyoruz işte. Astrolojiyle kafayı bozanlar galiba bir şeyler keşfetmişler. İnsanları 12 öbeğe ayırıp "Aha, bunlar patavatsızdır, şunlar kararsızdır, ötekilerde deve kini vardır, berikilerin kalbi temizdir..." gibi etiketler oluşturmuşlar. Ben mesela, inatçı ama güvenilir olduğumu oradan öğrendim.
Eskiden insanın beden yapısıyla kişilik özellikleri arasında güçlü bağlantı olduğuna inanılırdı. "Kıyafetname" denen eserler bu anlayışla yazılmıştır. "Kellesi büyük olanlar çalışkandır, küçük ve yassı olanlar ahmaktır." gibi net bilgilerin çok işe yaradığını tahmin ediyoruz. Düşünün ki saraya adam alırken "Bu herif bizim partiden midir, kimin mahdumudur?" gibi zahmetli araştırmalar yapmak yerine kıyafetnamelere başvurulduğunu yazıyor kitaplar.
Hamdullah Hamdi'nin “Kıyafetname”si en makbul eserlerden biridir. Çok değerli bilgiler içerir.
Uzun boylu insanın kalbi temiz olur, orta boylu olmak bilgeliğin göstergesidir, diyor. Benim gibi boydan kesat olanlara kibirli, kindar ve hilekâr demiş. (İlmî çalışma olduğu için saygı duymak zorundayım.)
"İnce ve zayıf dudaklıların karakteri güzel olur. Bir âdem gür saçlı ise cesurdur, akıl sağlığı yerindedir. Boynu ince, uzun olanlar korkak ve düşüncesiz, gözü küçük olanlar fitneci olur..." Ve daha neler, neler. Alın, okuyun, insan tanıyın...
İnsan tanımak bu denli kolay olsaydı keşke! İnsanların kaşına gözüne, boyuna posuna bakıp ne menem olduğunu anlayabilseydik... Bunca hilekârlık, ihanet, zulüm, alçaklık yaşanır mıydı?