Yıllar önce tanıdıklar kız istemeye gitmişler. Kızın babası demiş ki: "Benim kızım, aha bu kapıdan çıkıp, alt sokaktaki amcasının evini bulup gidemez." Benim evladım eksik akıllıdır anlamında söylememiş bunu. Meramı şudur: Sokağa adım atmışlığı yoktur kızımın. Biz onu daima kafesinde tutmuşuz. Bundan ötürü kendimizle gurur duyuyoruz.
İnsan beğenilmek ister. Kılığıyla, sözleriyle, eylemleriyle... Pahalı takımlar giydiğinde de bilgiçlik tasladığında da kendinden güçsüz birine saldırdığında da takdir edilmek ister. Bir takdir eden bulunmazsa kendi kendini över.
900 bin metrekare ormanı -yasaları da çiğneyerek- yok etmiş olsanız bununla övünebilir misiniz? Adam, "Bir gecede 4 buçuk kilometre yol açtık." diye övünebiliyor.
"Danışman hoca seçmek çok önemlidir." diye yazmış profesör, sanal sayfasına. "Ahlaki, etik değerlere ve ülkenin millî güvenliğine sadık hocalarla iletişime geçmeniz gerekir."
Var mı hocam, tanıdığınız öyle biri?
"Övünmek gibi olmasın da tam karşınızda duruyor. Daha geçenlerde bir kız öğrencimi bir telefonla belediyede işe soktum."
Hem "ahlaki" hem "etik" yazmanız bu sebepten midir hocam?..
Teksaslı Chris, keskin nişancıymış. "Lanet olası vahşilerden nefret ediyorum!" diye yazmıştı. Ülkesi, Irak'a barış götürmeye giderken o da gitmiş, altı yıl başarıyla görev yapmış. 255 adet kötü insanı öldürdüğü için övünüp duruyordu.
Haftalardır futbolla ilgili gelişmeleri ve skorları takip eder gibi korkunç saldırıların haberlerini izliyoruz. Savaş çıkaran adamlar, "Çok başarılıyız, her yeri bombaladık. Onu da öldürdük, bunu da öldürdük, şunu da öldürdük. Eğer şu kişiyi öldüremediysek bize de yazıklar olsun!" gibi nahif açıklamalar yapıp duruyorlar. Ne denli övünseler azdır. Onların da adları tarihe geçti çünkü, başka büyük caniler gibi.