Mehmet Şal
ANORMALLİĞİ NORMALLEŞTİRME
Bazen en sorunlu, riskli görülen değişimler büyük gürültü ile olmaz. Her zaman yaşanıyormuş gibi, alışalarak gelir. Yadırganan her ne varsa, zaman içinde sıradanmış gibi görülmeye başlar. İşte tam bu noktada insanlar; önceden anormal görüp tepki verdiklerine, artık normaldir deyip tepkisizleşirler.
Bir zamanlar kabul edilemez davranışlar, tavırlar ve eylemler bugün gerekçeler sunalarak kabul edilebiliyor. Dün utanç vesilesi olanlar, günümüzün şartları böyle denilerek meşrulaştırılıp kabul edilmesinin zemini oluşturuluyor. Vicdanlar ise susmayı tercih ediyor. Yaşananları kabullenme yoluna giriyor. Halbuki farkında olmadan vicdan aşınıyor, varlığını inkar ediyor. İnsanlar şer olanı, açıkça savunmuyor ancak sesiz kalıyor veya ona karşı duracak gücü bulamıyor. Böylece insanlar yaşanan olumsuzlukları istemeye istemeye kabullenmeyi seçiyor.
Normalleşen, aslında çoğu kez yapılan kötülüğün kendisi değildir. Ona bakma şekli, yaklaşım biçimi, gösterilen duruş tarzıdır. Normalleştirme, alışkanlık haline getirme; vicdanın en sinsi düşmanıdır. İnsan her gün maruz kaldığı kötülüğe tepki vermezse bir süre sonra o kötülük insanlar tarafından normalleştirilir. Yaşanan olumsuzluğa tepkisiz kalmak, anormalliğin en güçlü koruyucusudur.
İşte bu duyarsızlık, tepkisizlik zamanla toplumları çürümeye ve çökmeye götürür. Onun için büyük yıkımlar, anormallikleri küçük küçük kabullerle başlar. "Bir defadan bir şey olmaz", "Bir şey demeye gerek yok", "ilk kez oldu" gibi değerlendirmeler toplum için en tehlikeli cümlelerdir. Çünkü; kabullenilen her kötülüğün tekrarı, kuvvetle muhtemeldir.
Her normalleşen durum, doğru olarak kabul edilemez. Çoğunluğun yaptığı her iş ve eylem her zaman doğru değildir. Azınlıkta kalan düşünceler, iş ve eylem de doğru olabilir. Önemli olan yanlışa itiraz edebilmektir. Yalnız kalmayı göze almaktır. Bunu göze alamayınca insanlar anormallikleri normalleştirir. Aslında insan farkında olmadan kendinden ödün vermiştir. Bir gün aynaya bakıp yüzleştiğinde kötülüğün doğruyla eşitlendiğini görür ama çoktan iş işten geçmiştir. Sonuçlarını yaşamak kaçınılmaz bir sondur.
Şunu sormak gerekir: Bugün normal denilen şey, ne zaman dünün yanlış ile yer değiştirdi?
İyi düşünmek gerekir.