Futbolda bazen taktikler, bazen yıldızlar, bazen de bütçeler belirleyici olur. Ama bazı geceler vardır ki tek bir şey sahneye çıkar: istemek. Trabzonspor’un Beşiktaş deplasmanında geriye düşmesine rağmen aldığı galibiyet, tam olarak bu ruhun karşılığıydı. Eksikler, cezalılar, daralan rotasyon… Kâğıt üzerinde her şey aleyhlerineydi. Ama belli ki o soyunma odasında bir karar alınmıştı: “İstersek olur.”
Maçın ilk dakikaları Trabzonspor adına hiç de umut verici değildi. Beşiktaş’ın baskısı, erken golü ve tribünlerin enerjisi, bordo-mavilileri zorlayacak gibiydi. Fakat işte tam burada devreye o görünmez güç girdi: karakter.
Teknik direktör, elindeki sınırlı kadroya rağmen oyunu doğru okudu. Rotasyon oyuncularının yokluğunda sahaya çıkan isimler, adeta “Bize güvenin” dedi. Orta sahadaki mücadele gücü, savunmanın soğukkanlılığı ve hücumdaki doğru koşular, Trabzonspor’u oyunda tutan en belirgin özelliklerdi.
Ve işin en çarpıcı tarafı da şu:
Bugün gösterdikleri bu karakteri keşke son dört karşılaşmada da gösterebilselerdi.
O zaman belki de ligde bambaşka bir tablo konuşuyor olurduk. Ama futbol bazen böyle; doğru reaksiyon doğru zamanda gelir, bazen de geç kalır.
Sonuç olarak;
Bu galibiyet, sadece üç puan değil; hafta içi oynanacak kupa maçı öncesi büyük bir moral kaynağı oldu. Eksiklere rağmen ortaya konan mücadele, “isteyince oluyor” sözünün sahadaki karşılığıydı.
Trabzonspor, Beşiktaş deplasmanında sadece bir maçı değil, kendi inancını da kazandı. Eğer bu karakteri kupaya da taşırlarsa, sezonu kupayla taçlandıracakları kanaatindeyim.