Eskiden lapa lapa kar yağdığında kent bambaşka bir sessizliğe bürünürdü. Öğrencilerin dört gözle beklediği okullar tatil olur, yolların çoğu kar dolayısıyla kapanır ve aileler evindeki sobanın başında toplanırdı. Kış mevsiminin beraberinde getirdiği kar yağışı, sadece bir mevsim olmamakla birlikte hayatın akışını baştan değiştiren bir misafirdi. Seneler öncesine soğuk gerçekten soğuk, rüzgar ise insanın iliklerine kadar işlerdi. Kış, ciddiye alınması gereken bir mevsimdi ve bu mevsimin ayları yaklaştığında herkes bugünlere göre hazırlıklarını erkenden yapmaya başlardı.
Bugün ise kente kar yağdığı zaman genelde daha az ve yüzeysel yağabiliyor. Yağıyor ama bu kelimede kalıyor. Bazen tuttuğunda da maalesef birkaç saat sonra eriyip gidiyor. Günümüzde küresel ısınma yalnızca yazları değil, kışları da fazlasıyla etkiledi. Denizler ısınıyor, atmosferin dengesi altüst oluyor ve mevsimler birbirine karışıyor. Eskiden haftalarca süren kar örtüsü, şimdi birkaç fotoğraf karesi kadar tutuyor.
Asıl kaybettiğimiz şey yağan kar değil, onun tutmasında sonraki hayatımızda bulunduğu yerdir. Kar, sabrı, sakinliği, beklemeyi ve hayatın yavaşlamasını öğretirdi. Şimdi her şey gibi hava da hızlı, geçici ve dengesiz. Küresel ısınma sadece doğayı değil, bizim mevsimlerle kurduğumuz bağı da birbirimizden koparıyor. Kış artık geliyor ama sadece kelimede geliyor..