Emrah Yücesan
Dil okulu seçerken velilerin sorduğu yanlış sorular
Yıllardır eğitim sektörünün içindeyim. Binlerce veliyle oturup konuştum. Hepsinin ortak bir noktası var: Çocuğu için en iyisini istiyor. Kimse çocuğuna bilerek yanlış bir tercih yapmaz. Ama şunu da net söyleyeyim; çoğu zaman mesele kötü niyet değil, yanlış yerden başlamak.
Bir dil okuluna gelindiğinde genelde ilk sorular şunlar oluyor: Kaç saat ders var? Kaç ay sürüyor? Fiyat nedir? Elbette bunlar önemsiz değil. Ama bir çocuğun geleceğini etkileyecek bir kararı sadece saat ve ücret hesabına indirgemek, bana göre büyük bir eksikliktir.
Dil eğitimi saatle ölçülmez. Yıllar içinde 120 saat ders alıp hâlâ iki cümleyi yan yana getiremeyen öğrenciler de gördüm, daha kısa sürede özgüven kazanıp rahatça konuşmaya başlayan çocuklar da. Demek ki mesele kaç saat olduğu değil; o saatlerin nasıl işlendiği. Asıl soru şu olmalı: Bu program çocuğumu gerçekten konuşturabilecek mi?
Velilerin sık sorduğu bir diğer soru da şu: Kaç ayda öğrenir? Açık konuşayım, bu sorunun sihirli bir cevabı yok. Dil öğrenmek spor yapmak gibidir. Bir ayda mucize beklemek gerçekçi değil. Ama doğru sistemle, doğru ortamda altı ay içinde bile çocuğun duruşu değişir, özgüveni artar. Önemli olan süre değil, süreklilik ve doğru yönlendirmedir.
Bir de “Yabancı hoca var mı?” sorusu var. Sanki öğretmenin pasaportu başarıyı garanti edecekmiş gibi. Oysa mesele öğretmenin milliyeti değil, çocuğa dokunabilmesi. Çocuk hata yapmaktan korkuyorsa, sınıfta konuşmaya cesaret edemiyorsa, karşısındaki kişinin nereli olduğunun hiçbir önemi kalmıyor. Dil öğrenmek, önce korkuyu yenmektir.
Sertifika konusu da benzer. Evet, belge önemlidir. Ama asıl önemli olan, o belgenin arkasını doldurabilmektir. Çocuğunuz bu eğitimin sonunda ne yapabilecek? Bir yabancıyla rahatça konuşabilecek mi? Kendini ifade edebilecek mi? Üniversiteye gittiğinde hazırlıkta zorlanmayacak mı? Duvara asılan sertifika değil, hayatta kullanılan beceri kıymetlidir.
En hassas konuya da değinmek lazım: fiyat. Bütçe elbette önemli. Ama sadece indirim oranına bakarak karar vermek, eğitimi sıradan bir alışveriş kalemine indirgemek demektir. Dil eğitimi bir gider değil, uzun vadeli bir yatırımdır. Getirisi hemen değil, yıllar içinde ortaya çıkar.
Benim velilere hep söylediğim bir cümle var: Çocuğunuzu bir kursa mı yazdırıyorsunuz, yoksa geleceğine yatırım mı yapıyorsunuz? Çünkü mesele İngilizce öğrenmek değil. Mesele; özgüveni olan, dünyaya açık, kendini ifade edebilen bir birey yetiştirmektir.
Sorular değiştiğinde, sonuçlar da değişiyor. Bunu yıllardır sahada birebir görüyorum.