Çalış Diyoruz, Şartları Konuşmuyoruz

Çocuğa diyoruz ki çalış. Ama çocuğun çalışacağı şartları hiç konuşmuyoruz.

Bu memlekette bir cümle var, her derde deva sanıyoruz:
“Çalışırsa olur.”
Olmuyor.
Çocuğa diyoruz ki çalış.
Ama çocuğun çalışacağı şartları hiç konuşmuyoruz.
Sabah okula gidiyor, kafası evde kalıyor.
Evde konuşulan belli: kira, borç, fatura, yarın ne olacak…
Çocuk derste matematikte ama aklı mutfakta.
Sonra öğretmen diyor ki:
“Bu çocuk potansiyelini kullanmıyor.”
Hangi potansiyel ile?
Bazı çocuklar defter taşımıyor, yük taşıyor.
Biri okuldan çıkıp kursa gidiyor,
öbürü eve gidip kardeşine bakıyor.
İkisine de aynı sınav, aynı not, aynı nasihat.
“Çalış.”
Kolay.
Ev sessiz olacak, karnı tok olacak,
yarınla ilgili korkusu olmayacak…
sonra çalışacak.
Ama biz ne yapıyoruz?
Şartı görmeden öğüt veriyoruz.
En kolayı bu çünkü.
Parası olan çocuğa destek var.
Parası olmayan çocuğa dua.
“Allah yardımcın olsun.”
Eğitimde adalet dediğin şey,
herkese aynı kitabı vermek değildir.
Herkesin aynı masada oturmasını da sağlamaz.
Adalet, kimin neyle mücadele ettiğini bilmektir.
Bir çocuğun İngilizce konuşamamasına kızıyoruz,
ama evde kimsenin konuşacak hâli yok.
Bir çocuğun derste uyumasına kızıyoruz,
ama gece uyuyamamış niye, sormuyoruz.
Sonra da diyoruz ki:
“Bizim zamanımızda yoktu böyle şeyler.”
Vardı.
Sadece adı farklıydı.
Bu ülkede bazı çocuklar yarışa önde başlıyor,
bazıları ise ayakkabısız koşuyor.
Ama sonuçta diyoruz ki:
“Hepiniz aynı sınava girdiniz.”
Olmaz.
Çalışmak önemlidir, eyvallah.
Ama şart yoksa, çalışmak masalda kalır.
Çocuğa “çalış” demeden önce,
bir durup şunu sormak lazım:
“Bu çocuk hangi şartlarda ayakta durmaya çalışıyor?”
Bunu sormadıkça,
ne eğitim düzelir
ne de vicdan rahat eder.

İlk yorum yazan siz olun
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan Trabzon Haber ve diğer kategorilerdeki haberlerdeki yorumlar onaylanmamaktadır.

Eğitim Haberleri