Muhammed Eraslan
Turizm Haritasında mikro milliyetçiliğe yer olmamalı
Yeni yıl,yeni planlar, yeni vizyonlar derken veya beklerken 2026 yılında ilk hafta itibari ile elimizde bir kaos birde büyük eksiklik var. Bu hafta izninizle kaosa dönen hususu, gelecek hafta ise eksikliği değerlendirmeye çalışalım.
Siyasi/İdari harita başka Turizm Haritası başka
Her şehrin ilçe ve köylerden müteşekkil sınırları ve yüzölçümü ile belirli bir siyasi haritası var. Google kullanan hemen herkesin ulaşacağı bu sınırları ancak kanun ve cumhurbaşkanının onayı değiştirebilir. Bu sınırlar kadar belirli olmasa da en az o sınırlar kadar önemli olan bir başka harita ise şehrin ticari ve kültürel faaliyetlerinin etki alanını içine alan haritalar. Örneğin kentin turizm haritası dediğimizde sınırları daha muğlak, değişkenliği daha mümkün bir faaliyet alanından bahsederiz.
Günübirlik gidilebilen her yer bu haritaya dahildir
Trabzon Turizmi diye bahsettiğimiz de aklımızda canlanması gereken harita da bu olmalıdır. Değişebilir olduğunu ifade ettiğimiz bu sınırların hududunu, bu gün için Batum’dan başlatıp Ordu’ya kadar olan tüm bölgeyi içine alan ve turistte bu bölgeye dair seyahat refleksi oluşturan her noktayı kapsayan alan olarak düşünmeliyiz. Bir turizm profesyoneli arkadaşım çok basit ve güzel bir tanım ile bunu şu şekilde ifade etmişti; günübirlik tur yapılabilen her yer bu kentin turizm haritası içindedir. Kaldı ki bu tanım turizm haritasının belki en düşük yüz ölçüme sahip olanıdır desek yeridir. Örneğin hep bahsedilen Uzak Doğu-Çin pazarının kentimize yansımaları ,İstanbul’dan Kapadokya, Pamukkale’den Safranbolu ya kadar alanı kapsayan turizm haritasına dahil olarak sağlanabilir.
Turizm takvimi de bu haritayı gözeterek oluşturulmalı
Destinasyon planlaması her bölge için olduğu kadar özellikle bizim gibi düşük sezon süresi uzun olan bölgeler için çok daha önemli. Gezilecek görülecek birçok yerimiz var ve yıllardır turizm hareketliliğimiz de bunun üzerine kurulu. İşin eğlence tarafı ise hep eksik kalmışken, kardan adam festivali, Kalandar şenlikleri gibi gelenekselleştirmemiz gereken birkaç nadir eğlenceli aktiviteyi de bir şekilde kaosa dönüştürmemeliyiz. Kesinlikle amaç bu olmasa da son günlerde ortaya çıkan tablo maalesef bu. Oysa Uzungöl - Ayder kıyasına dönüşen son süreç çok basit bir soru ile aşılabilirdi ‘Bu tarihlerde bölgede ne var?’. Ya hiç sorulmadı ya da sorulmasına rağmen göz ardı edildi. Hangisi daha kötü takdir sizlerin.
Mikro Milliyetçilik Turizm gibi evrensel bir olgu ile bağdaşmaz
Yapılan yorumları okuyunca meseleye dair hamasi yaklaşımların önüne geçilmesi gerekiyor diye düşünüyorum. Bu konuda müsamaha gösterilmemesi gereken en önemli noktanın sonu olmayan mikro milliyetçi yaklaşımlar olduğu aşikâr. Örneğin bireysel yaklaşımlar yerine bölgedeki turizm dernekleri sürece müdahil olup aklıselimi hakim kılabilirler. Yeri gelmişken , belki de bölgenin en büyük ihtiyaçlarından birisi de idari harita yerine turizm haritasını dikkate alan birliktelikler, dernekler olabilir ki buda başka bir yazı konusu.
Dünyada turizm faaliyetleri; beklentilerin ve buna bağlı olarak seçeneklerin arttığı, haliyle rekabetin her geçen gün yükseldiği bir dönemden geçiyor. Kentimizi ve bölgemizi güçlü kılacak olan yegâne anlayış sahip olduğumuz her yerin ve aktivitenin eşit derece de kıymetli olduğunu bilmekten ve buna göre davranmaktan geçiyor.
İyi haftalar.