Ramazan Bayramı, Müslümanlar için büyük bir öneme sahip olan, sevgi, paylaşma ve kardeşlik duygularının zirveye ulaştığı mübarek bir gündür. Bir ay boyunca tutulan oruçların ardından gelen bu bayram, sadece açlık ve susuzlukla sınanmanın ötesinde, sabır, hoşgörü ve yardımlaşmanın da en güzel şekilde yaşandığı bir dönemdir..
Bayram sabahı erkenden kalkar, en güzel kıyafetlerimizi giyeriz. Camilerde kılınan bayram namazı, dualar ve selamlaşmalarla bayramın ilk heyecanı başlar. Sonrasında büyüklerimizin ellerini öper, hayır dualarını alır; akrabalarımızı ve komşularımızı ziyaret ederiz. Özellikle çocuklar için bayramın yeri her zaman ayrıdır. Şekerler, harçlıklar ve güzel dileklerle dolu bir gün onları bekler.
Ramazan Bayramı sadece aile içinde değil, toplum genelinde de yardımlaşma ve dayanışma duygularını güçlendirir. İhtiyaç sahiplerine yapılan yardımlar, verilen sadakalar ve paylaşılan yemekler, bayramın manevi değerini daha da artırır. Küslüklerin sona erdiği, dostlukların pekiştiği bu özel gün, insanları birbirine biraz daha yaklaştırır.
“Eski bayramlar” diye başlayan hikâyelere çok da aldırmayın. Çünkü hâlâ bayram ruhunu yaşatan çok insan var. Hâlâ bazı çocuklar büyüklerinden harçlık almanın peşinde, hâlâ bazıları bayram sabahı alınan yeni kıyafetlerini giyecek olmanın heyecanını yaşıyor.
Bir gün bu heyecan biter mi bilinmez ama bayram, ne olursa olsun her zaman bayramdır. Ve her çocuğun içinde kendiliğinden bir neşe oluşturur. Aileleri bir araya getirir, aynı sofranın etrafında buluşturur. Her çocuk kalabalık masalarda oturmak, ailesiyle güzel anılar biriktirmek ister. Bu gelenekler sürdüğü müddetçe bayramlar en çok çocuklar için vardır.