Sosyal Gündem Resmi İlanlar
Anahtar Deliği Yayın tarihi: 29 Temmuz 2026 07:00 Güncellenme tarihi: 29 Temmuz 2026 11:34

Anahtar Deliği 29.07.2026 Sahillerde ücret tartışması büyüyor

Trabzon’da sahillerde ücret tartışması büyürken kıyıların kamusal niteliği yeniden gündeme geldi. Çevre, turizm ve ulaşım başlıklarında ise vatandaş duyarlılığı ve denetim çağrıları öne çıktı.

SAHİLLERDE ÜCRET TARTIŞMASI BÜYÜYOR

İki hafta önce en net ve en sert şekilde gerçeği yazdık:

“Sahiller devletin. Yani milletin. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 43. Maddesi ile güvence altına alınmışken sahillerin neredeyse tamamına para ile giriliyor?”

Özellikle son haftada yurtiçi gündeminin en başında siyasi hareketlilikten sonra bu konu gelir oldu.

İçinde Karadeniz’in de bulunduğu bölgelerde sahil kesimlerinin birileri tarafından adeta işgal edilmesi sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.

Bu konuda bilinç ve duyarlılık kazanan vatandaşlar sahillere inmek istediklerinde önlerini kesip para isteyen kuralsızlara Anayasa 43’ü hatırlattı.

Bu konuda binlerce paylaşım geldi, hatta yeni soruşturmalar açıldı.

Yargıtay ve Anayasa Mahkemesinden ise birbirinden çarpıcı emsal kararlar çıktı.

Amir Kanun ne diyor:

“Devletin Hüküm ve Tasarrufu: Kıyılar özel mülkiyete konu olamaz; devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyıları herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır. Kıyılardan yararlanmada öncelikle kamu yararı ve kullanımı gözetilir. Hiçbir kişi, otel veya işletme kıyıyı çeviremez, tel örgü çekemez veya ‘burası özel plaj’ vs diyerek geçişi engelleyemez. Deniz kenarına havlunuzu serip güneşlenmeniz veya yüzmeniz için kimse ücret talep edemez.”

İşte bu gündem üzerine bazı hukukçular ve duyarlı okurlar Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun emsal kararlarına ulaştı.

Kamuya açık sahillere ve kıyılara girişleri engelleyen veya vatandaşları zorla uzaklaştıran işletmeciler ile çalışanlara verilen hapis cezalarının onandığı her yerde paylaşılmaya başlandı.

Kıyıların ilk 50 metrelik kamusal alanında geçişi kısıtlayanlara şartlara göre 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilebiliyor.

Para cezası ve mahrumiyetler de cabası oluyor.

Trabzon ve çevresinde bu tip yasadışı uygulamaların varlığından yakınen haberdarız.

Acaba konunun ilgilileri ve yetkilileri bu gündemi takip edebiliyor mu?

Örneğin cankurtaran ve ekipman sormak için tesislere inen jandarma ekipleriyle mali denetimden sorumlu belediye zabıtaları; giriş ücretini de kontrol ediyorlar mı?

Çünkü kanunu ihlal etmek kadar uygulanmasını engellemek veya savsaklamak da Anayasa’ya göre kamusal bir suç!..

***

KONTEYNER DEYİP GEÇMEYELİM

Çöp konteynerları, merkezde de kırsal yerleşim alanlarında da büyük kolaylık.

Hem temizlik, hem düzen, hem medeniyet.

Belediyelerimizin malzeme ve ekip sağlama konusundaki hassasiyetini takdir etmek durumundayız.

Bir de arazi ve işyeri sahiplerinin duyarlılığı var.

Öyle herkes kendi işyerinin önüne, arazisinin içine konteyner koydurtmuyor.

Yan taraflarına atılan çöplerin yanı sıra yer daralması, koku, sinek gibi olumsuzluklar üst üste gelebiliyor.

Kendi arazisine konteyner için yer açmış olan vatandaş, buraya atılmaması gereken büyük ve eski eşyalar atıldığında iki türlü zor durumda kalıyor.

Hem ekipler bunları kamyonlara sığdıramadıkları için alamıyorlar, hem de konuyu bizzat fedakarlıkta bulunan vatandaşa sorabiliyorlar.

Halıyı, beyaz eşyayı, kocaman camları ya da dev bir profili konteyner yanına atıp gidenler ise hiçbir sorunla uğraşmıyorlar!..

HER ŞEYİN BİR USULÜ, BİR ÇÖZÜMÜ VAR

Oysa medeni ve meri uygulamalar öyle değil; buradan bildirmiş olalım:

Halı ve beyaz eşya gibi büyük hacimli ev eşyaları günlük çöp toplama sistemine dahil değiller.

Belediyeler bu atıkları hacimli atık toplama ekipleriyle adreslerden randevulu olarak alır, geri dönüşüm tesislerinde ayrıştırır ya da uygun olanları ihtiyaç sahiplerine ulaştırır.

İşe yaramayanlar özel bir bölgede özel işlemle imha edilerek depolanır.

Belediyelerin ilgili (Örn: Ortahisar için Tel: 4446144) hattını arayarak veya Çözüm Merkezi/Beyaz Masa gibi resmi birimler üzerinden bildirim yapar; bildirimler kayda alınır, ekipler bu eşyaları evlerin önünden özel araçlarla ücretsiz toplarlar.

Bırakın AB’yi, medeniyet kriterlerinin en başında çevre duyarlılığı, geri dönüşüm ve insana saygı gelmez mi?

Vatandaş olarak bizim duyarlılığımız yerinde olmadan bu işlerin çözülmesi gerçekten çok zor.

***

TURİZMCİYE SGK DESTEĞİ NEFES ALDIRACAK

Turizmciye nefes aldıracak destek projesi nihayet açıklandı.

Turizm işletme belgesi sahibi olup sigortalıları turizmci çalıştıran işyerlerine günlük 116,67 TL prim desteği sağlanacak.

Kişi başı şeklinde gerçekleştirilecek bu ödeme ile çalışan başına aylık 3.500 TL SGK desteği verilmiş olacak.

Destek Süresi: 2026 yılının Mayıs ile Aralık ayları arasındaki 8 aylık dönemi kapsayacak.

Yine de işletmenin Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan turizm işletmesi belgesine sahip olması ve ilgili ayda fiilen faaliyette bulunması şart koşulacak.

Elbette sezon dışında kapalı olan tesisler destek alamayacak.

Turizm büyük değerimiz.

Sosyo ekonomik açıdan ortak geleceğimiz.

Trabzon genelinde toplam tescilli 383 konaklama tesisimiz var.

Turizm işletme belgeli tesisler ve basit konaklama birimleri yönünden total oda-yatak kapasitesi ise 90 bin civarında.

Trabzon için turizm tesisi yetersiz diyemeyiz ama SGK desteği gibi sübvansiyonların çoğaltılması ortak dileğimiz.

Buna hiç kimse karışmaz, karşı çıkmaz; Trabzonlu çalışanlara inisiyatif sağlanmasıyla bölge istihdamına katkısı çok ciddi olur.

***

OTOBÜS DURAKLARINDA BİTMEYEN SORUN

Otobüs duraklarına park eden sürücüler ve durakları kullanan dolmuşçular Trabzon genelinde otobüs şoförlerinin temel sorunu.

Bir de durak yanına park edip gelen otobüsün yolcuyu, yolcunun da otobüsü görmesini engelleyen duyarsız sürücüler başgösterdi.

Şimdi bunlar hem kaldırım işgali yapıyorlar hem de durağın görüş ve giriş açısını ortadan kaldırıyorlar.

Yaz aylarında trafik sıkışıklığı ve park alanının azlığı ile birbirinden tuhaf görüntülerle karşılaşıyoruz.

Toplu taşıma araç sürücülerinin işi zor.

Klima açıyorlar; özellikle hastane hatlarında seyreden vatandaşlar "kapatmasını" istiyor.

Kapatma yetkisi yok ama bunu yapmak istese bile bu defa da "yanıyoruz" diye feveran edenler ortaya çıkıyor.

İşleri seyrüsefer içinde zaten çok zor, bir de durak önlerine ve kaldırımlara park ederek hem onları hem toplu taşıma için bekleyen insanları zor durumda bırakanlara ne demeli?

Bu arada Trabzon Ulaşım Anonim Şirketinin (TULAŞ) eski aplikasyon uygulamasının çok daha anlaşılır, kolay ve hızlı çalıştığı, güncellemeden sonra çok sayıda şikayet geldiği bilgisi geldi.

Güvenlik ve entegrasyon için yenileme ve güncelleme yaparken uygulamanın aynı zamanda fonksiyonel olmasına dikkat etmek gerekmez mi?

Yorumlar (2)

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

S
Sıradan Vatandaş
3 hafta önce

Kardeşim Yargıtay Yüksek Mahkemesi son noktayı koydu.Vatandaşı sahile sokmayan ayakçıyı ve plaj sahibine hapis cezası verdi.Geçen hafta bütün gazeteler yazdı.Sıkıntımı çıktı arayın polisi yada jandarmayı bakalım ne oluyo.Artık suç kapsamındadur. İşin cılkını çıkardınız artık yeter.

İs ail
3 hafta önce

Ulaşım programında Güncelleme yapanlar hayatında otobüse binmemiş makam araçlarıyla gezen tipler saçma sapan bir uygulamayı sırf şirkete para aktarmak için yeni diye millete zoraki kullandırıyorlar. Sorun onlarda değil onlara o yetkiyi veren oralarda oturtanda.