CORA EZBER BOZDU: SANAT EVİ İÇİN ÇIKIŞ YAPTI
Trabzon Sanatevi meselesi bir süredir şehir gündeminde.
Eleştirel duruşları nedeniyle tarihi valilik binasında istenmedikleri belirtilen sanatçılara bu kez AK Parti Genel Merkez Siyasi ve Hukuki İşler Başkan Yardımcısı Salih Cora’dan destek geldi.
Hem de hiç beklenmeyen bir yerden.
Cora, Sanat Evi’nin Trabzon’un kültür ve sanat hayatında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Binanın Trabzon Üniversitesi’ne verilmesi fikrine ise açıkça karşı çıktı.
“Buranın Trabzon Üniversitesi’ne verilmesini doğru bulmuyorum. Verilme fikrine de karşı olduğumu ifade ediyorum.”
Bu sözler önemli.
Çünkü mesele sadece bir binanın kime tahsis edileceği meselesi değil. Trabzon’un kültür ve sanat hayatında yıllardır var olan bir yapının geleceğinden söz ediyoruz.
Cora ayrıca, hukuki açıdan bir tahsis sorunu varsa binanın Trabzon Büyükşehir Belediyesi’ne verilerek sanatçıların kullanımına devam etmesinin değerlendirilebileceğini söyledi.
Şimdi gözler bundan sonra yaşanacaklarda.
Cora’nın bu çıkışı sanatçılar lehine yeni bir sürecin önünü mü açacak?
Yoksa bu sözler AK Parti içinde farklı bir tartışmanın kapısını mı aralayacak?
Bunu zaman gösterecek.
Ama şu da bir gerçek…
Sanat Evi tartışmasında artık sadece sanatçılar konuşmuyor. Siyasetin içinden de farklı sesler yükselmeye başladı.
Bakalım bu sesler nereye kadar çıkacak…

***
TRABZONSPOR SONUNDA DÜĞMEYE BASTI
Birkaç defa bu köşeden hatırlatmıştık.
Marka, logo ve isim kullanım hakkı konusunda büyük kuruluşlar ve kulüpler oldukça hassas davranıyor. Olması gereken de bu zaten.
Trabzonspor ise uzun zamandır sahte ürün, taklit forma ve kulübün marka değerini zedeleyen satışlara karşı nedense sessiz kalıyordu.
Ortada yüzlerce ürün var, Trabzonspor’un arması ve renkleri kullanılıyor, kulübün marka değeri üzerinden para kazanılıyor ama ciddi bir müdahale göremiyorduk.
Sonunda bordo-mavililer de düğmeye bastı.
Hukuk Kurulu üyeleri devreye sokuldu. Marka haklarıyla ilgili başvurular yapılmaya başlandı. İşin içinde ağır para ve tazminat cezaları, hatta ceza davaları da var.
Kulüp, bu süreci sosyal medya hesaplarından duyurarak bundan sonra kimsenin gözünün yaşına bakmayacağını da açıkça ilan etti.
Geç kalınmış bir adım ama yine de önemli.
Çünkü Trabzonspor’un markası sadece bir logo değil. Yılların emeği, kulübün itibarı ve taraftarın aidiyeti var işin içinde.
Sahte ürünle mücadele de bu nedenle hafife alınacak bir konu değil.
Ne diyelim…
Biraz geç oldu, ama sonunda düğmeye basıldı.
Umarız bundan sonrası temiz olur.

***
UZUN SOKAK’TA ŞİMDİ HESAP ZAMANI
Trabzon’un en işlek caddelerinden biri Uzun Sokak.
Bundan yaklaşık beş yıl önce, dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu döneminde büyük bir projeyle zemini ve altyapısı yenilendi. O dönem yapılan çalışmalarda kullanılan parke taşlarıyla ilgili bugün yeniden bir tartışma yaşanıyor.
İddia şu…
Yüklenici firma, kullanılan taşların sağlıklı olmadığını ve ileride sorun çıkarabileceğini belediye yetkililerine bildirdi. Ancak Fen İşleri Daire Başkanlığı’nın mevcut parke taşlarının kullanılması konusunda ısrarcı olduğu ifade ediliyor.
Sonrası malum.
Çok geçmeden taşlar kırılmaya, çatlamaya ve sürekli tamirat istemeye başladı.
Aradan beş yıl geçti.
Şimdi Büyükşehir Belediyesi aynı taşları yeniden değiştirme kararı aldı.
Burada insanın ister istemez aklına bazı sorular geliyor.
Yüklenici firmanın uyarılarına rağmen o taşların kullanılmasında neden ısrar edildi?
Eğer bugün aynı yer yeniden yapılacaksa, beş yıl önce yapılan iş için harcanan paranın hesabı ne olacak?
Daha önemlisi…
Şimdi başlayacak çalışma nedeniyle Uzun Sokak esnafı bir kez daha ciddi bir sıkıntıyla karşı karşıya kalacak.
Esnafın kaybını kim karşılayacak?
Kamu kaynaklarından çıkacak yeni maliyetin hesabını kim verecek?
Elbette geçmişte alınmış bir kararın bugün tartışılması kolay değil.
Ama kamu işi yapıyorsanız, yapılan iş birkaç yıl sonra yeniden sökülüp baştan yapılmak zorunda kalıyorsa, burada sorulması gereken sorular da vardır.
Uzun Sokak yeniden yapılacak. Peki beş yıl önce yapılan işin hesabı ne olacak?
Asıl mesele biraz da bu…

***
ŞEHRİ ŞEHİR YAPAN BİRAZ DA BU AYRINTILAR
Geçtiğimiz günlerde kamuya açık alanlardaki lavabo ve tuvaletlerin durumunu bu köşeden gündeme getirmiştik.
Aslında çok büyük bir mesele gibi görünmeyebilir.
Ama bir şehrin nasıl yönetildiğini anlamak için her zaman büyük projelere bakmak gerekmiyor. Bazen bir kaldırım taşına, bazen bir çöp kutusuna, bazen de bir lavaboya bakmak yetiyor.
Stadyumun yanında, Millet Bahçesi içerisinde bulunan lavabo ve tuvaletlerin temizliği konusunda vatandaşlardan gelen şikâyetler de bu nedenle dikkate alınmalı.
İnsanların en temel ihtiyacını giderdiği bir yerden söz ediyoruz. Dolayısıyla temizliği de günlük yapılmalı, kontrolü de aksatılmamalı.
Elbette vatandaşın kullandığı yeri temiz bırakması gerekiyor.
Fakat bunun karşılığı da belediyenin “Nasıl olsa temiz kullanılır” anlayışına sığınması olamaz. Kamuya ait bir alan varsa, oranın temizliği ve bakımı da kamu hizmetinin bir parçasıdır.
Bir de Atapark’taki saat var.
Zaman zaman duruyor, çalışmıyor.
Bugün herkesin cebinde telefon, kolunda saat olabilir. Ama mesele saati öğrenmek değil ki…
O saat orada, şehrin hafızasının bir parçası olarak duruyor.
Çalışmayan bir saat, yalnızca zamanı göstermiyor; biraz da ilgisizliği gösteriyor.
Bunlar belki büyük sorunlar değil.
Ama şehir dediğimiz şey de zaten sadece büyük yatırımlardan ibaret değil. Temiz bir lavabo, çalışan bir saat, bakımlı bir park… Bunların her biri şehir hayatının küçük ama önemli parçaları.
Büyükşehir Belediyesi’nin bu ayrıntılara biraz daha dikkat etmesi gerekiyor.
Çünkü vatandaş bazen milyonluk projeye değil, günlük hayatını kolaylaştıran o küçük hizmete bakıyor.
Ve şehir, biraz da o küçük ayrıntılarda kendini belli ediyor.