ÇUVALCI’NIN KREDİSİ NEDEN ERİYOR?
Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörü Hamdullah Çuvalcı, son dönemde üniversite yönetimi üzerinden yapılan tartışmaların odağında.
Özellikle üniversite bünyesinde kurulan vakıfla ilgili kamuoyuna yansıyan haberler soru işaretlerini artırırken, rektörlük tarafından bu konuda kapsamlı bir açıklama yapılmaması da tartışmaların daha fazla büyümesine neden oluyor.
Elbette burada peşin hüküm vermek doğru değil.
Ancak KTÜ gibi Trabzon’un en önemli kurumlarından birinde kamuoyunun kafasında soru işaretleri oluşuyorsa, yönetimin de bu sorulara cevap vermesi gerekir. Şeffaflık, böylesine köklü bir kurumda tercih değil, zorunluluktur.
Bir başka mesele de üniversite içerisindeki yönetim anlayışıyla ilgili.
Bazı akademisyenlerin alınan kararlardan ve uygulamalardan rahatsızlık duyduğu yönünde değerlendirmeler kamuoyunda dillendiriliyor. Bunların elbette somut bilgi ve belgeler üzerinden değerlendirilmesi gerekir.
Fakat burada önemli olan şu:
Bir rektörün herkesle aynı düşünmesi gerekmez, ancak herkesin kendisini ifade edebileceği bir üniversite iklimi oluşturması gerekir.
Çuvalcı Hoca’nın 28 Şubat döneminde mağduriyet yaşamış bir akademisyen olması da bu noktada ayrıca anlam taşıyor.
Geçmişte adaletsizlik yaşamış bir insanın, bugün yönettiği kurumda adalet ve hakkaniyet konusunda daha hassas olması beklenir.
Bu bir itham değil.
Tam tersine, kendisine yönelik samimi bir hatırlatma.
Çünkü Çuvalcı, göreve ilk geldiğinde kamuoyunda ciddi bir kredi edinmişti. Bugün ise o kredinin giderek aşındığı yönünde bir algı var.
Algı her zaman gerçeğin kendisi değildir ama yönetici açısından dikkate alınması gereken önemli bir göstergedir.
Bir de siyaset kulislerinde Çuvalcı’nın ilerleyen süreçte Trabzon’dan milletvekili adayı olabileceği konuşuluyor. Bunun kendisi tarafından doğrulanmış bir açıklama olmadığını özellikle belirtelim.
Fakat böyle bir siyasi hedef varsa, bugün KTÜ’de bırakılan iz daha da önem kazanıyor.
Çünkü insanlar sadece ne söylediğinize değil, nasıl yönettiğinize, eleştiriye nasıl yaklaştığınıza ve farklı düşüncelere ne kadar alan açtığınıza da bakar.
Belki de Sayın Çuvalcı’nın bu süreçte yapması gereken en doğru şey, biraz durup kendisine bakmak.
“Nerede doğru yaptım, nerede eksik kaldım, hangi kararım insanlarda kırgınlık oluşturdu?” diye sormak.
Buna eski tabirle bir muhasebe-i nefis diyebiliriz.
Makamlar gelip geçici.
Rektörlükler de öyle.
Geriye kalan ise insanlarda ve kurumda bıraktığınız izdir.
O nedenle bu yazı bir hedef gösterme değil, iyi niyetli bir dost uyarısıdır.
Belki de Çuvalcı Hoca için yapılacak en doğru şey, göreve başladığı günlerde kendisine duyulan güveni yeniden hatırlamak ve o günkü fabrika ayarlarına dönmek.
Çünkü güç, her dediğini yaptırabilmek değil; gerektiğinde kendini de sorgulayabilmektir.

***
KOZİNOĞLU’NUN ADI SADECE SOKAKTA BIRAKMAMALI
Trabzon’un yetiştirdiği isimler var…
Kimi yaptığı eserlerle, kimi siyasetiyle, kimi de devlet hizmetindeki görevleriyle şehrin hafızasında yer ediniyor.
Ama bazı isimler var ki hikâyeleri, yaşadıkları dönemden çok daha fazlasını anlatıyor.
Kaşif Kozinoğlu da onlardan biri.
2011 yılında Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybettiğinde geride yalnızca bir ölüm değil, yıllardır cevap bekleyen soru işaretleri de kaldı.
Aradan tam 15 yıl geçti.
Şimdi o dosya yeniden açılıyor.
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Kozinoğlu’nun mezarının açılarak yeniden inceleme yapılmasına karar verilmesi, elbette önemli bir gelişme. Çünkü aradan geçen bunca zamana rağmen hâlâ cevaplanmamış sorular varsa, bunların üzerinin kapatılması değil, aydınlatılması gerekiyor.
Üstelik soruşturma kapsamında cezaevinde görev yapan bazı kişiler hakkında işlemler başlatıldığı ve dosyada FETÖ bağlantısına ilişkin iddiaların da araştırıldığı belirtiliyor.
Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var.
Soruşturma tamamlanmadan kimseyi suçlu ilan etmek doğru değil.
Gerçeği iddialar değil, deliller ortaya çıkaracak.
Dolayısıyla yapılması gereken çok açık:
Varsa ihmal ortaya çıkarılmalı, varsa kusur tespit edilmeli, varsa dış müdahale bütün yönleriyle aydınlatılmalı.
Çünkü mesele artık yalnızca bir kişinin ölümü değil. Türkiye’nin yakın tarihinde önemli görevler üstlenmiş bir devlet görevlisinin ölümünün bütün yönleriyle anlaşılması meselesi.
1955 yılında Trabzon’da dünyaya gelen Kaşif Kozinoğlu, Kara Harp Okulundan mezun oldu. Özel Harp Dairesinde görev yaptı. Tim komutanlığından istihbarat görevlerine kadar kritik sorumluluklar üstlendi.
Daha sonra Millî İstihbarat Teşkilatına geçti.
Suriye’den Bosna-Hersek’e, Afganistan’dan Orta Asya’ya kadar Türkiye açısından kritik coğrafyalarda görev yaptı.
Hayatının önemli bölümü kamuoyunun gözleri önünde değil, kapalı kapılar ardında geçti.
Zaten istihbarat dünyasının doğası da biraz böyle değil mi?
Yaptığınız iş ne kadar kritikse, bilineniniz o kadar az oluyor.
Kozinoğlu’nun hayatının bütün ayrıntılarını bugün bile bilmiyoruz. Belki de hiçbir zaman bilemeyeceğiz.
Fakat Trabzon açısından bilinen başka bir gerçek var:
Bu şehir, devletine uzun yıllar hizmet etmiş önemli bir evlat yetiştirdi.
Peki Trabzon bunun ne kadar farkında?
İşte asıl soru burada başlıyor.
Ortahisar Belediye Meclisinin 2025 yılında aldığı kararla 1 Nolu Erdoğdu Mahallesi’ndeki bir sokağa “Kaşif Kozinoğlu” adı verilmesi önemli bir vefa adımı.
Bunu küçümsememek gerekir.
Ama açık konuşalım…
Bir sokak tabelası, böyle bir hayatın karşılığı olabilir mi?
Bence mesele tam da burada düğümleniyor.
Kozinoğlu’nun adı bir sokakta yaşayabilir.
Ama hikâyesi nerede yaşayacak?
Gençler onun kim olduğunu nereden öğrenecek?
Hangi görevlerde bulunduğunu, hangi coğrafyalarda Türkiye adına sorumluluk üstlendiğini kim anlatacak?
Trabzon’un üniversiteleri, belediyeleri, siyasi temsilcileri, sivil toplum kuruluşları bu konuda neden daha görünür bir çalışma yapmasın?
Bir panel düzenlenebilir.
Bir belgesel hazırlanabilir.
Hayatı ve görevleri üzerine akademik çalışmalar desteklenebilir.
Arşivlerde bulunan bilgiler bir araya getirilebilir.
Belki adına bir kütüphane, bir araştırma merkezi ya da gençlere yönelik bir eğitim projesi oluşturulabilir.
Çünkü şehirlerin hafızası tabelalardan ibaret değildir.
Hafıza, anlatılırsa yaşar.
Bir sokak adı elbette kıymetlidir.
Fakat Kaşif Kozinoğlu gibi hayatının büyük bölümünü devlet hizmetine adamış bir ismin hatırasını yalnızca bir tabelaya sığdırmak, açıkçası eksik kalır.
Şimdi önümüzde yeniden açılan bir soruşturma var.
Bu soruşturma sonucunda Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin yeni bilgiler ortaya çıkacak mı, bilmiyoruz.
Ama Trabzon’un kendi üzerine düşen başka bir sorumluluğu var.
Kozinoğlu’nun adını yaşatmak…
Hem de sloganlarla değil, bilgiyle.
Hamasetle değil, gerçek hikâyesini gelecek kuşaklara aktararak.
Çünkü bazı isimler yalnızca doğdukları şehirle değil, yaptıkları hizmetlerle de o şehrin ortak hafızasına aittir.
Kaşif Kozinoğlu da Trabzon’un böyle bir değeridir.
Öyleyse soruyu buradan soralım:
Trabzon, Kozinoğlu’nun adını bir sokaktan çıkarıp şehrin hafızasına taşımaya hazır mı?
Bir tabela ile başlayan vefa, artık daha kalıcı bir anlam kazanmalı.
Çünkü bazı isimler…
Sadece sokaklarda değil, hafızalarda yaşatılmalı.

***
ORTAHİSAR’DA EĞİTİM DAYANIŞMASI BÜYÜYOR
Ortahisar’da son dönemde dikkat çeken bir başka başlık da eğitim alanındaki sosyal destekler.
Ortahisar Belediyesi, ekonomik şartlar nedeniyle eğitim masraflarını karşılamakta zorlanan ailelerin çocuklarına yönelik desteklerini sürdürüyor. Anaokulundan liseye kadar yaklaşık 1.400 öğrenciye okul ve kırtasiye desteği verilmiş durumda.
Ama mesele yalnızca kırtasiye yardımıyla sınırlı değil.
Üniversite öğrencilerine yönelik burs çalışmaları da devam ediyor. Hayat pahalılığı, kira ve barınma giderleri gençlerin omuzundaki yükü artırırken, belediyenin bu alandaki desteği daha da anlam kazanıyor.
Burada ise farklı bir model dikkat çekiyor.
Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın öncülüğünde hayata geçirilen burs kampanyasıyla hayırseverler, üreticiler ve üniversite öğrencileri aynı dayanışma zincirinde buluşturuluyor.
Yaklaşık 200 dönümlük fındık bahçesinden elde edilecek ürünün gelirinin öğrencilere burs olarak aktarılması planlanıyor.
Dahası var...
Bağışlanan fındığın kilogramının yaklaşık 150 liralık piyasa değerinin üzerinde, 250 liradan değerlendirilmesi de kampanyanın dikkat çeken ayrıntılarından biri.
Yani burada sadece bir yardım yapılmıyor.
Üreticinin emeği korunuyor, yerel ürün eğitim desteğine dönüşüyor, üniversiteli gençlere yeni bir burs kaynağı oluşturuluyor.
Asıl kıymetli tarafı da bu zaten.
Sosyal belediyecilik biraz da böyle bir şey. Sadece belediyenin bütçesinden kaynak ayırmak değil, şehirdeki dayanışma potansiyelini harekete geçirmek.
Ortahisar’da atılan adımın büyümesi halinde ortaya daha geniş bir dayanışma ağı çıkabilir.
Çünkü bugün bir öğrencinin eğitimine dokunan destek, yarın o öğrencinin hayatında çok daha büyük bir karşılık bulabilir.
Fındık bahçesinden burs fonuna uzanan bu model, küçük görünen ama etkisi büyük bir sosyal dayanışma örneği olarak dikkat çekiyor.

***
GENÇ’TEN TRABZON İÇİN ‘GELECEK’ VURGUSU
Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Haber61’in başarılı muhabirlerinden Aleyna Cömert’in sorularını yanıtladı.
Başkan Genç’in açıklamalarında dikkat çeken ana başlık ise aslında oldukça netti:
Trabzon’u günü kurtaran projelerle değil, gelecek kuşaklara bırakılacak eserlerle değiştirmek.
Genç, şehirde ciddi bir dönüşüm yaşandığını belirterek, “Bu şehri geleceğe taşımak adına sorumluluk üstlendik” diyor.
Sözünü ettiği projelerin başında ise Uzunkum Yaşam Alanı geliyor.
750 dönümlük devasa bir alandan söz ediyoruz. Bunun 250 dönümü plaj olacak. Çocuklar, gençler, büyükler ve Trabzon’a gelen ziyaretçiler için yeni bir yaşam alanı hedefleniyor.
Üstelik proje yalnızca Büyükşehir’in omuzlarında değil.
Spor Bakanlığı, TOKİ, Ulaştırma Bakanlığı, Çevre Bakanlığı ve DSİ ile birlikte yürütülen kapsamlı bir çalışma var. Genç’in anlattıklarından anlaşılan şu: Bu tür büyük projelerde sadece kaynak değil, ciddi bir koordinasyon ve takip de gerekiyor.
“Bir toplantı bitiyor, pat diye öteki toplantıyı yapmanız lazım” demesi de biraz bunu anlatıyor.
Ve Başkan Genç, Trabzon’un önündeki tabloyu daha geniş bir çerçevede değerlendiriyor.
Uzunkum Yaşam Alanı, havalimanı, şehir hastanesi, Güney Çevre Yolu...
Bunların tamamlanması halinde Trabzon’un şehir kimliğinin de önemli ölçüde değişeceğini düşünüyor.
Bir başka başlık ise Kültür Merkezi.
Projenin hazırlandığını ve temelinin atılacağını söylüyor Genç. Yani seçim döneminde verilen sözlerin dosyadan çıkıp şantiyeye dönüşmesi hedefleniyor.
Asıl dikkat çekici mesaj ise atık yönetimi konusunda geldi.
Trabzon’un özellikle Araklı ve Arsin’de yıllardır tartışılan koku ve atık sorunundan kurtarılması için tam yakma sistemine geçilmesi planlanıyor. Üstelik buradan enerji de üretilecek.
Genç’in bu konudaki yaklaşımı ise dikkat çekici:
“Biz oradan elde edilecek gelirde değiliz. Yeter ki bu sorunu çözelim.”
Bence meselenin özeti biraz da burada.
Çünkü atık yönetiminden para kazanmak elbette önemli ama önce şehrin çevre sorununu çözmek gerekiyor.
Bir de ileri biyolojik arıtma meselesi var.
Trabzon’un derelerini ve denizini koruyacak bu yatırım için yaklaşık 100 dönümlük alan alındığını belirten Genç, çevre konusunda artık “ileride sorun olacak” aşamasının geride kaldığını söylüyor.
Yani beklemek yerine icraat zamanı.
Trabzon’un önünde aynı anda yürüyen ciddi projeler var.
Şimdi mesele, bunların ne kadar hızlı ve sağlıklı tamamlanacağı...
Başkan Genç’in söyleminde ise hedef belli:
Bugünün Trabzon’unu yönetmek değil, yarının Trabzon’unu inşa etmek.
Ve eğer anlatılan projeler planlandığı gibi tamamlanırsa, birkaç yıl sonra bugün konuştuğumuz Trabzon’dan gerçekten farklı bir şehirle karşılaşabiliriz.
Hele bir de o mavi bayraklı plajlar gelirse...
İşte o zaman değişimin sadece beton ve asfalt üzerinden olmadığı daha net görülecek.
