HAMİ MANDIRALI’NIN EN BÜYÜK BAŞARISI!
Trabzonspor tarihinin efsanesi Hami Mandıralı dün sitemkar bir açıklama yaptı.
Hami zaten duygusal bir profesyonel!.. Teknik adam olarak istediği yere gelememesinde de bu yönünün başta geldiği belirtiliyor.
Bordo mavili kulübün kırmızı çizgisi olduğunu belirten unutulmaz golcü, “Söylenenleri duyuyorum. Birçoğuna katılmıyorum. İki dönem Trabzonspor’da hocalık yaptım. Ben hangi şartlarda hocalık yaptım, şimdikiler hangi şartlarda; buradan bakıyorlar mı? Her şey para değil. Kendi çocuğun bir şey ortaya koyuyorsa ona inanmak ve önce sahip çıkmak lazım. Benim insanım; kendi insanını eleştirirken elini biraz vicdanına koysun. Biz buralara şart konuşmadan geliyoruz. Son dönemde 100 milyara hocalık yaptım. Bırakan hoca 3 milyon Euro ile bıraktı. Kendi çocuğumuz hata yapsın bağıralım çağıralım diye beklemesinler. Trabzonspor büyüklüğüne bu yakışmıyor.”
Hami noktası, virgülüne kadar haklı, genelde futbolculuktaki golleriyle hocalık günleri konuşuluyor ama kendisinin asla seslendirmediği bir gerçek var…
Onu da biz hatırlatalım;
Hami’nin en büyük başarısı ne ligde ve Avrupa’da attığı enfes goller, ne de Schalke 04’te hız rekoru kırdığı frikiklerdir.
Onun en önemli başarısı Samsun’da kazanılan 2-1’lik maçta ortaya koyduğu performans ve özellikle de takımı bu maça motive etmesi olmuştur.
40 yaş üstü okur kolayca hatırlar da biz gençler için yeniden hatırlatalım:
Trabzonspor Hans Peter Briegel ve Ahmet Akcan ile 2001-2002 sezonunda küme düşüyordu.
Kaptan Hami son maçlarda kariyerini değil, adeta hayatını ortaya koyup takımı ateşleyerek kümede tuttu.
Fazla söze gerek yok;
Hocalığı tartışılabilir, Trabzonsporluluğu ve kariyeri asla!
***
UKRAYNA DURDURULAMAYACAK BİR ÜLKE Mİ?
Rusya-Ukrayna savaşı 24 Şubat 2022’de başladı.
Tam da Trabzon’un düşman işgalinden kurtuluşunun 84. yıl dönümüydü.
Savaştan üçüncü taraf olarak etkilenen ülkelerin başında Türkiye, bölge olarak Karadeniz, şehir olarak da belki en çok İstanbul, Samsun ve Trabzon etkilendi.
Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi ve Tanker Kaptanı Doç. Dr. Ozan Hikmet Arıcan, Karadeniz’in gemi mezarlığı olmaya giden kaderine vurgu yaparken devleti bir kez de akademi cephesinden göreve çağırmış oldu.
Ozan Hoca’nın tespitleri çok yönlü:
“Vurulan gemilerin her biri ayrı bir milli kayıp. Tamamı kamikaze yani insansız hava araçlarıyla vurulup hayalet birer gemiye dönüşerek kıyılarımızda savrularak gezinmeleri milli bir felakete de yol açabilir. Vurulan her 10 gemiden 3’ü şu an bizim kıyılarımızda! Bu gemiler rüzgar ve dalgalarla sahilimize kadar gelirken büyük bir çevre felaketine yol açabilirler. Bunun tespiti, önlenmesi, çevre deniz sahasının güvenli hale getirilmesi hiç kolay değil.”
Rahatsızlık, gerginlik, tedirginlik
İlk olarak ne yapılmalı?..
“Tüm gemiler römorkörlerle kontrol altına alınmalı. Güvenli rıhtım ya da boşluğa çekilmeli. En azından hukuki süreç tamamlanana kadar güvenle kontrol edilmeli. Şu anda kontrolsüz şekilde rüzgarla hareket ediyorlar. Bizim sahillerimizde karaya oturuyorlar. Balıkçılığı, çevreyi, sahilleri, suyu doğrudan etkiliyorlar. Seyir güvenliğini bozuyorlar. Geminin kendi kaybından çok İleride daha büyük maddi zararalar silsilesine yol açabilirler. Bu konuda ciddi önemlerin alınması şart.”
Demeç bu şekilde.
Çözüme dönük uluslararası ilişkiler boyutunda açıklamalar var ama şu ana kadar tutarlı bir ilerleme kaydedilmedi.
Tehdit ise her geçen gün daha da artıyor.
Sonuçta saldırıya uğrayan her zaman sivil gemiler ve tekneler olduğu için işin bu yönü hepimizi daha çok rahatsız ve tedirgin ediyor.
Sonunda bilim de konuştu.
Ortak soru şu: Ukrayna durdurulamayacak bir ülke mi?
***
KAFELER CADDESİ’NDE DÜZENLEME ÇAĞRISI
Söğütlü mevkiinde bulunanTrabzon Üniversitesi’nin hemen altında, son yıllarda hareketliliği giderek artan bir bölge var. Halkın tabiriyle Kafeler Caddesi…
Kafeler, gençler, esnaf, öğrenciler… Günün farklı saatlerinde canlılığını koruyan bir bölge burası. Fakat hareketlilik arttıkça bazı sorunlar da kendini daha fazla hissettirmeye başlamış.
Yeni Parti Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez ile Yeni Parti Akçaabat İlçe Başkanı Emre Şahin Köroğlu, bölgedeki esnaf ve vatandaşlarla bir araya gelerek talepleri dinlemiş.
Ortaya çıkan tablo aslında çok da yabancı değil.
Gürültü ve taşkınlıkların önlenmesi için güvenlik tedbirleri isteniyor. Işıklandırma ve çevre düzenlemesi bekleniyor. Caddenin taksi durağına kadar olan bölümünün trafiğe kapatılması talep ediliyor.
Bunlar, öyle büyük ve erişilmez talepler değil.
Mesele biraz da “Nasıl daha yaşanabilir hale getiririz?” meselesi.
Çünkü bir caddeyi sadece asfaltı, kaldırımı ya da tabelasıyla değerlendirmek yetmiyor. Güvenliği olacak, aydınlatması olacak, ulaşımı düzenlenecek. Esnafın ticareti, vatandaşın huzuru, öğrencinin güvenliği aynı denklem içerisinde düşünülmeli.
Suiçmez ve Köroğlu’nun çağrısı da bu noktada önemli.
“Vatandaşın ve esnafın sesini duyun” diyorlar.
Aslında söylenen bundan ibaret.
Şimdi söz, ilgili kurumlarda.
Talebi dinlemek önemli ama asıl mesele, dinlenen talebin karşılığını sahada gösterebilmekte.
Kafeler Caddesi için beklenen de tam olarak bu.
***
SALİH DURSUN’UN KIRMIZI KARTI NEREDE KALDI?
21 Şubat 2016…
Galatasaray-Trabzonspor maçının üzerinden yıllar geçti ama o karşılaşmanın hafızalara kazınan bir anı var ki hâlâ unutulmadı.
Trabzonspor’un o dönemki futbolcularından Salih Dursun, maçın hakemi Deniz Ateş Bitnel’in gösterdiği kırmızı kartlara tepki olarak hakemin elinden düşen kırmızı kartı alıp ona göstermişti.
Bir anda Türkiye’nin gündemine oturan o görüntü, dünya basınında da geniş yankı bulmuştu.
Sonrasında Maçka Belediyesi, dönemin Belediye Başkanı Koray Koçan’ın girişimiyle bu unutulmaz anı “Temiz Futbola Başlangıç Anıtı” adıyla heykelleştirdi.
Güzel de yaptı.
Çünkü futbolun yalnızca skordan, puandan ve şampiyonluktan ibaret olmadığını anlatan simgesel bir hikâyeydi bu.
Fakat bugün gelinen noktada insanın içinden şu soruyu sormak geliyor:
Bu heykel gerçekten olması gereken yerde mi?
Maçka’nın en işlek parklarından birine yerleştirilen Salih Dursun heykelinin iki yanında artık restoranlar var.
Ve heykel, deyim yerindeyse iki işletmenin arasında sıkışıp kalmış durumda.
Bir zamanlar futbolun hafızasına kazınan o görüntünün sembolü, bugün neredeyse görünmez hale gelmiş.
Oysa mesele yalnızca bir heykelin görünürlüğü değil.
Bu heykel, Trabzonspor taraftarı açısından bir hatırayı, bir tepkiyi ve futbolun adalet arayışını temsil ediyor.
Dolayısıyla taraftarın beklentisi de oldukça makul:
Madem bu anıt yapıldı, öyleyse daha görünür, daha ferah ve kendisine yakışan bir noktada sergilensin.
Maçka’nın merkezinde insanların rahatlıkla görebileceği, fotoğraf çektirebileceği, hikâyesini merak edip sorabileceği bir yerde…
Çünkü bazı semboller vardır; onları sadece yapmak yetmez.
Yaşatmak, görünür kılmak da gerekir.
Salih Dursun’un kırmızı kartı da işte böyle bir sembol.
İki restoranın arasında kaybolup gitmeyi değil, yeniden hak ettiği görünürlüğe kavuşmayı bekliyor.
