Sosyal Gündem Resmi İlanlar
Anahtar Deliği Yayın tarihi: 14 Eylül 2026 07:00 Güncellenme tarihi: 14 Eylül 2026 10:48

Anahtar Deliği 14.09.2026 Başkan Genç’e bu konu neden anlatılmıyor?

Trabzon ve bölge gündemindeki dikkat çeken gelişmeler, kulisler, tartışmalar ve kamuoyunun merak ettiği başlıklar bu yazıda ele alınıyor.

BAŞKAN GENÇ’E BU KONU NEDEN ANLATILMIYOR?

Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nde yeni yapılanmanın ardından bazı müdürlüklere atamalar yapıldı. Ancak hâlâ boş kalan görevler var.

Özellikle Gençlik ve Spor Hizmetleri Daire Başkanlığı bünyesindeki Bilim, Teknoloji ve İnovasyon Şube Müdürlüğü’nün aylardır boş olması dikkat çekiyor.

Bunun yanında Gençlik Hizmetleri Şube Müdürlüğü ile Spor Şube Müdürlüğü’nün aynı isim tarafından yürütüldüğü ifade ediliyor.

Peki, neden?

Biraz kulis yaptık.

Belediye içerisinde konuşulanlara göre, bu görevler için farklı isimlerle görüşüldü. Ancak çeşitli kişilere verilen sözler ve farklı çevrelerin beklentileri, atama sürecini çıkmaza sürükledi.

İddia o ki, “Bu isim atanırsa şu tepki gelir, öteki isim gelirse başka bir rahatsızlık doğar” hesabı yapılmaya başlandı.

Sonuç?

Atama yapılamadı.

Fakat asıl dikkat çekici olan, müdürlüklerin boş kalmasından çok başka bir yerde.

Başkan Ahmet Metin Genç’in bu tablodan haberdar olmadığını biliyoruz.

Çünkü Genç, yılların kamu tecrübesine sahip bir devlet adamı. Mırın kırın işlerle uğraşmaz; karar verilmesi gereken yerde tavrını koyar.

Liyakat diyorsa liyakat.

Görev diyorsa görev.

Kurumun ihtiyacı neyi gerektiriyorsa, onun yapılmasını ister.

O halde sorun nerede?

Bize göre mesele, Başkan Genç’in karar vermemesinden değil, kendisine doğru ve eksiksiz bilgi verilmemesinden kaynaklanıyor.

Çünkü başkanın her ayrıntıyı kendisinin takip etmesi mümkün değil. Fakat önüne getirilen bilginin açık, doğru ve eksiksiz olması gerekir.

Bir müdürlük aylarca boş kalıyor, iki ayrı birim aynı isim tarafından yürütülüyor, farklı isimler ve beklentiler üzerinden kulisler oluşuyorsa artık konu sıradan bir atama meselesi olmaktan çıkar.

Kurumun işleyişini ilgilendiren bir meseleye dönüşür.

Üstelik bugün gençler bilim, teknoloji, yapay zekâ ve inovasyon konuşurken, bu alanın başındaki müdürlüğün aylardır boş kalması da ayrıca düşündürücü.

Kimsenin siyasi görüşü, çevresi ya da beklentisi üzerinden hareket edilmemeli.

Doğru insan, doğru görev ve doğru zamanlama...

Kamu yönetiminin özeti biraz da budur.

Başkan Genç’in bu tabloyu bütün yönleriyle öğrendiğinde nasıl bir tavır ortaya koyacağı ise merak konusu.

Çünkü bazen mesele karar vermek değildir.

Mesele, doğru kararın verilebilmesi için gerçeğin başkanın önüne zamanında konulmasıdır.

Anahtar deliğinden görünen şimdilik bu kadar.

***

KONYA DEPLASMANINDA ASLINDA NE OLDU

Trabzonspor tam 138 gün önce Konyaspor'a 2-1 kaybetmişti. Konyaspor bu sonuçla ligde kalmıştı. Yazılıp çizilenler ise son derece haksız ve saygısızcaydı. Bordo-mavililerin hepsine 50 yıldır çok önemli jestleri oldu; sadece skor olarak değil, Kulüpler Birliği'nde, oyuncu alışverişinde, Anadolu Birliği'nin tesisinde ve organizasyonunda, nihayet kümeye oynayan takımların yarıştığı haftalarda verdiği skorlarla...

Bu sezon ligi puansız götüren Konyaspor ilk 3 puanını yine Trabzonspor karşısında aldı. Bir anlamda yeşil-beyazlıların yönetimini ve hocası İlhan Palut'u yine Trabzonspor kurtardı. Palut, mağlubiyet durumunda kesin olarak istifa edecekti. Trabzonspor Anadolu'nun ağabeyi rolündeydi, hafta itibariyle çok tartışmalı bir futboldan sonra kurtarıcısı oldu.

ANADOLU BİRLİĞİ BU MU?

Konya deplasmanı yönünden dikkatlerden kaçmaması gereken birkaç husus var: Deplasmana giden bordo-mavili taraftarlara ev sahibinin gösterdiği sert ve saygısız tutum, tatsız bilet fiyatları, güvenlik görevlilerinin usulsüz arama yaparak yetkisini-haddini aşması, sahadaki sertlik ve fair-play ruhuna aykırı birçok hareket.

Özellikle Deniz Türüç'ün Trabzonspor düşmanlığı ve kırmızıdan yine bir şekilde yırtması... Maç sonunda gösterilen kötü tutum ve sosyal medyadaki hakaretler. Hatta hakemlerin takdir haklarını Trabzonspor'dan yana kullandığını iddia etmeleri.

Konya deplasmanında aslında bunlar oldu. Bazı şeyler unutulmamalı.

***

HAVAYOLU ŞİRKETLERİ BU SORUNA KULAK VERMELİ

Uçağa biniyorsunuz…

Biletiniz elinizde, yeriniz belli. Koltuğunuza geçiyor, kemerinizi bağlıyor ve artık yolculuğun başlamasını bekliyorsunuz. Fakat uçak hareket etmiyor. Peronda sıra bekleniyor. Dakikalar geçiyor, içerisi giderek ısınıyor. Havalandırma ise ya çalışmıyor ya da yeterli olmuyor.

İşte tam da burada, yolculuk daha başlamadan yolcunun sabrı tükenmeye başlıyor.

Son günlerde sosyal medyada bu meseleyle ilgili çok sayıda görüntünün paylaşılması da aslında sorunun münferit olmadığını düşündürüyor. Üstelik bunu yalnızca sosyal medyadan görmüyoruz. Seyahat eden birçok insanın benzer bir tecrübesi var. Biz de defalarca yaşadık.

Uçak dolu…

Kapılar kapalı…

İnsanlar içeride…

Ama klima çalışmıyor!

Bir süre sonra kabinin havası ağırlaşıyor. Sıcaklık yükseliyor. Yolcular bunalmaya başlıyor. Yapılan uyarılara rağmen çözüm geciktiğinde ise mesele yalnızca bir konfor problemi olmaktan çıkıyor.

Çünkü uçakta herkes aynı şartlarda seyahat etmiyor.

Aranızda kapalı alanlarda uzun süre kalmakta zorlanan, uçuş korkusu bulunan, panik yaşayan insanlar olabilir. Kimi yolcu uçağa zaten ciddi bir endişeyle biniyor. Binbir korkuyla koltuğuna oturan bir insanı, bir de havasız ve sıcak bir kabinde uzun süre bekletirseniz, yaşadığı kaygıyı katlamış olursunuz.

Sonrası malum…

Gerilim yükseliyor, yolcunun tahammülü azalıyor, personelle yolcu arasında gereksiz bir iletişim problemi ortaya çıkabiliyor.

Oysa mesele çok basit.

Klima çalışmıyorsa yolcuyu uçağın içinde bekletmeyin.

Uçakta teknik ya da operasyonel bir nedenle gecikme yaşanabilir. Yolcu bunu elbette anlayabilir. Ancak insanları kapalı, sıcak ve havasız bir kabinde bekletmek başka bir mesele.

Madem uçak hemen hareket etmeyecek, yolcunun konforunu ve sağlığını gözeten alternatif bir çözüm bulunmalı.

Çünkü uçuş güvenliği yalnızca uçağın havalandıktan sonraki haliyle ölçülmez.

Yolcunun uçağa bindiği andan itibaren kendisini güvende, rahat ve sağlıklı hissedebilmesi de bu işin bir parçasıdır.

Havayolu şirketlerinin bu konuda daha duyarlı, daha hızlı ve daha çözüm odaklı olması gerekiyor.

Sonuçta yolcu, uçağa yalnızca bir koltuk satın alarak binmiyor.

Bir hizmet satın alıyor.

Ve o hizmet, uçak havalanmadan başlamalı…

***

CEZADAN KURTARACAK UYARI TARTIŞMA ÇIKARDI

Konyaspor-Trabzonspor karşılaşmasının ardından yaşanan bir tartışma, aslında futbolumuzda yıllardır konuşulan ama bir türlü çözülemeyen başka bir meseleyi de yeniden gündeme taşıdı.

TFF Temsilciler Kurulu Üyesi Osman Diyadin, karşılaşmanın ardından yaptığı değerlendirmede, basın toplantısı sırasında TFF temsilcisi ile gazeteciler arasında yaşanan tartışmaya Konyasporlu futbolcu Deniz Türüç’ün dahil olmasını eleştirdi.

Diyadin’in aktardığına göre mesele aslında oldukça basit.

Temsilci, görevini yapıyor.

Röportaj sırasında yaşanan alan ihlali nedeniyle futbolcuyu üç kez uyarıyor. Üstelik bu uyarının amacı herhangi bir kulübü ya da futbolcuyu zor durumda bırakmak değil, tam tersine olası bir rapor ve cezanın önüne geçmek.

Yani ortada, iyi niyetli bir ikaz var.

Fakat gelin görün ki, futbol dünyasında bazen iyi niyetin karşılığı da beklenmedik olabiliyor.

Deniz Türüç’ün bu uyarıya tepki göstermesi ve tartışmaya dahil olması, Diyadin’in ifadesiyle temsilciyi zor durumda bırakmış.

Burada asıl üzerinde düşünülmesi gereken nokta ise başka...

Futbolcu, temsilcinin görev ve yetkilerini ne kadar biliyor?

Kurallar yalnızca hakem için değil. Talimatlar yalnızca yöneticiler için de değil. Futbolun içerisinde bulunan herkesin, özellikle de sahadaki profesyonellerin, bu düzenin nasıl işlediğini bilmesi gerekiyor.

Çünkü bazen birkaç saniyelik bir öfke, kulübün önüne milyonlarca liralık bir faturayı koyabiliyor.

Osman Diyadin’in açıklamasındaki en dikkat çekici bölüm de burada ortaya çıkıyor:

“İyilikten maraz doğmuş.”

Ne kadar tanıdık bir tablo...

Bir temsilci, kulübü olası bir cezadan korumak için uyarıyor. Uyarı dikkate alınmayınca iş tartışmaya dönüşüyor.

Sonra da insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:

Kuralları bilmeden kurallara tepki göstermek, futbolun hangi tarafında duruyor?

Türk futbolunun yalnızca saha içerisinde değil, saha kenarında ve protokol alanlarında da ciddi bir disiplin anlayışına ihtiyacı var.

Eleştiri olabilir, tepki olabilir, itiraz da olabilir.

Ama önce kuralı bilmek şartıyla...

Gerisi zaten futbolun kendi içerisinde çözülür.

 

Yorumlar (1)

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

T
Toki ortahisar
3 hafta önce

500 bin sosyal konut ortahisar da nereye yapacağı hala belli değil neden başkan.