Sosyal Gündem Resmi İlanlar
Anahtar Deliği Yayın tarihi: 01 Ağustos 2026 07:00 Güncellenme tarihi: 01 Ağustos 2026 10:45

Anahtar Deliği 01.08.2026 Trabzon'da futbolun patronu değişti..işte o isim

Trabzon’da futbol, sağlık, deniz güvenliği ve gündem yaratan kitap tartışmaları öne çıkıyor.

TRABZON'DA FUTBOLUN PATRONU DEĞİŞTİ..İŞTE O İSİM

Trabzon futbolunda yıllardır değişmeyen bir gelenek vardı.

Futbol İl Temsilciliği görevi, Trabzon Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu (ASKF) yönetimi içerisinden belirlenirdi. Yönetimler değişir, isimler değişirdi ama tercih hep federasyonun kendi yönetiminden yana kullanılırdı.

Bu kez öyle olmadı.

Türkiye Futbol Federasyonu, Trabzon Futbol İl Temsilciliği görevine 29 yaşındaki Trabzon Gençlerbirliği Kulübü Başkanı Ekrem Kaan Gürdoğan'ı atadı. Atama yazısı kendisine ulaştı. Önümüzdeki günlerde resmen görevine başlayacak.

Bu atama, aslında sıradan bir görevlendirme değil.

Çünkü Trabzon Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu'nun kurulduğu günden bu yana ilk kez Futbol İl Temsilciliği görevi ASKF yönetiminin dışındaki bir isme verildi. Yıllardır süregelen gelenek böylece sona ermiş oldu.

Bir başka dikkat çeken ayrıntı ise yaş.

Henüz 29 yaşında olan Ekrem Kaan Gürdoğan, Trabzon futbolunda bu göreve getirilen en genç isimlerden biri olarak yeni dönemin kapısını aralıyor.

Spor camiasına ise yabancı değil.

Trabzon Gençlerbirliği Kulübü Başkanlığı görevini yürüten Gürdoğan, sporun içinde büyümüş bir isim. Babası, Trabzonspor'da yöneticilik yapmış ve Divan Kurulu Üyesi olan Murat Gürdoğan. Aynı zamanda Trabzon İhracatçılar Birliği önceki dönem Başkanı Ahmet Hamdi Gürdoğan'ın da yeğeni.

Yani futbolu da, yöneticiliği de yakından tanıyan bir aileden geliyor.

Şimdi gözler yeni dönemde olacak.

Amatör futbolun yıllardır konuşulan sorunlarına nasıl yaklaşacağı, kulüplerle nasıl bir iletişim kuracağı ve genç yaşının getireceği enerjiyi sahaya nasıl yansıtacağı merak ediliyor.

Bir gerçek var ki...

Trabzon futbolunda sadece bir isim değişmedi. Yıllardır süren bir gelenek de değişti.

Biz de Ekrem Kaan Gürdoğan'a yeni görevind

***

HASTANE YAPILDI, OTOPARK SATILDI!

Devlet geldi...

Maçka'ya milyonlarca liralık bir hastane yaptı.

Bölgeye hizmet veren, her gün yüzlerce kişinin kapısından girdiği Maçka Ömer Burhan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi...

Peki ya hastaneye gelen vatandaş?

Aracını nereye bırakacak?

İşte orası tam bir muamma...

Hastanenin acil servis girişinin hemen yanında küçük bir alan vardı.

Vatandaş yıllardır aracını oraya bırakıyordu.

Engelli hastalar...

Yaşlılar...

Yürümekte zorlananlar...

Refakatçiler...

Herkes için büyük kolaylıktı.

Artık değil...

Çünkü o alan, yaklaşık iki yıl önce Maçka Belediyesi tarafından ihale ile satıldı.

Alan kişi iş yeri yapmak istedi.

Ancak ruhsat alamadı.

Şimdi ise ortada ne iş yeri var...

Ne de otopark...

Var olan tek şey...

Üst üste yığılmış tuğlalar, briketler ve inşaat malzemeleri...

Hem de acil servisin hemen yanı başında.

İnsan bakınca ürküyor.

Allah korusun...

Güçlü bir rüzgâr esse...

Bir sarsıntı olsa...

O malzemeler devrilse...

Bunun hesabını kim verecek?

Hiç kimse mi çıkıp "Burada tehlike var." demedi?

Etrafına bir güvenlik şeridi çekmek bu kadar mı zordu?

Asıl düşündüren ise başka bir konu.

Devlet hastaneyi yapıyor...

Belediye hastanenin önündeki otopark olabilecek alanı satıyor.

Şimdi soralım...

Ama vicdanla cevap verelim.

Madem burası hastanenin hemen yanı başındaydı...

Madem yıllardır vatandaş otopark olarak kullanıyordu...

Sağlık Bakanlığı ile bir protokol yapmak hiç mi akla gelmedi?

"Alın, burası hastanenin otoparkı olsun." demek gerçekten bu kadar mı zordu?

Her şey para mı?

Kamu yararı dediğimiz şey tam da böyle günlerde ortaya çıkmıyor mu?

Üç beş araçlık bir alan...

Ama yüzlerce insanın işini görecek bir alan.

Bazen küçücük bir dokunuş...

Büyük bir hizmettir.

Kimse araziyi satın alan vatandaşı suçlayamaz.

İhale açılmış.

O da almış.

Almasa başkası alacaktı.

Ama...

İnşaat malzemelerini üst üste yığıp insanların can güvenliğini riske atmanın da izahı yok.

Orası depo değil.

Hastane önü.

Hem de acil servisin yanı.

İnce bir çizgi var arada.

Kimse görmüyor gibi...

Şehir dışından gelenler dertli.

Uzun süre fizik tedavi gören hastalar dertli.

Engelli vatandaşlar dertli.

Refakatçiler dertli.

Çünkü araçlarını bırakacak yer bulamıyorlar.

Yol kenarına park ediyorlar.

Hastasını indirirken trafikle mücadele ediyorlar.

Bazen metrelerce yürümek zorunda kalıyorlar.

Fizik tedaviye gelen bir hastaya...

Yürümek zorunda bırakılmayı anlatabilir misiniz?

İşte asıl çelişki burada.

Bu mesele siyaset meselesi değil.

Muhalefet meselesi de değil.

Tam anlamıyla bir kamu hizmeti meselesi.

Bugün çözülmezse...

Yarın daha da büyür.

Allah korusun, o tuğlalardan biri devrilse...

Ya da yol kenarında yaşanacak bir kazada bir can yansa...

O zaman herkes dönüp aynı cümleyi kuracak.

"Keşke önlem alınsaydı."

İşte mesele de bu.

Önlem almak için kötü bir olayın yaşanmasını beklememek.

Maçka böyle anılmayı hak etmiyor.

Bu hastane de bunu hak etmiyor.

Ve en önemlisi...

Vatandaş bunu hiç hak etmiyor.

***

KARADENİZ'DE GÖRÜNMEYEN TEHLİKE

"Denizler milletin malı." Yazdık. Söyledik. Vatndaşta hak verdi... Zaten olması gereken de buydu. Kimse denizi birkaç kişinin kullanımına bırakamaz. Vatandaş elbette denize girecek, çocuk da girecek, yaşlı da, aileler de... Buna kimsenin itirazı olamaz.

Ama işin başka bir tarafı var. Hem de artık görmezden gelinemeyecek kadar ciddi.

Çünkü mesele sadece "Denize girmek serbest olsun." meselesi değil. Asıl mesele, insanların güvenli bir şekilde denize girebilmesi.

Bugün ölçülen deniz suyunda mikrop çıkıyor. Sahillerin bazı noktalarında kirlilik gözle görülüyor. Jet skiler kıyıya metreler kala hız yapıyor, yüzen insanlarla aynı alanda gösteri yapıyor. Denetim yetersiz. Derin bölgeler gerektiği gibi işaretlenmiyor, riskli alanlar yeterince sınırlandırılmıyor. Fırtınalı günler dışında ise sanki Karadeniz'in her noktası güvenliymiş gibi bir anlayış oluşmuş durumda. Oysa gerçek hiç de öyle değil.

Karadeniz, hata affetmeyen bir deniz. Bunu en iyi de bu şehir biliyor.

Örneğin Söğütlü... Elimizdeki görüntüler yeni.. (Yüzler yasal zorunluluk gereği görünmüyor.) Görüntülere baktığınızda sahildeki düzensizliği de görüyorsunuz, alınmayan önlemleri de...

Üstelik tehlike sadece kıyıda yaşanmıyor. Karadeniz'in açıklarında günlerce bekleyen kirli yük gemileri var. Bir tarafta savaşın gölgesi, diğer tarafta Ukrayna-Rusya hattından zaman zaman denize sürüklenen insansız savaş araçları... Bütün bunlar artık uzak ihtimaller değil. Aynı denizin içinde, aynı kıyının karşısında yaşanan gerçekler.

Kimseyi korkutmanın peşinde değiliz. Ama "Bir şey olmaz." anlayışıyla da bu iş yürümüyor. Bugün alınmayan her tedbir, yarın telafisi olmayan sonuçlar doğurabilir.

Denizler milletindir. Evet... Ama güvenliği sağlamak da kamunun görevidir. Denetim yapılmalı, riskli alanlar belirlenmeli, jet skiler kontrol altına alınmalı, su kalitesi sürekli izlenmeli. Çünkü mesele artık sadece denize girmek değil, insan hayatını koruyabilmek.

Karadeniz özgür kalsın... Ama sahipsiz kalmasın.

***

TRABZON'U HEDEF ALAN SÜRECİ KİTAPLAŞTIRDI

Trabzon ve Ankara basınında 35 yılı aşkın süredir gazetecilik ve yazarlık yapan Enis Yıldırım, uzun yıllara dayanan mesleki birikimini "Kod Adı 126 Faili Meşhur: Hedefteki Şehir Trabzon" isimli kitabıyla okurlarıyla buluşturmaya hazırlanıyor.

Yıldırım, 2 Ağustos Pazar günü saat 12.00'de Trabzon Gazeteciler Cemiyeti'nde düzenlenecek tanıtım ve imza gününde kitapseverlerle bir araya gelecek.

Kitabın konusu ise oldukça dikkat çekici.

Türkiye'nin uzun yıllardır tartıştığı Fenerbahçe takım otobüsüne yönelik silahlı saldırıyı farklı yönleriyle ele alan eser, olayın perde arkasına ışık tutmayı hedefliyor. Kitapta, Sürmene'de gerçekleştirilen hain saldırının Trabzon'a ve Trabzonspor'a nasıl mal edilmeye çalışıldığı, Trabzonspor ile Fenerbahçe taraftarlarının nasıl karşı karşıya getirilmek istendiği ve Trabzon gibi kadim bir şehrin nasıl hedef haline getirildiği belge ve değerlendirmeler eşliğinde anlatılıyor.

Yıldırım'ın yıllar süren araştırmalarının ürünü olan eser, belgeler, fotoğraflar ve kamuoyuna açık bilgilerle desteklenerek okuyucuya sunuluyor.

Gündeme getirdiği konu başlıkları nedeniyle büyük ilgi görmesi beklenen "Kod Adı 126 Faili Meşhur: Hedefteki Şehir Trabzon", sadece bir kitap olmanın ötesinde, yakın tarihe farklı bir pencereden bakmayı amaçlayan bir çalışma niteliği taşıyor.

Bizler de, kamuoyunda merak uyandıran bu eseri okuyup değerlendirmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!