KTÜ’DE AVRUPA SIRALAMASI NEDEN KONUŞULMUYOR?
Üniversitelerin başarısı artık sadece kampüsün büyüklüğüyle, öğrenci sayısıyla ya da Türkiye içerisindeki sıralamasıyla ölçülmüyor.
Dünya üniversiteleri birbirleriyle yarışıyor.
Akademik çalışmalar, bilimsel üretim, uluslararası iş birlikleri ve özellikle alan bazlı başarılar üniversitelerin marka değerinde önemli bir karşılık buluyor.
Tam da burada dikkat çeken bir tablo ortaya çıkıyor.
Avrupa genelinde yapılan mühendislik sıralamasında Türkiye’den ilk 99 içerisinde yalnızca iki üniversite bulunuyor.
Bunlar İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ).
İTÜ, Avrupa genelinde 60. sırada, ODTÜ ise 99. sırada yer alıyor.
Listenin dikkat çeken tarafı ise şu:
Bu iki üniversite dışında Türkiye’den başka bir üniversite ilk 99 içerisinde kendisine yer bulamıyor.
Peki, Trabzon’un köklü üniversitesi KTÜ bu tablonun neresinde?
İşte burada biraz durmak gerekiyor.
Mühendislik alanında Türkiye’nin köklü üniversitelerinden biri olan, bünyesinde çok sayıda mühendislik ve teknik bölüm barındıran KTÜ’nün bu sıralamada yer almaması doğal olarak soru işaretlerini beraberinde getiriyor.
Üstelik bu konuda üniversite çevresinden verilen cevap da dikkat çekici:
“Biz URAP’ta varız.”
Elbette URAP önemli bir akademik performans sıralaması.
Ankara’da ODTÜ Enformatik Enstitüsü bünyesinde faaliyet gösteren URAP Araştırma Laboratuvarı, üniversitelerin akademik performanslarını çeşitli kriterler üzerinden değerlendiriyor.
Ancak burada asıl konu başka.
Türkiye’deki bir sıralamada yer almakla Avrupa ölçeğinde yapılan bir sıralamada yer almak aynı şey değil.
Bir üniversitenin uluslararası iddiası varsa, uluslararası ölçekteki göstergeleri de takip etmek gerekiyor.
Çünkü artık üniversiteler yalnızca kendi ülkelerindeki rakipleriyle yarışmıyor.
Özellikle mühendislik gibi küresel rekabetin çok yüksek olduğu alanlarda, Avrupa ve dünya ölçeğindeki akademik görünürlük de büyük önem taşıyor.
Dolayısıyla mesele “KTÜ URAP’ta var mı, yok mu?” meselesinden ibaret değil.
Asıl soru şu:
KTÜ, Avrupa ölçeğinde mühendislik alanında neden görünür değil?
Trabzon’un akademik hafızasında önemli bir yeri bulunan KTÜ’nün, özellikle mühendislik alanındaki geçmişi düşünüldüğünde bu sorunun üzerinde durulması gerektiğini düşünüyoruz.
Burada kimseye haksızlık yapmak gibi bir niyetimiz yok.
Tam tersine…
KTÜ’nün Avrupa sıralamalarında daha üst sıralarda yer almasını sağlayacak akademik üretimin, uluslararası iş birliklerinin ve bilimsel çalışmaların artırılması gerektiğine dikkat çekiyoruz.
Çünkü mesele bir sıralama listesindeki rakamdan çok daha büyük.
KTÜ’nün adı uluslararası arenada daha fazla duyulmalı.
Bunun yolu da sadece “biz şu sıralamada varız” demekten değil, dünyanın baktığı listelerde de görünür olmaktan geçiyor.
Anahtar deliğinden görünen tablo şimdilik bu…
Asıl merak edilen ise KTÜ’nün bu tabloyu değiştirmek için ne yapacağı.

***
SAMET HOCA’DAN SPORA ALTIN DOKUNUŞ
Trabzon Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Spor Yöneticiliği Bölümü Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Samet Zengin’in mezunların istihdamına dönük araştırması heyecan uyandırdı.
Genç akademisyenin özgün adıyla "Career awareness as a mediator between communication skills and entrepreneurial tendencies in prospective sport managers" başlıklı makalesi, Sosyal Bilimler alanında saygın-hakemli dergilerden Q2 indeksli PLOS One dergisinde yayımlandı.
Akademik çalışmada Samet Hoca, kariyer farkındalığının iletişim becerileri ile girişimcilik eğilimleri arasındaki ilişkide aracı rol oynayıp oynamadığını inceledi.
Bilimsel araştırma makalesi için Zengin, ülke genelinde öğrenim gören 622 lisans düzeyindeki spor yöneticiliği öğrencisinden veri topladı.
Kişilerarası yetkinliği doğrudan girişimcilik eğiliminin bir öncülü olarak ele almak yerine, iletişim becerilerini girişimcilik yönelimine dönüştüren bilişsel-gelişimsel bir mekanizma olarak kariyer farkındalığını ortaya koydu ve Sosyal Bilişsel Kariyer Kuramı’nı spor yönetimi eğitimi bağlamına genişletti.
Uygulama açısından araştırma sonuçları, iletişim becerileri eğitiminin girişimcilik açısından sağlayacağı kazanımlara ilham olacak.
Araştırma kapsamında üniversitelerden, mezunların istihdam edilebilirliğini artıran ve farklı alanlara aktarılabilir yetkinlikler geliştirmeleri bekleniyor.
Araştırmanın bu yönü ile spor yöneticiliği alanında yükseköğrenim görenlerin iş istihdamı ve verimine önemli bir projeksiyon açması umuluyor.
Bu arada, yeni binası inşa edilinceye kadar Hukuk Fakültesi binasında eğitim-öğretim verecek olan TRÜ İletişim Fakültesi, kurumsal bir hamle ile binlerce hikâyeyi bir araya getirmeye hazırlanıyor.
İletişim Fakültesi Mezunlar Derneği nihayet kuruldu.
Dekan Prof. Dr. Emre Ş. Aslan’ın planlamalarından biri olan mezunları aynı çatı altında toplama ve süreklilik hedefleri doğrultusunda, fakülte mezunu binlerce iletişimci bir araya gelerek güçlerini birleştirmiş olacak.
Bu platformun da tıpkı Samet Hoca’nın çalışmasında olduğu gibi istihdama mutlak güç vereceği değerlendiriliyor.
Destekliyoruz.

***
HAVVANUR KETHÜDA’NIN BÜYÜK YÜREĞİ
Trabzon Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi ikinci sınıf öğrencisi Havvanur Kethüda, Bulgaristan’daki Avrupa Büyükler Boks Şampiyonası’nda finale yükseldi. Finalde ise kadınlar +80 kiloda altın madalya kazandı.
Başkent Sofya’daki Asics Arena’da düzenlenen organizasyonda +80 kiloda ringe çıkan sporcumuz, yarı final müsabakasında Polonyalı Elzbieta Wojcik ile karşılaştı.
İlk raundu karşı kaybeden sporcumuz, ikinci rauntta rakibini nakavt ederek adını finale yazdırdı.
Aynı zamanda Trabzonspor Kulübü sporcusu olan 20 yaşındaki Havvanur Kethüda, final karşılaşmasında Rus sporcu Kseniia Olifirenko ile karşılaştı. Milli boksör, üç rauntta da puan üstünlüğü sağlayarak rakibini mağlup etti ve Avrupa şampiyonluğuna ulaştı.
Havvanur son olarak mart ayında Dünya Boks Birliği Şampiyonası’nda finalde Kazak rakibi Sabina Zhaksylyk’i mağlup ederek altın madalya kazanmıştı.
Bulgaristan’daki Avrupa Şampiyonası’nda genç yaşına rağmen büyüklerde ringe çıkması bile çok önemli bir özgüven.
Kutluyoruz. Başarılar diliyoruz.

***
MATARACI’DAN ÇEYREK YÜZYILLIK BİR ANI
UEFA Uluslar A Ligi 1. Grup'ta Fransa ile karşılaşacak A Milli Futbol Takımı'nın kampında modeller geçidi vardı.
Yeni medya her şeyi araştırmaya hazır; her yıldız futbolcu gibi tercih ettikleri marka ürünleri de büyüteç altına alınınca futbolcular Riva'daki tesislerde toplanırken giydikleri kıyafetler de bir bir incelendi, yazıldı ve puanlandı.
En çok da Yunus ve Abdülkerim’in tarzları sosyal medyada gündem oldu.
Bu yaşananlar bizi çeyrek yüzyıl geriye götürdü: 2002 yılının bahar aylarıydı.
Trabzonspor, Hans Peter Briegel ve Ahmet Akcan yönetiminde ‘kümede kalmaya’ oynuyordu.
Zor günlerdi.
Kulüp, sahada işlerin çok kötü gitmesine rağmen okullarla bütünleşmeyi, sosyalleşmeyi ve yardımlaşmayı hiç aksatmadı.
Seri okul ziyaretleri vardı.
Hami Mandıralı ile Erman Özgür, Menecer Caner Çuvalcıoğlu ile birlikte Maçka-Mataracı’da bir ortaokulu ziyarete gittiler.
Hami klasik beyaz kazak-gri kot; Erman ise mavi-beyaz ağırlıklı bir kombin tercih etmişti.
Hem giydikleri birbiri ile son derece uyumlu, hem takıları aynı formdaydı.
Sırtına da cam göbeği mavi bir kazak atmıştı.
Maddi durumu iyi olmayan öğrenciler bu uyumlu ve kaliteli tarzı çok beğendi.
Onların çekinip soramadığı tarz ve kıyafet seçimi ile ilgili soruyu bir meslektaşımız Erman’a sordu.
Orada verdiği cevap elbette günün şartlarında haber olmadı, milli takım gibi sosyal medyaya veya bu köşelere yansımadı ama ziyaretteki yüzlerce gencin içini cız ettirdi:
“Biz göçmeniz. 15 sene önce sizin gibi okuldaydım ve hepinizden kötü durumdaydım. Annemle dışarıdan yiyecek topluyorduk. Zorluklar beni yıldıramadı, vazgeçmeden uğraştım. Hem okudum, hem çalıştım, sonunda futbolcu oldum ve yeterince para kazanabildim. Yeter ki başarın; giyim zevkiniz olmasa bile paranız olduğunda birileri sizi en güzel şekilde giydirecektir!..”
Gençlere hem okumaları, hem de hayallerinin peşinden koşmaları için neredeyse tüm yıldızların gençlere tavsiyesi yıllardır aynı: Kararlılık, azim, devamlılık.
Vazgeçmemek önemli.
