İnsanlar neden başkalarının acısına seyirci kaldı?

Acıya bakıp geçen bir toplumda, sessiz kalan vicdanlar insanlığı yavaş yavaş tüketiyor.

Şöyle başlayayım: Bir yerde birinin canı yanıyor, başka bir yerde ise biri sessizce ağlıyor.

Biz ise bakıp geçiyoruz. Görüyoruz ama görmemiş gibi yapıyoruz.

Çünkü acı artık haber bültenlerinde bir altyazı gibi sıradanlaştı. Birkaç saniye duruyor, içimizi yakıyor, sonra kaydırıp geçiyoruz.

Eskiden bir insanın derdi etrafındakilerin de derdiydi. Şimdilerde ise herkesin derdi kendine ağır geliyor. Çünkü kendi derdimizi taşırken bir başkasının derdine derman olmaya hâlimiz kalmadı.

Her gün biraz daha fazlasını görüyoruz: ağlayanları, kalabalığın içinde kaybolanları, haksızlığa uğrayanları. İlk zamanlar içimiz sızlardı, şimdi ise “yapacak bir şey yok” diyoruz. Çünkü bu cümle vicdanımızı rahatlatan en güçlü bahane.

Seyirci kalıyoruz çünkü müdahale etmek çok riskli. Çünkü bu zamanda empati bir bedel istiyor.

Artık bu da var; seyirci kalmak zamanla normalleşti. Yardım etmemek, görmezden gelmek yok sayılmıyor, sadece gitgide insanlığımızı kaybediyoruz.

Çünkü bu devirde herkes kendi acısıyla ve derdiyle ilgilenmekte.

Ama unuttuğumuz bir şey var: Bugün baktığımız yerde, yarın bakılan taraf olmak var. Ve o gün kimsenin durup bize bakmaması, canımızı en derinden yakacak ve bizde pişmanlık yaratacak.

İnsanlar başkasının acısına seyirci kalıyor. Çünkü vicdan sessiz kaldı. Oysa bazen sadece bir adım atmak, bir ses çıkarmak, “Buradayım” demek bile yeterli oluyor.

Ama biz geçip gittik… ve acı, arkamızdan insanlığımıza bakıp gitti.

Yorum Yap
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan Trabzon Haber ve diğer kategorilerdeki haberlerdeki yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Yaşam Haberleri