Anahtar Deliği 24.02.2026- Muhacir Trabzonlulara dua etmeden geçme!

Trabzon muhacirlerinin acı hatırası, sosyal medyada sorumsuz “gazetecilik” eleştirisi, belediyelerin yurt dışı iftar planları ve kazadan kurtulan genç öğrenciye destek ziyaretleri; toplumsal hafıza, etik ve vicdan çağrısıyla gündemde.
Anahtar Deliği 24.02.2026- Muhacir Trabzonlulara dua etmeden geçme!

MUHACİR TRABZONLULARA DUA ETMEDEN GEÇME!

Trabzon’un muhacirlik yılları, özellikle I. Dünya Savaşı ve sonrasında yaşanan işgal ve çatışma ortamında halkın büyük acılarla yüzleştiği bir dönemi ifade eder. Bu yıllar, sadece bir şehrin değil, aynı zamanda bir toplumun hafızasında derin izler bırakan tarihsel bir kırılma noktasıdır.

1916’da başlayan Rus işgaliyle birlikte binlerce Trabzonlu; evini, toprağını ve hatıralarını geride bırakarak Anadolu’nun farklı şehirlerine göç etmek zorunda kaldı. Bu zorunlu göç, insanlar için yalnızca bir yer değiştirme değil, aynı zamanda bilinmeze doğru yapılan meşakkatli bir yolculuktu.

Muhacirlik sürecinde açlık, hastalık ve güvenlik endişesi halkın karşı karşıya kaldığı en ağır imtihanlar oldu. Yollarda verilen kayıplar, parçalanan aileler ve geride bırakılan hayatlar, Trabzonluların belleğinde silinmesi güç yaralar açtı. Muhacirlik; kopuşun, özlemin ve hayatta kalma mücadelesinin ortak adıdır.

Bu derin acıyı en çarpıcı biçimde anlatanlardan biri de Abidin Dino’dur. Dino, muhacirliği şu sözlerle tarif eder: “Göç, insanın yüreğinde açılan ve bir daha tam kapanmayan bir yaradır.” Bu ifade, muhacir Trabzonluların yaşadığı travmayı özetleyen güçlü bir tanımdır.

Bu zorlu süreçte hayatını kaybeden ve bir daha topraklarına dönemeyen Trabzonluların medfun bulunduğu Garipler Mezarlığı, Ahmet Kaya’nın girişimleriyle düzenlenmiş ve sahip çıkılan bir mekân hâline getirilmiştir. Yapılan çalışmalar, hem vefanın hem de tarih bilincinin somut bir göstergesi olmuştur.

Son olarak Ortahisar Belediyesi Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından Ordu–Samsun karayoluna mezarlığın yönünü gösteren tabelalar yerleştirilmiştir. Böylece şehirlerarası yolculuk yapan Trabzonlular, muhacir hemşehrilerinin kabirlerine uğrayarak bir dua okuma imkânı bulmuştur.

Muhacirlik, Trabzon’un tarihine kazınmış büyük bir acıdır. Okunan her dua ise, bu topraklarda yaşananları unutmamanın ve geçmişe karşı sorumluluğumuzu yerine getirmenin en sade ama en anlamlı ifadesidir.
1

***

SOSYAL MEDYA VE VATANDAŞ GAZETECİLİĞİ!

İnternetin icadından önce, “kitlesel iletişim alanı” gibi kullanılan tuvalet kapılarının arkasına yazılan isimsiz, mesnetsiz ve kirli cümleler vardı. Kim tarafından yazıldığı belli olmayan, hiçbir sorumluluk taşımayan bu ifadeler, toplumun ortak alanlarını kirletirdi.

Bugün ise o zihniyet, farklı bir kılığa bürünerek sosyal medyada karşımıza çıkıyor. Klavye başına geçip hiçbir sorumluluk almadan, hiçbir belgeye dayanmadan ve hiçbir ahlaki süzgeçten geçirmeden yazılan her satıra “vatandaş gazeteciliği” ya da “eleştiri özgürlüğü” etiketi yapıştırılıyor.

Oysa gazetecilik; emek ister, araştırma ister, doğrulama ister. En önemlisi de vicdan ister. Bir bilginin kamuoyuna sunulmadan önce defalarca kontrol edilmesi, kaynağının sorgulanması ve sonuçlarının düşünülmesi gerekir.

Sosyal medya mecralarında iftira atan, yalanı bilinçli şekilde dolaşıma sokan, “çamur at izi kalsın” anlayışıyla hareket eden bir kesim var. Bu kesimin amacı kamu yararı değildir. Asıl hedef; dikkat çekmek, algı oluşturmak, itibar zedelemek, takipçi kazanmak ve dolaylı ya da doğrudan rant elde etmektir.

Bunu bazılarının “gazetecilik” adı altında yapıyor olması ise gerçekten rezalet bir durumdur. Eleştiri başka bir şeydir, iftira bambaşka. Muhalefet etmekle karalama kampanyası yürütmek arasındaki fark son derece açıktır.

Sosyal medya, doğru kullanıldığında güçlü bir kamusal alan olabilir. Toplumun sesini duyurduğu, denetim mekanizması işlevi görebilen önemli bir mecradır. Ancak sorumsuz ellerde, toplumu zehirleyen bir dedikodu fabrikasına dönüşmesi de kaçınılmazdır.

En tehlikelisi ise bu zehrin “fikir özgürlüğü” ambalajıyla sunulmasıdır. Özgürlük; sorumluluktan azade olmak değildir. İfade hakkı, başkasının itibarını hunharca çiğneme yetkisi anlamına gelmez.

Gerek yöneticilerin gerekse toplumun, klavye delikanlılığı ile gazetecilik arasındaki farkı çok net bir şekilde görmesi gerekir. Bu ayrım yapılmadığı sürece bilgi kirliliği artarak devam edecektir.

Trabzon özeline bakıldığında, yukarıda tarif edilen bu tiplerin (mikrofonlu ya da mikrofonsuz) sayısının her geçen gün arttığı görülmektedir. Ne hazindir ki birçok siyasetçi ve belediye yöneticisi de bu kişilere prim vermektedir.

Yöneticilere de kamuoyuna da net çağrımızdır: Hakkını vererek gazetecilik yapanlara ve kendinize zerre kadar saygınız varsa, bu asalakları adam yerine koymayın!
2

***

BÜYÜKŞEHİR BATUM VE SURİYE’DE İFTAR VERECEK!

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Yerel Yönetimler Başkanı Mustafa Demir, Ramazan dolayısıyla Balkanlar, Suriye ve Gazze’de her gün iftar sofraları kuracaklarını açıkladı. Demir, birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhunu bu yıl da sınırları aşarak gönül coğrafyasına taşıyacaklarını, sınır ötesi iftar organizasyonlarının AK Partili belediyeler eliyle gerçekleştirileceğini ifade etti.

Açıklamaya göre Suriye’de ve Balkanlar’da; Bulgaristan, Yunanistan ve Kuzey Makedonya’da iftar çadırları kurulmuş durumda. Ramazan ayı boyunca bu organizasyonların farklı noktalarda devam edeceği belirtiliyor.

Önümüzdeki günlerde Trabzon Büyükşehir Belediyesi de organizasyona dâhil olacak. Belediyenin, Gürcistan’ın Batum kenti ile Suriye’nin Halep şehrine bağlı Eşrefiye Mahallesi’nde iftar çadırları kuracağı ifade ediliyor.

Bu dev organizasyonun finansmanı şayet parti bütçesinden ya da bakanlar, milletvekilleri ve belediye başkanlarının şahsi bağışlarıyla oluşturulan bir kaynakla sağlansaydı, gerçekten alkışı hak eden bir işe imza atılmış olurdu. Böylece AK Partili yöneticilerin samimiyeti de tartışmasız biçimde tescillenmiş olurdu.

Ancak görünen o ki süreç bu şekilde işlemeyecek. Her fırsatta mazlum coğrafyalardan söz eden ve oralarda yaşayan insanların yanında olduklarını dile getiren AK Parti yöneticilerinin, belediye bütçelerinden yapılacak harcamalarla kurulan iftar çadırlarında poz vereceği ifade ediliyor.

Üstelik bu organizasyonların, hamasi nutuklar eşliğinde siyasi mesajlara zemin oluşturacağı yönünde eleştiriler de var. Belediyelerin asli görevi halka hizmet üretmekken, kamu kaynaklarının siyaset kokan etkinliklerde kullanılması kamuoyunda soru işaretlerine yol açıyor.

Öte yandan çocuklara süt dağıttığı, kreş açtığı ya da öğrencilere burs verdiği için muhalefet belediyelerine soruşturma açan bir anlayışın; benzer kamu harcamalarını kendi organizasyonları için kullanması eleştirilerin dozunu artırıyor. Bu durum, siyasi tutarlılık açısından da tartışma konusu hâline geliyor.

Tüm bunların Ramazan gibi kutsal bir ayın manevi atmosferine sığınılarak “kardeşlik” ve “dindaşlık” vurgularıyla sunulması ise ayrı bir değerlendirme başlığı olarak öne çıkıyor. Eleştirilere göre yanlış, hangi gerekçeyle yapılırsa yapılsın yine yanlıştır.

En çok merak edilen konulardan biri de Sayıştay’ın bu harcamalar karşısında nasıl bir tutum sergileyeceği. Muhalefet partilerinin yönettiği belediyelerde toplu iğnenin bile hesabını soran denetim mekanizmasının, benzer uygulamalarda aynı hassasiyeti gösterip göstermeyeceği şimdiden tartışılıyor.

Sonucu büyük ölçüde tahmin edenler olsa da, yine de usulen söylenen cümle değişmiyor: “Bekleyip görelim.”
3

***

BELEDİYE BAŞKANLARINDAN ANLAMLI ZİYARET

Geçtiğimiz hafta Değirmendere Mahallesi’nde yaya kaldırımında yürürken bir köpekten korkarak yola çıkan ve otobüsün çarpması sonucu ağır yaralanan KTÜ Eczacılık Fakültesi öğrencisi Cennet Nesibe Gül’den dün sevindirici haber geldi.

Yoğun bakımdan çıkan ve hayati tehlikeyi atlatan genç kızın tedavisi serviste devam ediyor. Bu güzel haber, hem ailesine hem de yaşanan elim kaza nedeniyle derin üzüntü yaşayan herkese rahat bir nefes aldırdı.

Süreci başından beri yakından takip eden ve daha önce öğrencinin ailesini ziyaret eden Ahmet Metin Genç, dün yeniden hastaneye giderek ölümün eşiğinden dönen genç kıza geçmiş olsun dileklerini iletti ve acil şifalar diledi.

Ahmet Kaya da hastanede ziyaret ettiği öğrenciye bir an önce sağlığına kavuşması temennisinde bulundu. Başkanların bu zor süreçte aileyi yalnız bırakmaması dikkat çekti.

Kaza sonrasında sosyal medyada her iki başkana yönelik sert eleştiriler ve suçlamalar yapılmıştı. Oysa her iki başkanın da yaşanan olaydan dolayı son derece üzgün oldukları biliniyor.

Böyle zamanlarda sorumluları aramak elbette önemlidir. Ancak henüz soruşturma süreci devam ederken, acımasız ithamlarla birilerini töhmet altında bırakmak doğru bir yaklaşım değildir.

Söylenenlerin ayrıntılarına girmeyeceğiz. Yürütülen soruşturmanın sonucunda, sorumluluğu bulunanlar varsa mutlaka ortaya çıkacak ve gereği yapılacaktır.

Bugün için hepimizin ortak duası; hayat dolu bir genç kızın bir an önce sağlığına kavuşması ve eğitimine kaldığı yerden devam etmesidir.

İnancımız odur ki sorumluluk makamında bulunan herkes bu üzücü hadiseden gerekli dersleri çıkaracaktır. Temennimiz, benzer olayların bir daha yaşanmamasıdır.

Cennet Nesibe Gül’e bir kez daha acil şifalar diliyoruz.
 

1

Kaynak:Haber61

HABERE YORUM KAT
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan Trabzon Haber ve diğer kategorilerdeki haberlerdeki yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum