Sosyal Gündem Resmi İlanlar
Anahtar Deliği Yayın tarihi: 08 Ağustos 2026 07:00 Güncellenme tarihi: 08 Ağustos 2026 08:00

Anahtar Deliği 08.08.2026 Trabzon'da sanat camiasını ayağa kaldıran iddia

Trabzon’da sanat, siyaset ve Trabzonspor gündemi öne çıktı; kulislerdeki iddialar ve sokak mesajları dikkat çekiyor.

TRABZON'DA SANAT CAMİASINI AYAĞA KALDIRAN İDDİA

Trabzon'da bir süredir kulislerde konuşulan bir iddia var. Henüz resmi bir açıklama yok. Ancak sanat camiasının gündeminde ilk sıralarda yer alıyor.

İddiaya göre, uzun yıllardır Sanat Evi olarak kullanılan ve eski Trabzon Vali Konağı olan binanın tahsisinin sona erdirilmesi gündemde.

İşte tartışma da tam burada başlıyor.

Çünkü yıllardır bu binada faaliyetlerini sürdüren sanatçılar, kendilerine tahsis edilen yerin herhangi bir zorunluluk olmaksızın ellerinden alınmak istenmesine tepki gösteriyor.

Kulislere yansıyan bilgilere göre...

Sanat Evi yönetimi yaşanan gelişme üzerine bir yürüyüş düzenlemeyi ve Trabzon Valisi Tahir Şahin'in bu kararını protesto etmeyi planladı.

Tam bu noktada ise devreye, iddiaya göre, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç girdi.

Edinilen kulis bilgilerine göre Başkan Genç, taraflarla görüşeceğini, konunun çözümü için girişimlerde bulunacağını ifade ederek Sanat Evi yönetiminden biraz süre istedi.

Şimdilik bekleyiş hâkim.

Ama görünen o ki sanat camiası, gelişmeleri yakından takip ediyor.

Aslında mesele sadece bir bina meselesi değil.

Bir şehrin hafızasını oluşturan mekânlar vardır. Sanatçılar için kullanılan bu tür yapılar da onlardan biridir. Orada sadece sergiler açılmaz, konserler verilmez. Aynı zamanda yeni fikirler doğar, kültür yaşatılır, genç sanatçılar kendilerine alan bulur.

İşte bu nedenle sanatçılar da haklı olarak soruyor:

"Ortada zorunlu bir ihtiyaç yoksa neden böyle bir değişikliğe gidiliyor?"

Elbette bunların tamamı şu an için iddia.

Resmi makamlardan yapılacak açıklamalar, tablonun netleşmesini sağlayacaktır.

Ancak bir gerçek var ki...

Trabzon'da sanat camiası bu konuyu sessizce izlemiyor.

Şimdi gözler hem Valilikten gelecek olası açıklamada hem de Başkan Ahmet Metin Genç'in yürüteceği görüşmelerde.

Bakalım kulislerde konuşulan bu iddialar gerçeğe mi dönüşecek...

Yoksa tarafların uzlaşmasıyla konu daha fazla büyümeden kapanacak mı?

Bunu önümüzdeki günlerde hep birlikte göreceğiz.

***

TOPLANTIYA TRABZONSPOR BAYRAĞI DAMGA VURDU

Trabzon'da dün arıcılık konuşulacaktı... Öyle de oldu aslında. Ancak toplantının önüne geçen, birkaç dakikalık Trabzonspor diyaloğu oldu.

Trabzon Arı Yetiştiricileri Birliği'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıya Türkiye'nin farklı illerinden birlik başkanları katıldı. Gündem fuardı, üretimdi, sektörün geleceğiydi. Derken gözler, salonun arkasındaki Trabzonspor bayrağına çevrildi.

Trabzon Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Yusuf Aksoy, şehir dışından gelen misafirlerin kendi illerinde eleştiriyle karşılaşıp karşılaşmayacağını düşünerek farklı bir yerde fotoğraf çekilebileceğini söyledi.

İlk anda farklı yorumlandı sözleri...

Oysa Aksoy'un anlatmak istediği başka bir şeydi. Zaten kısa süre sonra bunu da netleştirdi.

"Şehirlerinizde Trabzonspor bayrağından rahatsız olup eleştirenler olabilir diye söyledim. Yoksa bizim için hiçbir mahsuru yok."

Mesaj açıktı.

Toplantıdaki diğer isimler ise konuya farklı pencereden baktı.

"Biz Trabzon'dayız. Trabzonspor bayrağının olmasında hiçbir mahsur yok."

Aslında uzatılacak bir konu da değildi.

Çünkü burası Trabzon...

Bu şehirde Trabzonspor'u, sadece bir futbol kulübü olarak görenin işi zor. Bir simge çünkü. Bir aidiyet duygusu. Şehrin yıllardır taşıdığı ortak değerlerden biri.

Toplantının en dikkat çeken cümlesi ise sona saklandı.

Samsun Büyükşehir Belediyesi Bitkisel Üretim Şube Müdürü Ali Korkmaz, gülümseten tek cümlesiyle tartışmayı da bitirdi.

"Ben Trabzonsporluyum zaten."

Ne uzattı...

Ne de polemiğe izin verdi.

Bazen tek cümle, sayfalarca açıklamadan daha etkili oluyor.

Aslında yaşanan bu küçük diyalog, başka bir gerçeği de ortaya koydu.

Futbol rekabeti elbette olacak. Taraftarlık da olacak. Ama Trabzon'da düzenlenen bir toplantıda Trabzonspor bayrağının bulunmasını yadırgamamak da bu işin en doğal tarafı.

Kısacası...

Arıcılık toplantısıydı belki.

Ama akıllarda kalan, birkaç dakikalık Trabzonspor sohbeti oldu.

***

YENİ PARTİ'DE İLK ÇATLAK MI?

Siyasette yeni bir parti kurmak kolay...

Asıl zor olan, o partiyi kurarken herkesi aynı heyecanla bir arada tutabilmek.

Trabzon'da da tam olarak bunun ilk işaretleri gelmeye başladı.

Cumhuriyet Halk Partisi'nde yaşanan ayrılık sürecinin ardından çok sayıda ilçe başkanı ve yönetim kurulu üyesi istifa ederek YENİ Parti'nin yolunu tuttu. Kimi yıllardır emek verdiği partisinden ayrıldı, kimi ise yeni oluşumda görev alacağına inanarak önemli bir siyasi risk üstlendi.

Beklenti büyüktü...

Ama görünen o ki herkesin hesabı tutmadı.

Bunun ilk örneklerinden biri, CHP Araklı İlçe Başkanlığı görevinden istifa eden Osman Dilber oldu. Yeni partide yeniden görevlendirileceği konuşuluyordu. Ancak tercih başka bir isimden yana kullanıldı ve ilçe başkanlığına Doğan İsmailçebioğlu getirildi.

Siyasette bunlar olur...

Ama asıl dikkat çeken, bu kararın ardından yükselen tepkiler.

Bir başka hayal kırıklığını ise CHP Ortahisar İlçe Kadın Kolları Başkanlığı görevinden ayrılan Şennur Güler Özkan yaşadı.

Sessiz kalmadı.

Yaşanan süreci kamuoyuyla paylaşmayı tercih etti.

En dikkat çeken çıkışı ise şu sözler oldu:

"Ne yazık ki; bugün bir kez daha görülüyor ki, 'değişim' ve 'yenilik' iddiasıyla yola çıkanların bir kısmı için bu sözler yalnızca vitrin süsüymüş."

Oldukça ağır...

Ve bir o kadar da düşündürücü.

Üstelik kullandığı "antidemokratik" ifadesi de, parti içindeki rahatsızlığın sadece kişisel bir kırgınlıktan ibaret olmadığını gösteriyor.

Elbette yeni kurulan partilerde görev dağılımları herkesi memnun etmeyebilir.

Bu, siyasetin doğasında var.

Ancak daha teşkilatlanma tamamlanmadan başlayan kırgınlıklar, ileride daha büyük tartışmaların habercisi de olabilir.

İşin bir başka tarafı daha var.

CHP'de ayrılıkların ardından taşlar henüz yerine oturmuş değil.

YENİ Parti ise teşkilatlanmasını tamamlamaya çalışıyor.

Yani iki parti de Trabzon'da sancılı bir sürecin içinde.

Bu tabloya uzaktan bakan AK Parti ise farklı bir görüntü veriyor.

Sahada...

Program üstüne program yapıyor.

Adeta yarın seçim varmış gibi çalışıyor.

Siyasette boşluk kabul edilmez.

Birileri içeride görev kavgası verirken, bir başkası sahada seçmene dokunuyorsa...

Kazananın kim olacağını zaman gösterecek.

***

SİYASET SOSYAL MEDYADA DEĞİL, SOKAKTA YAPILIR

Siyaset... Doğru yapıldığında bir şehrin kaderini değiştirebilir. Yanlış yapıldığında ise insanların hayatını zorlaştırabilir. Çünkü alınan her kararın, yapılan ya da yapılmayan her hizmetin bir karşılığı var. O karşılığı da en iyi vatandaş hissediyor.

Siyasetçilik kolay meslek değil.

Sürekli göz önündesiniz. Attığınız her adım takip ediliyor. Bazen vatandaşın 100 işinden 99'unu çözersiniz, ama çözemediğiniz o bir iş, bütün yaptıklarınızın önüne geçer. Eleştiriler de peşinden gelir.

İşin doğası bu...

Kimse de bundan kaçamaz.

Toplumun gönlünde yer edinen siyasetçiler, makamın peşinden koşanlar değil; hizmet etmeyi dert edinenler oluyor. Görevini layıkıyla yapan, vatandaşın kapısını çalan, derdiyle dertlenen isimler yıllar geçse de unutulmuyor.

Ama siyaset sadece koltuk için yapılmaya başladığında...

Geride pek de hoş bir iz kalmıyor.

Son dönemde dikkat çeken bir alışkanlık var.

İktidar da yapıyor, muhalefet de...

Partilerin genel başkanları ya da önemli isimleri Trabzon'a geliyor. Programlara bakıyorsunuz; esnaf ziyaretleri, vatandaş buluşmaları, çarşı gezileri...

Görüntü güzel.

Peki ya gerçek?

İşte asıl mesele burada başlıyor.

Çünkü çoğu zaman ziyaret edilen yerler önceden belirleniyor. Gidilecek esnaf belli, karşılanacak isimler belli, sohbet edilecek kişiler belli...

Doğal bir ortam oluşmuyor.

Sonra da o görüntüler sosyal medyada paylaşılıyor.

Mesaj da şu oluyor:

"Vatandaş bizimle."

"Esnaf bizi bağrına bastı."

Oysa vatandaş bunları görüyor.

Hatta çoğu zaman kimin hangi partiye yakın olduğunu, kimin neden o karede yer aldığını da biliyor.

İşte bu yüzden bu paylaşımların toplumdaki karşılığı sanıldığı kadar büyük olmuyor.

Hatta bazen tam tersi etki oluşturuyor.

Çünkü siyasetçiyi geliştiren alkış değil...

Eleştiridir.

Muhalif seslerden kaçan siyasetçi, zamanla toplumdan da uzaklaşır.

Vatandaşın gerçek derdini dinlemek kolay değildir.

Kimi zaman sert sözler duyarsınız.

Kimi zaman haksız eleştiriler...

Ama siyaset tam da bunun için var.

İnsanların öfkesini de dinleyebilmek...

İtirazını da...

Haklı serzenişini de...

Asıl fotoğraf orada ortaya çıkar.

Vatandaş, siyasetçinin sadece öven insanlarla yan yana gelmesini istemiyor.

Kendisini de görmek istiyor.

Sorununu anlatabilmeyi...

İtiraz edebilmeyi...

Gerekirse hesap sorabilmeyi...

Çünkü siyaset, koruma çemberinin içinde yapılmaz.

Sokakta yapılır.

Mahallede yapılır.

Pazarda yapılır.

Çay ocağında yapılır.

İnsanların arasında yapılır.

Bunu başaran siyasetçi zaten sosyal medyada ayrıca bir algı oluşturmaya ihtiyaç duymaz.

Vatandaş onun reklamını kendisi yapar.

Ama sadece önceden hazırlanmış görüntülerle, "al gülüm ver gülüm" anlayışıyla siyaset yürütmeye çalışırsanız...

Belki o gün güzel fotoğraflar çekersiniz.

Fakat sandık geldiğinde aynı fotoğrafı göremeyebilirsiniz.

Çünkü vatandaşın hafızası, sanıldığından çok daha güçlüdür.

Ve en önemlisi...

Samimiyeti hemen fark eder.

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!