Sosyal Gündem Resmi İlanlar
Makale 30 Ekim 2026 08:48 30 Ekim 2026 08:49

Trabzon’da Her Şey Değişiyor da Biz Ne Kadar Değişiyoruz?

Trabzon’da son yıllarda nereye dönsek bir proje, nereye baksak bir çalışma var.

Bir tarafta yollar, diğer tarafta kentsel dönüşüm. Sahil düzenlemeleri, yeni yaşam alanları, ulaşım yatırımları...

Elbette bunların hepsi önemli.

Şehir büyüyecek, gelişecek, yenilenecek.

Buna kimsenin itirazı olamaz.

Ama benim aklıma takılan başka bir mesele var.

Biz Trabzon’u büyütmeye çalışırken Trabzonlu olmanın güzelliklerini yavaş yavaş kaybediyor olabilir miyiz?

Eskiden bu şehirde insanlar birbirini tanırdı.

Bir esnafın kapısından içeri girdiğinizde alışveriş yapmasanız bile iki kelam ederdiniz. Çay ikram edilirdi. Hal hatır sorulurdu.

Şimdi herkes bir yerlere yetişme telaşında.

Trafikte sabırsızız.

Sokakta aceleciyiz.

Sosyal medyada ise birbirimize tahammülümüz neredeyse kalmamış.

Bir belediye bir iş yapıyor, daha ne yapıldığını anlamadan eleştiriler başlıyor.

Bir başkası eleştiriyor, hemen karşısına savunmaya geçenler çıkıyor.

Kimse kimseyi dinlemiyor.

Herkes konuşuyor.

Oysa Trabzon’un en büyük sorunu belki de tam olarak bu.

Konuşmayı seviyoruz ama dinlemeyi pek sevmiyoruz.

Geçenlerde kendi kendime düşündüm.

Bu şehirde bir proje açıklandığında neden önce kimin yaptığına bakıyoruz?

İyi bir işse alkışlamak bu kadar mı zor?

Eksik bir işse eleştirmek neden hemen düşmanlık olarak görülüyor?

Bir belediye başkanının yaptığı her şeyi beğenmek zorunda değiliz. Aynı şekilde yaptığı her şeye karşı çıkmak zorunda da değiliz.

Siyaset başka, şehrin geleceği başka.

Ama biz bu ikisini birbirinden ayırmakta zaman zaman zorlanıyoruz.

Sonra da yıllardır aynı cümleyi kuruyoruz:

"Trabzon hak ettiği yerde değil."

Peki, Trabzon’u hak ettiği yere kim taşıyacak?

Sadece belediye başkanları mı?

Milletvekilleri mi?

Bürokratlar mı?

Hayır.

Bu şehirde yaşayan herkesin sorumluluğu var.

Kaldırıma aracını park eden de, yere çöp atan da, trafikte iki dakika bekleyemeyen de, esnafın kapısının önünü kapatan da bu şehrin bir parçası.

Kusura bakmayalım ama Trabzon sevgisi yalnızca sosyal medyada güzel fotoğraflar paylaşmakla olmuyor.

Bazen bir yaylayı temiz bırakmakla oluyor.

Bazen bir turiste doğru yolu tarif etmekle.

Bazen de senden farklı düşünen bir insanı sonuna kadar dinlemekle...

Bir başka meselemiz daha var.

Trabzon’da hep büyük işleri konuşuyoruz, küçük sorunları unutuyoruz.

Mesela bir mahallede yaşlı bir vatandaşın yürümekte zorlandığı kaldırımı...

Bir annenin çocuk arabasıyla geçemediği yolu...

Akşam işten çıkan bir insanın evine ulaşmak için harcadığı zamanı...

Bunlar belki büyük açılış törenlerine konu olmuyor.

Belki manşetlerde fazla yer bulmuyor.

Ama vatandaşın hayatı tam da bu ayrıntılarda geçiyor.

Bir şehrin gelişmişliği yalnızca yapılan yatırımların büyüklüğüyle ölçülmez.

O şehirde yaşayan insanın ne kadar rahat, huzurlu ve mutlu olduğuyla da ölçülür.

Yanlış anlaşılmasın.

Ben bu şehirde yapılan yatırımlara karşı değilim.

Aksine, Trabzon’un yıllardır beklediği her güzel işin bir an önce tamamlanmasını isterim.

Ancak betonla birlikte yaşam kültürünü de geliştirmek zorundayız.

Yeni yollar yaparken birbirimize yol vermeyi de öğrenmeliyiz.

Yeni meydanlar oluştururken o meydanlarda yan yana durabilmeyi de başarmalıyız.

Çünkü şehir dediğimiz şey sadece binalardan, yollardan, parklardan oluşmuyor.

Şehri şehir yapan insanıdır.

Ve son olarak şunu söylemek istiyorum.

Trabzon’u sevmek kolay.

Bu şehrin güzel olduğunu söylemek de kolay.

Zor olan, Trabzon için gerektiğinde kendi alışkanlıklarımızı değiştirebilmek.

Hep başkalarından bir şeyler bekliyoruz.

Belki de artık biraz kendimize bakmanın zamanı geldi.

Çünkü Trabzon’un yalnızca yeni projelere değil, birbirini anlayan insanlara da ihtiyacı var.

Ve inanın bana...

Bu şehirde değiştirmemiz gereken ilk şey belki de yollar değil, birbirimize karşı tavrımızdır.

Yorumlar (1)

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

S
Selim Türk
3 saat önce

ALKIŞLIYORUM BU GÜZEL YAZINIZI.