Trabzon Üniversitesi’nde son dönemde yaşanan hareketlilik, artık ciddi bir yönetim ve planlama sorununu da beraberinde getiriyor.
Çürük raporu bulunan ve deprem yönetmeliğine uygun olmadığı belirlenen binaların boşaltılmasına karar verildi. Bunlardan biri de İletişim Fakültesi. Fakülte ve bazı bölümler, Hukuk Fakültesi için yapılan yeni binaya taşınmaya başladı.
Fakat yeni bina da ayrı bir sorun çıkardı.
6 bölümün aynı katta toplanması, yetersiz odalar ve akademisyenlerin aynı odaları paylaşmak zorunda kalması üniversitede huzursuzluğu artırdı. Planlama ve oda paylaşımı tartışmaları nedeniyle yaklaşık 70 akademisyenin bölüm başkanlığı ve anabilim dalı başkanlığı gibi idari görevlerinden istifa ettiği öne sürülüyor.
Üniversite yönetimi şimdi bir yandan binaları boşaltıyor, diğer yandan akademisyenler için yer açmaya çalışıyor. Zor bir tablo elbette. Ancak insanın aklına şu soru geliyor:
Bu binaların riskli olduğu bugün mü ortaya çıktı?

Yıllardır kullanılan binaların deprem güvenliği ve dayanıklılığı konusunda daha önce neden kapsamlı bir çalışma yapılmadı?
Bugün yaşanan taşınma telaşı, oda sıkıntısı ve akademisyenler arasındaki huzursuzluk aslında sonucun kendisi.
Asıl mesele ise çok daha geride.
Önlem almak için neden binaların boşaltılacağı gün beklendi?
Bugün yapılan taşınmalarla sorun çözülmeye çalışılıyor. Ama geç kalınmış bir planlamanın yükünü akademisyenler de öğrenciler de üniversite yönetimi de taşıyor.
Kısacası mesele yalnızca bina değil.
Mesele, yıllar önce yapılması gereken planlamanın neden bugün yapılmak zorunda kaldığıdır.