Geçtiğimiz günlerde bu konuyu dile getirmiştik. Bir kez daha yazmakta fayda var.
Belediyelerde personel sayısı her geçen gün artıyor. Ancak sahada çalışacak eleman bulmakta zorlanan belediyelerde, masa başında görev yapanların sayısı da az değil. Dahası var.
Geçmişte müdürlük, daire başkanlığı ve şube müdürlüğü gibi görevlerde bulunan, bugün ise belirgin bir görevi olmadığı halde maaş alan isimler olduğu konuşuluyor. Torpille işe girip görev yerini beğenmeyen, işe gitmeyen ya da sık sık izin kullananlar da cabası.
Asıl sorun ise burada başlıyor.
Daire başkanları, bu personele gerektiği gibi müdahale edemiyor. Çünkü bazılarının arkasında muhtar, belediye meclis üyesi, parti mensubu veya hatırı sayılır isimler bulunuyor. Böyle olunca da amir ile personel arasındaki hiyerarşi tersine dönüyor.

Sıradan bir personel, daire başkanına kafa tutar hale geliyor. Olacak iş değil!
Ortahisar Belediyesi bu konuda kart okutma sistemiyle önemli bir adım attı. En azından personelin işe gelip gelmediği takip edilebiliyor.
Büyükşehir Belediyesinde ise aynı hassasiyetin daha güçlü şekilde ortaya konulması gerekiyor.
Çünkü belediye kimsenin çiftliği değil.
Bir tarafta sıcağın altında, karda, kışta asfalt döken; alın teriyle çalışan emekçiler var. Diğer tarafta ise işe gitmediği halde maaş aldığı iddia edilenler…
Birinin emeği, diğerinin torpili.
Bunun adı adalet olamaz.
Daire başkanları artık daha fazla sorumluluk almalı. Kimsenin referansına, makamına, yakınlığına bakmadan görevini yapmayan personelin hesabını sormalı.
Çünkü o maaşlar birilerinin cebinden çıkmıyor.
Milletin vergisinden ödeniyor. Tüyü bitmemiş yetimin hakkı var o paralarda.
O yüzden mesele sadece personel disiplini değil.
Mesele, kul hakkı ve kamu hakkı meselesidir.