Akreple yelkovan arasında geçen 60 yıl

Sebahattin Panduru, 60 yıldır çırak olarak başlayıp usta olarak devam ettiği saatçilik mesleğinde yaşadıklarını ve sıkıntılarını anlattı.

Akreple yelkovan arasında geçen 60 yıl

Sebahattin Panduru, İstanbul'da kalan eski kuşak 4-5 saat ustasından biri. Hulusi Kentmen'den Hamiyet Yüceses'e kadar birçok ünlü ismin saatini tamir eden 60 yıllık saat ustası Panduru, mesleğini gelecek nesillere aktaramamaktan şikayetçi. Panduru, "Artık ustalık-çıraklık dönemi bitti, saat ustası bulmak zorlaştı. Maalesef 40 yıldır kapımı çalan bir çırak olmadı" dedi.

Sebahattin Panduru (67) Eskişehir'de dünyaya geldi. Çocukluğundan bu yana saat ustası babasını örnek alan ve alfabedeki ilk harflerini onun sayesinde öğrenen Sebahattin Panduru, ilk saatini 7 yaşında tamir etti. 50 yıl önce mesleğinde ilerlemek için İstanbul'a gelen Panduru, Hulusi Kentmen'den Hamiyet Yüceses'e kadar birçok ünlü ismin de saatini tamir etti. İstanbul Ataşehir'de bulunan dükkanında 3 metrekarelik alanda çalışmalarını sürdüren Panduru, gün içinde bir saat sökmediği ve yelkovana dokunmadığı zaman adeta hasta olduğunu söylüyor.

"TEKNOLOJİ GELİŞTİKÇE BU MESLEK BİTİYOR"
Mesleğinin teknolojiye yenik düşmesinden rahatsız olduğunu belirten Panduru, '40 yıldır kapımı çalan bir çırak olmadı' diyerek ustalık-çıraklık döneminin bitmesinden duyduğu üzüntüyü şu sözlerle anlattı:

"Artık bu işi yapacak ustayı bulmak zorlaştı. Benim şahsi görüşüm İstanbul'da aşağı yukarı eski kuşak 4-5 mekanik ustası kaldık. 6'ncı mekanik ustası çıkmaz. Ama çırak yetiştiğini hiç sanmıyorum. 40 yıldır 'çırağım var' diyeni duymadım. Kapımı çalıp 'bu mesleği öğrenmek istiyorum' diyen hiç olmuyor. Eskiden yani 40 yıl önce babası tarafından getirilen ya da 'ben bu işi öğrenmek istiyorum' diye gelen gençler oluyordu. Ama şimdi öyle bir şey kalmadı. Bundan sonra gelecek nesil bu işe özen duymuyor. Teknoloji geliştikçe bu mesleğin eski tabakası bitiyor."

"KULLAN-AT MANTIĞI BENİ RAHATSIZ EDİYOR"
Artık tüketicinin ürünün kıymetini bilmediğini söyleyen Panduru, "Artık yetişmek isteyen insan yok. Kendilerini ilerletmelerini çok isterim. Yalnız dünyanın koşulları satışa döndü. Tamir çok önemli değil. Çünkü kullan at tekniği uygulanıyor. Artık tamir, tadilat olayı bitmiştir. Saat bir aksesuar olarak kullanılmaya başlandı. Bunu ben ömürlük kullanacağım zihniyeti ortadan kalktı. Eskiden müşteri 'ben bu saati kaç yıl kullanırım' diye sormazdı. Daha önceki müşteriler malının kıymetini bilirdi. Şimdi insanlar iki senede 'ben bundan sıkıldım' deyip saat değiştiriyor. Bu beni rahatsız ediyor. Tüketici olduk bu kullan-at taktiği beni rahatsız ediyor" ifadelerini kullandı.

"İLK HARFLERİ BU MESLEK SAYESİNDE ÖĞRENDİM"
Alfabedeki ilk harfleri babasının çıraklığını yaptığı dönemde öğrendiğini belirten Panduru, o anısını şöyle anlattı:

"İlk harfleri bu iş sayesinde gördüm. 7 yaşındaydım ve babamın yanında ona yardım ederdim. Ona parçalar alırdım. Oralardan alfabedeki harfleri öğrendim. Okula gidince fark ettim ki onları öğrenmişim. Bu nedenle okula ilk başladığım yıllar hiç zorlanmadım. Okuma yazmayı hemen öğrendim."

"BİR TANE BİLE SAATİM OLMADI"
Bugüne kadar hiç saati olmadığını belirteren Panduru, "Bugüne kadar hep müşterilerin saatini taktım ve halen de saatim yok. Müşterilerin saatini kullanıyorum. Saat almaya ihtiyaç duymadım hep kontrol amaçlı müşteri saati taktım. Biri gidip diğeri geliyor. Bu takip 3 gün sürüyor. Gün gün sonra başka bir saat kullanıyorum" diye konuştu. Mesleğine büyük bir aşkla bağlı olan Panduru, "Yeniden dünyaya gelsem yine bu işi yaparım" dedi.

"SAAT TAMİRİNİ SEBAHATTİN USTA'DAN ÖĞRENDİM"
20 yıldır Sebahattin Panduru ile çalışan ve mesleği onun yanında öğrendiğini belirten Mehmet Emin Çay ise " 30 yıldır bu işi yapıyorum. Gayet keyifli işini çok iyi bilen bir usta. İlk saat sökmeyi ve tamirini ondan öğrendim ve hala da öğreniyorum. Her gün bilgilerim üzerine  yenileri katıyor" diye konuştu.


Son dakika Trabzonspor haberleri ve Son dakika Trabzon Haberleri
YORUM EKLE

banner426

banner421