KTÜ’lü uzmandan çarpıcı uyarı: “1500 afetin yaklaşık 800’ü Karadeniz’de”
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, Türkiye’de meteorolojik afetlerin son 15 yılda 3 kat arttığını belirterek, afetlerin yarısından fazlasının Karadeniz Bölgesi’nde yaşandığını söyledi.
Karadeniz’de afet riski artıyor
Doğu Karadeniz’de son aylarda etkili olan sağanak ve kar yağışıyla birlikte, küresel ısınmaya bağlı yağış rejimindeki değişkenlik sel, taşkın ve heyelan riskini artırdı. Uzmanlar, iklim değişikliğinin deniz ekosisteminden su buharlaşmasına kadar birçok alanda etkili olduğunu ve ani, kuvvetli yağışları beraberinde getirdiğini belirtti.

1500 afetin yaklaşık 800’ü Karadeniz’de
Meteorolojik verileri değerlendiren Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, Türkiye’de son 15 yılda atmosferik afetlerde ciddi artış yaşandığını vurgulayarak, “Türkiye’de yaklaşık son 15 yılda meteorolojik afetlerde 3 kat artış var. Bütün afetlerin yüzde 52’si Karadeniz’de oluyor. 1500 meteorolojik afetin yaklaşık 800’ü Karadeniz Bölgesi’nde oluyor. Önlem almamız lazım” dedi.

“Gökyüzü ağlamazsa yeryüzü gülmez”
Bölgede kar yağışının önemine değinen Kurdoğlu, “Karadeniz’de heyelan riski her zaman var. Bu sene geç vakitte de olsa yayla ve dağlara kar yağdı. Sadece Trabzon ve Rize değil, Artvin’e ve Giresun’a da yağdı. Her tarafta kar var, bu beni çok mutlu eden bir durum. Geç donlar dediğimiz, ilkbahar donları olmaz ve tarıma da zarar vermezse bir susdoku (su doygunluğu) söz konusu oluyor. Gökyüzü ağlamazsa yeryüzü gülmez. Kar, çok önemli bir susdokudur. Kar yüksekliğinde 30 santimetrelik bir düşüş var yani artık daha az kar yağıyor. Bu düşüş yazın da derelerin suyunun daha az akması demektir. O yüzden kar ve yağış iyidir. Yeter ki bize zarar vermesin. Bize zarar vermesinin sebebi de yine biziz” ifadelerini kullandı.

Heyelan ve sel riski uyarısı
Kurdoğlu, kar ve yağışın birlikte etkili olması halinde risklerin arttığını belirterek, “Geç yağmış bir kar değil de birikmiş bir kar olarak da düşündüğümüz zaman ve ilkbahar yağışlarını da düşünürsek hava sıcaklığıyla birleşerek ciddi sellere sebep olabiliyor. Bu durum aynı zamanda eğimli yerlerde heyelanlara da sebep olabiliyor. Toprak suyla doygun hale geliyor. Yukarılarda eriyen suların aşağılara doğru hızla gelerek sıcaklık ve yağışla da birleşmesi Karadeniz için ciddi risk oluşturuyor” dedi.

“Önlem almamız şart”
Doğal kaynak yönetiminin önemine dikkat çeken Kurdoğlu, “Artık kendimize çekidüzen verip, önlem almamız lazım. Geleceğe yönelik doğal kaynak yönetimini ekolojik koşulları gözeterek yapmalıyız. Biz her yere yol açıyoruz. Her yerde yol çalışması var. Bu çalışmalar yukarılarda eriyen kar sularını ya da yağmurların hızla aşağıya gelmesini sağlayan bir etmendir. Yolu istiyoruz ama hem heyelanları tetiklemesi hem de su intikalini hızlandırmasının olumsuz etkileri var. Bizler her zaman doğayla yarışan ve şiddet uygulayan değil, doğaya boyun eğen ve dediklerini yapan bir mühendislik anlayışı geliştirmeliyiz” diye konuştu.
Kaynak:

