’Niye kayyum tayin edildi, bunun iyi düşünülmesi lazım’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Koza İpek Holding ve bağlı 22 şirkete kayyum atanması kararıyla ilgili, "Niye kayyum tayin edildi, bunun iyi düşünülmesi lazım. Çünkü bir numarası kaçıyor ama arkadan diyor ki "Herhangi bir şey söz konusu değil, usulsüz

’Niye kayyum tayin edildi, bunun iyi düşünülmesi lazım’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Koza İpek Holding ve bağlı 22 şirkete kayyum atanması kararıyla ilgili, "Niye kayyum tayin edildi, bunun iyi düşünülmesi lazım. Çünkü bir numarası kaçıyor ama arkadan diyor ki "Herhangi bir şey söz konusu değil, usulsüz yurt dışına para çıkışı yoktur" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 TV ve 360 TV haber kanallarının ortak yayınına konuk oldu. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen ve canlı olarak yayınlanan programda Cumhurbaşkanı Erdoğan, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Seçim kampanyalarına yönelik açıklamalarının bir anlamda suç duyurusu gibi olduğunun sorulması üzerine Erdoğan, burada suçüstü olayının önemine dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu işin faillerinin ortada dolaştığını söyleyerek, "6-7-8 Ekim'de milleti sokağa döken kimdi, açıkça bunu söylemedi mi o malum partinin başındaki kişi? Aynı şekilde Diyarbakır'da, Suruç'taki açıklamalar ve oralardaki bütün bu tahrikler apaçık ortada. Fakat burada dokunulmazlık zırhına bürünmek suretiyle bir süreç işliyor. Burada kalkıp da birilerinin yargıya suç duyurusunda bulunmasına gerek yok ki. Çünkü oradan da birşey bekliyor. Bunların biraz da seçim kampanyalarını yürütme şekli bu" dedi.

DOĞU VE GÜNEYDOĞU'DAN GELEN KANAAT ÖNDERLERİ

Doğu ve Güneydoğu'dan kanaat önderleriyle toplantılarında neler kendisine söylendiğinin sorulması üzerine ise Erdoğan, 200'e yakın kanaat önderiyle biraraya geldiğini belirtti.

Erdoğan, belli bir aşiretin başının, "Ben 160 bin lira haraç verdim. Sonra 60 bin lira daha verdim" dediğini anlatarak, şunları kaydetti:

"Bu sadece bu zata ait değil. Esnafa diyorlar ki, "30'ar bin lira vereceksiniz." Bunların para kaynağı neresidir demeye gerek yok. Bugün söylediler bana, "1 yıl boyunca, bir esnaf var 5 bin lira kazanamadı ama 10 bin lira haraç istediler, buldu buluşturdu onu verdi" diyor. "Ne yapayım öldürsünler mi beni" diyormuş. Bir şey daha söylüyorlar, "Döneceksin HDP'ye üye olacaksın ondan sonra da teşkilat zaten bize üye olup olmadığını bildirecek, olmadığın takdirde bunun da bedeli bellidir." Böyle bir çalışma yapılıyor. Hala bu seçim kampanyalarını takip eden Batılılar, işin bu boyutunu hiç görmüyor. O kalkıyor, "A partisi televizyonlarda şöyle, gazetelerde böyle." İnsan hayatı var burada, sen insan hayatını niye konuşmuyorsun? Sen bunu takip ediyor musun? Gelip bunu soruşturuyor musun? Raporlarına kaydediyor musun? Yok. Böyle bir adalet anlayışı, böyle bir vicdan olur mu? Batı'nın gönderdiği tipler, Avrupa Birliği'nin, AGİT'in şunun, bunun, hepsinin bir defa ön kabulleri, önyargıları var. Bu ön kabullerle geliyorlar. Fakat bu ön kabullerinin hiçbirisi bizim ülkemizde İnşallah sökmeyecek. Görüştüğüm bütün aşiret reisleri, kanat önderleriyle, umutluyum onlar yine onları tehdit edecekler biliyorum, fakat inanıyorum ki bunların bu kadar dertli olması yeni bir çıkış yolunun habercisi olabilir."

"1 PUANIN ONLAR İÇİN BÜYÜK ÖNEMİ VAR"

Terörden medet uman medya tartışmalarını değerlendiren Erdoğan, "Bu konularda hiçbir zaman samimi olmadılar. Birçok kez ta belediye başkanlığımdan itibaren Başbakanlığım döneminde bunların ileri gelenleri, patronları, genel yayın yönetmenleri benle hep görüşürlerdi. Neden sonra bu ilişkiler kesildi? İşte bu tür olaylarda kendilerine "Niçin sizler de tavır almıyorsunuz, sorun sadece devletin sorunu değil sorun aynı zamanda sizin de sorununuz olması lazım. Yani terör örgütleri yarın sizi de vurabilir." Ama hiçbir zaman "Haklısınız, doğrusunuz" demelerine rağmen böyle bir tutumun içerisine girmemişlerdir. Ancak bunlara savcılıktan bir yayın yasağı gelirse o zaman böyle bir şeyde yayın yasağına uymuşlardır. Bakıyorsunuz orada -bunları ifade etmek istemiyorum ama- ölüm anında yerde yatan vatandaşlar veya başkaları, onları resimleri, hepsi orada yayınlanıyor. Görsel medyada da aynısı görüyoruz, yazılıda da görüyoruz. Tabi mecburen Başbakanlığım döneminde de burada yargıya başvurmak suretiyle oradan yasak çıkarmaya çalışıyorduk. Kendilerini arayıp da "Bu doğru olmuyor, şunları durdurun" dediğimizde ne yazık ki bazıları uyuyor ama büyük bir kısmı buna uymuyordu. Çünkü burada onlar reyting endişesi taşıyorlardı, reyting sebebiyle bunları yapıyorlardı. Bugüne kadar da bu hep böyle geldi, bugün de böyle gidiyor. Şimdi de aynı şekilde terör örgütünün ileri gelenleriyle ilgili çok ciddi yayınlar yapılıyor. Bu yayınlar onların methine yönelik, onların çok daha güçlü olmasına yönelik. Çünkü onlar şuanda öyle bir yayın politikası güdüyorlar ki 1 puanın onlar için büyük önemi var. Bunu 7 Haziran'da gördük" ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE-RUSYA İLİŞKİLERİ

" Rusya ile ilişkilerimiz ne durumda, bir çatışma durumuna geldik mi?" sorusuna yönelik Erdoğan, Türkiye'yi bütün dünyayla çatışan ülke durumunda değerlendirmenin büyük bir yanlış olacağını, Türkiye'nin böyle bir durumunun söz konusu olmadığını söyledi. Erdoğan, bunun Türkiye'ye muhalefet olan bazı çevrelerin dezenformasyonu olduğuna dikkat çekerek, bunlara asla prim verilmemesi gerektiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bizim Rusya ile böyle bir durumumuz söz konusu değil. Rusya, Türkiye gibi bir ülkeyi elinden kaçıramaz. Aramızda ekonomik, stratejik işbirliği anlaşmalarımız var ve bunları kararlı şekilde sürdürüyoruz. Aramızda bazı görüş ayrılıkları olabilir ama bunu çatışma olarak değerlendirmek çok yanlış olur. Mesela biz hava sahamızdan geçişine müsaade etmeyebiliriz. O da buna uymak zorundadır ve uymuştur. Onun için de farklı hava sahalarını tercih ederek, bu işleri yapmaktadır. Niye? Siz uluslararası noktada konulmuş kurallara uymak zorundasınız. Mesela Rusya'ya herkes ambargo uygulamıştır, biz ambargo uygulamadık. Çünkü ikili ilişkilerimiz var. Ben Putin'in yüzüne de söyledim, "Suriye'de yaptığınızdan dolayı size kırgınım, bunu bize rağmen yapmamalıydınız" dedim. Şu anda bu görüşmeler devam ediyor. Yarın dışişleri bakanlarımız bir araya gelecek. Türkiye bir arayışın içerisinde. Niçin? Suriye'deki barış. Ama Suriye'de Esed'in içinde olduğu bir projeyle barış olmaz. 360 bin insanın ölümüne neden olan bir kişiyle asla böyle bir süreç yürütülemez. Burada başka bir formülle geçiş hükümetinin kurulması lazım. Nitekim şimdi bunlar konuşuluyor. Öyle zannediyorum ki neticede bir yere varılacak. Şu anda İran'ın bazı yaklaşımlarından da ciddi derecede rahatsızız. Biz doğrunun her zaman yanındayız ama yanlış kimden gelirse gelsin uyarımızı yaparız. Şimdi G20 geliyor. Burada gündeme bu konuları koyduk. Uluslararası terörü buraya girdik, başlığı bu ve terörizmi, ağırlıklı olarak çevremizdeki olmak üzere bunları konuşacağız, görüşüceğiz. Temenni ederim ki sonuç bildirgesinde de bununla ilgili olumlu kararlar vermiş oluruz."

SIĞINMACI SORUNU

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin 2.5 milyon sığınmacıya ev sahiliği yaptığını, bunun daha ne kadarını göğüsleyebileceğine yönelik soru üzerine, Türkiye'nin bütün hesaplarını kışa göre yaptığını belirtti. Batı'ya da bu noktadaki uyarıların yapıldığını dile getiren Erdoğan, "Eğer burada müşterek bir çalışmanın içerisine girecekseniz ne ala eğer girmeyecekseniz bundan sonrasını da siz düşünün. Külfet paylaşımında siz nereye kadar varsınız? Kamplarımızdaki 270-280 bin insanla ilgili külfet paylaşımı düşünüyorsanız, kusura bakmayın, biz bunları 5 yıla yakındır her şeyini A'dan Z'ye yapıyoruz ve 8 milyar dolar bugüne kadar harcadık" ifadelerini kullandı.

Erdoğan, tüm dünyadan şimdiye kadar 417 milyon dolar geldiğini belirten Erdoğan, Batı'ya, Türkiye'de şu anda bulunan 2,5 milyon kişiyle ilgili neyin üstlenileceğini sorduklarını kaydederek, sadece Akdeniz'e gelen 60 bin kişiyi Sahil Güvenlik Komutanlığı'nın kurtardığını, "Bırak ölsün, niye kurtarıyorsun, gerek yok" denilmediğini söyledi.

"PARALEL YAPIYA DESTEK VERENLERİN İÇİNDE KONGRE ÜYELERİ DE VAR"

Paralel yapıyla ilgili Amerika'da bir hukuk firmasının yaptığı açıklamanın hatırlatılması üzerine Erdoğan, "Bu, bizim bu konudaki hassasiyetimizin ne kadar üst düzeyde olduğunu gösterir" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuyu sadece içerideki bazı operasyonlarla bitirmediklerini vurgulayarak, "Bu işin dış boyutu vardı. Bu dış boyutta da malum Pensilvanya'daki zat bu işin baş aktörü ve ekip orada zaman zaman toparlanıyor. Oradan aldıkları bazı destekler var. Bu desteklerin içerisinde kongre üyeleri de var" dedi.

Burada güçlü bir çıkışın yapılması gerektiğini, onun için Amerika'daki en saygın en güçlü bir hukuk bürosuyla anlaşıldığını ve sürecin başlatıldığını ifade eden Erdoğan, söz konusu büronun bütün bilgi, belgelerle ilk açıklamasını yaptığını dile getirdi. Erdoğan, bundan sonraki sürecin bir yargı, hukuk süreci olduğunu söyleyerek, "Çünkü sadece bu olay Türkiye'nin aleyhine değil, oradaki eğitim sisteminin içine bile nüfus etmişler, orayı da çökertmenin gayreti içerisindeler. Fakat bunun ABD ne kadar farkında ya da değil bilemem. Çünkü oradan aldıkları iç destekler var, seçim kampanyalarında verdikleri destekler var. Onlarla kendilerine kongrede bir alt yapı oluşturmuşlar" ifadelerini kullandı.

"Bunlar öyle zannedildiği gibi bir örgüt değil, farklı bir örgüt" ifadesini kullanan Erdoğan, paralel yapıyı "uluslararası güvenliği tehdit eden legal görünümlü illegal örgüt" şeklinde nitenlendirdi. Erdoğan, paralel yapının bu yüzden milli güvenlik siyaset belgesinin içine girdiğini hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunlar küresel bir ihanet şebekesi. Bunların tabanı ibadet ortası ticaret ama tavanı ihanet" dedi.

KOZA İPEK GRUBU'NA KAYYUM ATANMASI KARARI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İpek Koza Grubu ve bağlı şirketlere kayyum atanması kararına ilişkin soru üzerine ise "Bu bir yargı süreci. Yargı sürecinin içerisinde, yargı ben inanıyorum ki elinden geleni... Çünkü kendi sitelerinde, şöyle baktığımız zaman, mesela bir gar önündeki eyleme, orada bir şeyler görüyoruz, çok çok farklı. Onun sahiplenilmesi olayına da bakıyoruz orada da farklı bir şeyler var. Acaba niye kayyum tayin edildi, bunun iyi düşünülmesi lazım. Çünkü bir numarası kaçıyor ama arkadan diyor ki "Herhangi bir şey söz konusu değil, usulsüz yurt dışına para çıkışı yoktur." Tamam, niye kaçıyorsun? Kaçma. Kal ülkende. Kaçtığına göre demek ki burada bir su kaçağı var. Temenni ediyorum ki Türk yargısı adil şekilde bununla ilgili kararını verecektir. Tabii bizim bildiklerimiz bize ama yargının bildikleri de kendinedir" yanıtını verdi.

HABERE YORUM KAT
Haberlerde yapılan yorumlarda Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler