Ahmet Külekçi
Tavşantepe'de kalan adalet!
Diyarbakır'ın Bağlar ilçesine bağlı kırsal Tavşantepe Mahallesi'nde, 21 Ağustos 2024 tarihinde kayıp ihbarı yapılan 8 yaşındaki Narin Güran'ın cansız bedeni, 8 Eylül 2024 tarihinde köy yakınlarındaki Eğertutmaz Deresi'nde bir çuval içerisinde bulunmuştu.
Tüm Türkiye'nin gözyaşları içerisinde takip ettiği bu vahim olayın ardından yaşanan gelişmeleri ben de bir gazeteci olarak merakla izledim.
Öncelikle şunu söylemek isterim;
Benim en başından beri Narin Güran cinayetindeki tavrım bellidir.
Arşivler ortada...
Yazılarım ve haberlerim kayıtlara geçti.
Ben ne önceden ne de sonradan kıvıran, ağız değiştiren, salak ayağına yatan gazetecilerden değilim.
Öyle kimse, belgesel ya da televizyon programları adı altında ekranlarda veya gazete köşelerinde önceden yazdıklarını yutup bugün günah çıkarmasın.
Ya da samimiyse önce çıkıp özür dilesin.
8 yaşındaki Narin Güran'ın katledilmesinde yalnızca zanlıların değil, olay sonrası yalan yanlış haber yapanların, görevini layıkıyla yerine getirmeyenlerin de vebali vardır.
Narin Güran davasında sosyal medya önce Güran ailesini linç etti, bazı gazeteciler ise bu ateşe benzin döktü.
Anne, baba, kardeş, amca... Herkesin üzerinden geçildi.
Narin Güran cinayetinde hakikati ortaya çıkarmak yerine ekranlarda fantazi yapanlar, kumpas üzerine kumpas kurdu.
Narin'in davası magazin programlarına malzeme edildi, adeta çerez yapıldı.
Suçluyu bulamamanın endişesi ve mahcubiyetiyle görevini yaptığını sanan bazı kolluk kuvvetleri de çuvalı açıp içine ne bulduysa doldurdu.
Akla hayale gelmeyecek iddialar ve abuk sabuk senaryolarla bir köy, bir şehir ve bir aile linç edildi.
Şeytanın bile aklına gelmeyecek senaryolar yazanlar; bir aileye hayvana tecavüz, eşcinsellik, yasak aşk gibi yakıştırmalar yaparak en büyük kötülüğü gerçekleştirdi.
Her yol denendi, her türlü iftira atıldı.
Kafaların karışmasını isteyen zihniyet bütün bunları yaparken, "Narin Güran'ı kim öldürdü?" ve "Ortada somut deliller var mı?" sorularını ise es geçti. Bu sorular hâlâ cevaplanmış değil.
"Çember daralıyor, katili bulmak artık an meselesi" diyenler, sonunda cincilerden ve üfürükçülerden medet umar hâle geldi.
Güler misin, ağlar mısın?
Bu soruşturmada işini yapmayanlar, diyelim ki bu dünyada yakayı kurtardı; peki öteki tarafta bunun hesabını nasıl verecekler?
Hepimizin evlatları var.
Olayın yaşandığı köy olan Tavşantepe'yi şeytanlaştırıp akla hayale gelmeyecek yöntemleri deneyenler, delil üretmek yerine delil uydurma peşine düştüler.
8 yaşındaki dünyalar güzeli Narin'in son görüldüğü bölgedeki Nevzat Bahtiyar'ın evini aramak dışında neredeyse her şeyi yapanlar, aynı zamanda bu davayı içinden çıkılmaz bir hâle getirdiler.
Narin'in canını alan kimse, inşallah eceliyle ölmez; aynı acıyı yaşar.
Çocuklar ve cellatlar aynı dünyada yaşamamalı.
Aynı havayı solumamalı.
Buradan çağrım, Narin Güran dosyasının yeniden açılmasıdır.
En başta cezaevinde bulunan anne olmak üzere Güran ailesinin büyük bir haksızlığa kurban gittiği aşikârdır.
İçeride ve dışarıda Güran ailesinin isyanına, adalet arayışına mutlaka ses verilmelidir.

