Anahtar Deliği 24.03.2026 – Trabzon’da çalan sirenleri hatırlayanlar?
TRABZON’DA ÇALAN SİRENLERİ HATIRLAYANLAR?
Yanı başımızda sıcak savaş olsa da… Türkiye hâlen bölgede en güvenli, en güçlü ülkelerden biri. Peki, stratejik önemi çok büyük olan ve bugün olduğu gibi tarih boyunca da en kritik jeopolitik merkezlerden sayılan Trabzon’da tesis edilmiş herhangi bir kriz uyarı sistemi ve sığınak var mı?
Cevap: evet. Türkiye’de AFAD koordinasyonunda kurulan ve yönetilen, acil durumlarda halkı uyarmak amacıyla kullanılan yaygın bir sivil savunma ikaz ve alarm sistemi mevcut.
Bu sistem; Sarı, Kırmızı, Siyah (KBRN) ve Beyaz İkaz (Tehlike Geçti) olmak üzere 4 farklı türde siren sesi içeriyor.
Yaşı yetenler hatırlayacaktır; 1990 öncesi Trabzon’da birkaç ay üst üste farklı sirenler çalmıştı. Boztepe, Meydan (Bağkur binası), KTÜ (Farabi), Bahçecik (Cephane üstü), Hacıbeşir (Beşirli) tepeleri ve Akyazı gibi noktalarda, muazzam hızda dönerek çok yüksek ses çıkaran sistemler bulunuyordu.
Uzun zamandır denenmese de, bu yuvarlak düzeneklerin bazılarını bugün de görmek mümkün. Ortaya çıkan inanılmaz ses, okullarda dersleri engelleyecek seviyedeydi. Her yerden işitiliyor, pamuk ya da walkman kulaklığı takılsa bile bu sesi bastırmak mümkün olmuyordu.
O dönemde arama ve duyuru motorları olmadığından, kriz tatbikatları yerel gazeteler ve belediye anonsları aracılığıyla ilan ediliyordu. Uzun, aralıklı ve kısa formdaki siren sesleriyle farklı kriz durumları tanımlanıyordu.
“Afet, genel savaş hâli ve nükleer saldırı” gibi senaryolar da bu tatbikatların içinde yer alıyordu.
Yakın geçmişte merkezi hükümet, 81 ilde sığınak yapma projesi hazırladı. Bununla birlikte Trabzon’da genel ve ortak bir sığınak bulunmasa da toplanma alanları ve güvenli sığınma bölgeleri elbette mevcut.
Peki, sirenler yakın geçmişte hiç kullanıldı mı? Evet. Özellikle Adana’da tedbir amaçlı alarm sistemlerinin zaman zaman devreye girdiği biliniyor. Ancak Trabzon ve çevresinde böyle bir durum yaşanmadı.
ASELSAN tarafından hazırlanan siren sistemi için “inşallah hiçbir sebeple devreye girmesi gerekmez” diyerek bitirelim.
Bu bölgede korku barınmaz… Ancak halk, 90’lar öncesindeki tatbikatlarda bile “o sese” dayanmakta gerçekten zorlanmıştı.

***
TÜRK BAYRAĞI’NIN KONUMU VE ÖNEMİ
Sosyal medya platformlarının artması ve kullanıcı sayısının katlanmasıyla birlikte normatif dikkat ve duyarlılık da arttı. Artık protokolde yanlış duran, hatalı yerde oturan ya da yönergeye ters bir hareket yapan kişiler anında fark ediliyor.
Kamu görevlisi olarak seçilerek veya atanarak göreve gelenlerin, protokol kurallarını baştan sona öğrenmesi şart. Nitekim yakın geçmişte kaymakam, hatta vali olarak atanmasına rağmen törende oturacağı yeri bilmeyen, Türk Bayrağı’nı ters tarafa yerleştiren kamu yöneticileri görüldü.
Dolayısıyla bu tür hatalara karşı sosyal medyada hızlı bir müdahale geliyor. Bilenler kuralları hatırlatıyor, uyarıyor. Hatta zaman zaman “Protokol kurallarını öğrenmeden makama geçmeyin” şeklinde sert eleştiriler de yapılıyor.
Resmî törenlerde sıkça gözlemlendiği üzere, bayrağa selam konusunda da özellikle bekçiler ve güvenlik görevlileri arasında ciddi eksiklikler dikkat çekiyor.
Türkiye Cumhuriyeti Protokol Yönergesi’ne göre Türk Bayrağı’nın konumu nettir ve tartışmaya kapalıdır.
Makam odalarında bayrak, masada oturana göre sağ omuz arkasında bulunmak zorundadır. Misafire, muhataba ya da izleyiciye göre ise sol tarafta konumlandırılmalıdır.
Konuşmacı kürsüsünde veya tören alanlarında da bayrak, konuşmacının sağında yer almak zorundadır. İki ya da daha fazla direk bulunuyorsa, Türk Bayrağı her zaman en sağa yerleştirilir.“Ticari marka hakları bile kanunla korunurken Türk Bayrağı’nın konumu yanlış olabilir mi?”
Elbette bu sorunun cevabı nettir: Hayır. Makam sahiplerinin bu konuda azami hassasiyet göstermesi gerekir.
Nitekim son olarak KTÜ’nün bayramlaşma töreninden gelen bir fotoğrafta, kurumsal flama ile Türk Bayrağı’nın yine ters taraflarda yer aldığı görüldü.
Bayrak önemlidir. Bayrak ve flama kullanma hakkı verilen her kurum, bu müstesna yetkinin hakkını vermekle yükümlüdür.
Görev ve yetki devrinin söz konusu olduğu durumlarda ise yalnızca yöneticiler değil, ilgili personel de aynı hassasiyeti göstermek zorundadır.

***
SOYLU KONUŞTU; ORTALIK FENA KARIŞTI
İçişleri Bakanlığı görevinden ayrıldıktan sonra milletvekili olarak siyasi hayatına devam eden Süleyman Soylu, Trabzon’a pek uğramıyor. Daha çok seçim bölgesinde zaman geçirmeyi tercih ediyor.
Son olarak bayramda Gaziosmanpaşa’da ortaya çıkan Soylu’nun sıcak savaşa ilişkin değerlendirmeleri, adeta ortalığı birbirine kattı.
“300-400 bin şehit veririz ama İsrail diye bir memleket kalmaz!”
Ortada bir yazım ya da yayın hatası yoksa, bu açıklama gerçekten de oldukça vahim görünüyor.
Partisinin Gaziosmanpaşa İlçe Başkanlığı’nda gerçekleştirilen bayramlaşma programında konuşan Soylu,
“Biz İsrail ile sınırdaşız. Hatay’dan İsrail sadece 5 saat mesafede. Alimallah, Müslümanlara yaptığı zulmün bir benzerini bize yapmaya kalkarsa 300-400 bin şehit veririz ama Allah’ın izniyle İsrail diye bir memleket kalmaz” ifadelerini kullandı.
Türk milleti, İsrail’i devlet olarak kabul etsin ya da etmesin; kullanılan bu dil ve kurulan cümleler kamuoyunda ciddi tartışmalara neden oldu. “Bu nasıl bir ifade?” sorusu birçok kesimde yüksek sesle dile getirilmeye başlandı.
2026 yılı tahminlerine göre Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yaklaşık 355 bin personeli bulunuyor. TSK, personel sayısı ve rezerv gücü açısından dünyanın en büyük ordularından biri olarak kabul edilse de, “300-400 bin şehit” gibi bir ifade kamuoyunda mantıklı bulunmadı.
Eli silah tutan herkes asker doğmuş olsa bile, bu ölçekte bir kaybın telaffuz edilmesi ciddi bir eleştiri dalgasını beraberinde getirdi. Haberin yayımlandığı platformlarda binlerce ağır yorum yapıldı.
“Meram ne olursa olsun, tasvir yerinde değil” görüşü öne çıktı.
Soylu’nun açıklamaları dikkatle incelendiğinde şu soru gündeme geliyor:
“Türkiye Cumhuriyeti savaşa girerse, Çanakkale’de verilen mücadelenin 5 katı kadar şehit mi verecek?”
Bu noktada akıllara Çanakkale Savaşı geliyor. Tarihin en büyük destanlarından biri olarak kabul edilen bu savaşta verilen kayıpların katbekat fazlasının telaffuz edilmesi, kamuoyunda şaşkınlıkla karşılandı.
Soylu’nun hesabı mı şaştı, yoksa heyecanla konuşurken sınırları mı aştı, bilinmiyor.
Ancak görünen o ki, bu sözlerin ardından yeni bir açıklama yapma ihtiyacı doğabilir.

***
GALATASARAY’A JEST TRABZON’U BÖLDÜ
Süper Lig’in 28. haftasında oynanacak Trabzonspor - Galatasaray maçı öncesi alınan karar, Trabzon’da tartışmaları beraberinde getirdi.
Karşılaşmaya Galatasaray taraftarlarının alınacağı açıklanırken, benzer uygulamanın daha önce yapılmamış olması tepkilere neden oldu. Nitekim 26. haftada Akyazı’da oynanan Çaykur Rizespor maçında rakip taraftar stadyuma alınmamıştı. Aynı şekilde Rize’de oynanan karşılaşmada da Trabzonspor taraftarları tribüne girememişti.
Ligin ilk yarısında İstanbul’da oynanan ve golsüz beraberlikle sonuçlanan Galatasaray - Trabzonspor maçında ise bordo-mavili taraftarlara tribünler açılmıştı. Ancak,
“Türlü oyunlarla taraftar gruplarının hiçbiri maça alınmadı, münferit gelenlerin de büyük kısmı dışarıda kaldı.”
Bu nedenle tribünde takımı ateşleyecek herhangi bir organizasyon oluşmamış, bireysel olarak gelen taraftarların afiş ve flamalarına dahi el konulmuştu.
Trabzon’daki maça rakip taraftar alınması yönündeki karara özellikle Üniversiteli Trabzonsporlular ve Gurbetçi Gençler grupları sert tepki gösterdi.
4 Nisan 2026 Cumartesi günü saat 20.00’de oynanacak karşılaşmaya sarı-kırmızılı taraftarların alınacağının duyurulmasının ardından, taraftarlar karara ve kulüp başkanı Ertuğrul Doğan’a yönelik eleştirilerini artırdı.
Taraftar grupları yaptıkları açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“İstanbul’daki maçta konuk taraftara sözde açılan tribünler için biletler belirli gruplara bloke edilmiş ve maça gitmemiz engellenmişti. Kendi adına bilet almak isteyenler de sistemden engellenmişti.”
“Tüm bunları unutan veya yok sayan yönetim, şimdi neredeyse tüm çevrelerce desteklenen Galatasaray’ı dolaylı yoldan ekstra koruma altına almış gibi tribününü de onlara açıyor.”
“Vakit varken yönetim hafızasını yoklasın; onlar ilk yarıdaki maçta bizi tribüne kabul etti mi!”
Gelinen noktada, derbide misafir takım tribününde 2 bin 32 Galatasaray taraftarının yer alacağı ifade edildi. Karşılaşmada toplam 2 bin 250 güvenlik görevlisinin görev yapacağı da açıklandı.
Bordo-mavili yönetim ise bu kararı savunarak,
“Misafir tribünde rakip taraftarın bulunması, Trabzonspor taraftarını daha fazla motive eder”görüşünü dile getiriyor.

Kaynak:Haber61