Anahtar Deliği 12.02.2026- “Ağanın has adamları” Yarışması!

Trabzon’da belediye başkanları arasındaki gerilim, çalışanların sosyal medya çıkışlarıyla gölgelenirken; meclis koridorlarındaki tartışma ve kamu kurumlarındaki disiplin iddiaları, “kurumsal ciddiyet” sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
Anahtar Deliği 12.02.2026- “Ağanın has adamları” Yarışması!

“AĞANIN HAS ADAMLARI” YARIŞMASI!

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç ile Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya arasındaki gerilim, beklenmedik bir şekilde başka bir boyuta taşındı. Tartışmanın kendisi bir yana, asıl dikkat çeken gelişme, "kerameti kendinden menkul" bazı belediye çalışanlarından geldi.

Her iki belediyede görev yapan ve isimlerini vermek istemediğimiz bazı çalışanlar, sosyal medya hesaplarından adeta birer siyasi aktör gibi pozisyon aldı. Akıllarınca başkanlarını savunan, karşı tarafı hedef alan ve dahası "ayar veren" paylaşımlar yaptılar.

Üslupları boylarını aşacak düzeydeydi. Niyetleri ise "Ağanın has adamı olma" gayretinden başka bir şey değil gibi görünüyor.

Sormak gerekiyor: Ahmet Metin Genç’in ya da Ahmet Kaya’nın kendilerini savunacak klavye muhafızlarına gerçekten ihtiyacı var mı?

Her iki isim de siyasette uzun yıllar geçirmiş, meydan görmüş, kürsü görmüş, seçim kazanmış figürlerdir. On binlerce vatandaşın oyuyla seçilmiş belediye başkanlarının, emirlerindeki çalışanların sosyal medya atarlarına ihtiyaç duyduğunu düşünmek bile abes kaçıyor.

Dahası, kamu çalışanının tarafgir bir görüntü vermesi kurumsal ciddiyetle bağdaşır mı?

Belediye meclislerinde tartışma olması doğaldır. Siyaset gerilim üretir. Bazen söz yükselir, bazen tansiyon artar. İşin doğasında bu vardır ve gereken cevabı yine siyasetçi verir. Bu konular işçinin ya da memurun alanı değildir.

Kamuda görev yapmak; klavye delikanlılığıyla, sosyal medya üzerinden sadakat gösterisiyle ya da başkana yaranma çabasıyla olmaz. Profesyonellik gerektirir. Tarafsızlık gerektirir. Kurumsal disiplin gerektirir.

Anlaşılan o ki her iki başkanın da ekiplerine net bir çerçeve çizmesi gerekiyor. Siyaset, siyasetçilere bırakılmalı.

İşçi işçiliğini, memur da memurluğunu yapmalı.

On kişi arasında seçim yapılsa sınıf başkanı bile seçilemeyecek bazı çalışanların şov peşinde koşmasına izin verilmemeli.

Sözün özü; herkes haddini bilmeli.

1

***

BELEDİYE KORİDORLARINDA YAKIŞMAYAN TARTIŞMA!

Trabzon Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin dünkü oturumunda tansiyon yine yükseldi. Meclis salonunda başlayan sözlü atışma, toplantının ardından koridora taştı.

Toplantı sırasında Köprübaşı Belediye Başkanı Ali Aydın, söz alan Beşikdüzü Belediye Başkanı Cahit Erdem’e laf attı. Bu çıkışla birlikte meclisteki hava gerildi. Oturumun sona ermesinin ardından iki başkan arasındaki tartışma bu kez belediye koridorlarında devam etti.

Gerilimi artıran sözler ise Cahit Erdem’den geldi. Erdem’in, “Her konuşmama müdahale ediyorsun. Kendi ilçenin sorunlarını anlat, yalakalık yapmak sana mı düştü?” ifadeleriyle çıkıştığı öğrenildi. Bu sözlere Ali Aydın’ın da karşılık vermesi üzerine tartışmanın dozu daha da yükseldi.

Söz düellosu koridordan bina çıkışına kadar sürdü. Şalpazarı Belediye Başkanı Refik Kurukız ve bazı meclis üyelerinin araya girmesiyle fiziki temasın önüne geçildi. O anlara hem belediye çalışanları hem de belediyede işi için bulunan vatandaşlar şaşkınlıkla tanıklık etti.

Siyasetin doğasında rekabet vardır. Eleştiri vardır. Hatta zaman zaman sert tartışmalar da olabilir. Ancak saygı çizgisi aşıldığında ortaya çıkan tablo, siyasetin doğallığıyla açıklanamaz.

İlçe yöneten iki seçilmiş ismin koridor polemiğiyle gündeme gelmesi kimseye kazanç sağlamaz. Seçilmiş kişiler yalnızca kendilerine oy verenleri değil, tüm toplumu temsil eder.

Topluma örnek olmak, öfkeyi kontrol edebilmek ve fikir ayrılıklarını konuşarak çözebilmek yöneticilerin en temel sorumluluğudur. Dünkü görüntü ne Köprübaşı’na ne de Beşikdüzü’ne yakıştı.

Kazananı olmayan tartışmalar sadece kırgınlık üretir. Unutulmamalıdır ki siyaset kürsüde yapılır, koridorda değil.

2

***

BANLİYÖ NASIL ISINIYOR, FİRMALAR NE YAPIYOR?

Kış günleri Doğu Karadeniz’de bir sıcak bir soğuk geçiyor. Şarkılara, şiirlere, tribün bestelerine ilham veren yağmurdan yana Trabzon’un hiçbir eksiği ve özlemi yok.

Ancak konu ısınmaya gelince tablo değişiyor. Güvenli ısınma meselesi, bölgenin değişmeyen sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Kalorisi yüksek olsa da artan maliyetler nedeniyle kömüre ulaşmak her geçen gün zorlaşıyor. Odunu ise artık fırıncılar, lokantacılar bile güçlükle temin edebiliyor.

Doğalgaz hâlâ her yere ulaşmış değil. Özellikle yüksek kesimlerde yaşayan vatandaşlar için seçenekler oldukça sınırlı. Geriye çoğu zaman klasik köy sobaları kalıyor. Gündüz saatlerinde idare etmek mümkün olsa da gece ayazında alternatif neredeyse yok denecek kadar az.

Bir de hem köyde yaşayanları hem de yalnız başına hayatını sürdürenleri düşünün. Soğukla mücadele onlar için çok daha ağır şartlarda geçiyor. Metan gazı zehirlenmelerinin artmasıyla birlikte bir dönem yüksek kesimlerde “sıcak kiremit” yöntemi yaygınlaşmıştı. Ardından düşük voltajlı elektrikli battaniyeler özellikle hastalar için umut olmuştu.

Ne var ki onların da yeterince sağlıklı ve emniyetli olmadığı ortaya çıkınca bu kez birçok kişi “tulum” diye bilinen sıcak su torbalarına yöneldi.

Ancak tulumlar da, nedense, birer birer patlıyor. Buna bağlı olarak yanma vakaları yaşanıyor ve vücutta ciddi hasarlar oluşabiliyor. Son günlerde ajanslara düşen haberlerde özellikle Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz köylerinden gelen vakalar dikkat çekiyor.

Uzmanların açıklaması ise oldukça çarpıcı: “Plastik bir tulumu 2 yıldan fazla kullanmayın.”

Peki ama bu tulumları üreten yerli firmaların ve/veya Uzak Doğu’dan çoğu kalitesiz ürünleri ithal eden şirketlerin hiç mi sorumluluğu yok? Hastane servisleri birinci ve ikinci derece karın, göğüs ve bacak yanıklarıyla dolu.

1

Kaynak:Haber61

HABERE YORUM KAT
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan Trabzon Haber ve diğer kategorilerdeki haberlerdeki yorumlar onaylanmamaktadır.